YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/7647
KARAR NO : 2023/1458
KARAR TARİHİ : 27.02.2023
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İstanbul 14.Sulh Ceza Mahkemesinin 15.11.2013 tarihli ve 2013/807 Esas, 2013/1188 Karar sayılı, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile
cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın, itiraz edilmeksizin 12.12.2013 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 10.03.2022 tarihli ve 2022/326 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.04.2022 tarihli ve KYB-2022/39309 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.04.2022 tarihli ve KYB-2022/39309 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“İstanbul 14. Sulh Ceza Mahkemesinin 28.02.2013 tarihli ve 2012/212 Esas, 2013/235 Karar sayılı tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının infazı sırasında, sanığın yükümlülüklerine aykırı davrandığının bildirilmesi üzerine, mahkemece yargılamaya devam edilerek duruşma açılmasını müteakip, sanığa meşruhatlı davetiye gönderilmeden, yokluğunda yargılama yapılarak savunma hakkının kısıtlanması suretiyle sanığın mahkûmiyetine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Sanık hakkında, 30.04.2012 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 05.06.2012 tarihli ve 2012/78870 Soruşturma, 2012/36642 Esas, 2012/18012 İddianame sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı,
B. Sanık savunması alınarak, İstanbul 14. Sulh Ceza Mahkemesinin 28.02.2013 tarihli ve 2012/212 Esas, 2013/235 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın 26.03.2013 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği,
C. Siirt Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uymadığının bildirilmesi üzerine, sanığa meşruhatlı davetiye çıkarılmadan ve savunması da alınmadan, İstanbul 14. Sulh Ceza Mahkemesinin 15.11.2013 tarihli ve 2013/807 Esas, 2013/1188 Karar sayılı kararı ile; 5237
sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 12.12.2013 tarihinde kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
D. Kanun yararına bozma istemi ve tebliğnamede mahkeme adının “İstanbul 14. Sulh Ceza Mahkemesi” yerine “İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi” olarak yazılmasının maddi hata olduğu kabul edilerek ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, Dairemizce de benimsenen 10.04.2018 tarihli ve 2014/15-487 esas, 2018/151 sayılı kararı uyarınca, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği dikkate alınarak yapılan incelemede;
Sanığın savunmasının alınması için Siirt Sulh Ceza Mahkemesine yazılan talimatın bilaikmal iade edilmesi üzerine sanığın İstanbul’daki belirlenen adresine, “tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uymadığının iddia edilmesi nedeniyle duruşmaya gelip bu konuda beyanda bulunması veya diyeceklerini duruşma gününe kadar yazılı olarak bildirmesi gerektiği, mazeretsiz olarak duruşmaya gelmediği ve diyeceklerini yazılı olarak bildirmediği takdirde tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uymadığı kabul edilerek hakkında cezaya yokluğunda hükmolunabileceği” uyarısı ile birlikte duruşma tarihi ve saati yazılarak duruşma davetiyesinin usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi gerektiği, belirtilen nitelikte uyarıyı içeren davetiye tebligatı yapılmadan ya da sanık dinlenmeden mahkûmiyet hükmü kurulamayacağı anlaşıldığından, sanığın savunma hakkının kısıtlanması suretiyle mahkûmiyetine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. İstanbul (Kapatılan) 14. Sulh Ceza Mahkemesinin 15.11.2013 tarihli ve 2013/807 Esas, 2013/1188 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.02.2023 tarihinde karar verildi.