YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/7658
KARAR NO : 2023/1761
KARAR TARİHİ : 06.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI :
Aydın 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.02.2015 tarihli ve 2014/895 Esas, 2015/104 Karar sayılı, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına ve 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’a eklenen geçici 7 nci maddenin ikinci fıkrası yollamasıyla 5271 sayılı Ceza
Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın, itiraz edilmeksizin 03.03.2015 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 15.02.2022 tarihli ve 2021/17281 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19/04/2022 tarihli ve … sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19/04/2022 tarihli ve … sayılı kanun yararına bozma isteminin;
” Sanığın denetim süresi içinde yeni bir suç işlediğinin ihbar edilmesi üzerine, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasına ilişkin Aydın 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 16/09/2020 tarihli ve 2020/183 Esas, 2020/417 Karar sayılı kararının, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kanun yararına bozulması hâlinde hukuken yok hükmünde olacağı değerlendirilerek yapılan incelemede;
Aydın 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 17/07/2013 tarihli kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince hakkında verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uymadığı saptanan ve suçu sabit görülen sanık hakkında, aynı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca bir cezaya hükmedildikten sonra şartların varlığı halinde genel hükümler uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceği halde, 6545 sayılı Kanunla değişik 5320 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının yanlış uygulanması suretiyle, 5560 sayılı Kanunla değişik Türk Ceza Kanunu’nun 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hüküm niteliğinde olmayan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verildikten sonra hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının yasal olarak imkânsız olduğu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında 06/09/2012 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yürütülen soruşturma sonunda, Aydın Cumhuriyet Başsavcılığının 08/03/2013 tarihli ve
2012/13083 Soruşturma, 2013/1532 Esas, 2013/633 İddianame sayılı iddianamesi ile Aydın 1. Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
B. Aydın 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 17.07.2013 tarihli ve 2013/364 Esas, 2013/1055 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın 10.09.2013 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği,
C. Sanığın, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında yeniden uyuşturucu madde kullandığının teknik yöntemlerle tespit edilmesi üzerine, Aydın 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.02.2015 tarihli ve 2014/895 Esas, 2015/104 sayılı kararı ile; 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına, 6545 Sayılı Kanun’un 85 inci maddesi ile getirilen 5320 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 03.03.2015 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği,
D. Sanığın denetim süresi içerisinde 21.01.2019 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Aydın 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.02.2020 tarihli ve 2019/1551 Esas, 2020/385 Karar sayılı kararı ile mahkûm edildiğinin ihbar edilmesi üzerine, Aydın 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.09.2020 tarihli ve 2020/183 Esas, 2020/417 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasına, 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına, karar verildiği, kararın 14.10.2020 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
E. Sanığın denetim süresi içinde yeni bir suç işlediğinin ihbar edilmesi üzerine, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasına ilişkin Aydın 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.09.2020 tarihli ve 2020/183 esas, 2020/417 sayılı kararının, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kanun yararına bozulması hâlinde hukuki değerden yoksun olacağı değerlendirilerek yapılan incelemede;
Aydın 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 17.07.2013 tarihli kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hakkında verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uymadığı saptanan ve suçu sabit görülen sanık hakkında, aynı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca bir cezaya hükmedildikten sonra şartların varlığı halinde genel hükümler uyarınca
hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceği halde, 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’a eklenen geçici 7 nci maddenin ikinci fıkrasının yanlış uygulanması suretiyle, 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hüküm niteliğinde olmayan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verildikten sonra hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının yasal olarak imkânsız olduğunun gözetilmemesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerindedir.
Ancak; UYAP kaydı ve adli sicil kaydının incelenmesinde, sanığın, daha önceden 22.07.2011 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasında, Aydın 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 21.11.2011 tarihli ve 2011/921 Esas, 2011/1457 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uyduğunun bildirilmesi üzerine Aydın 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 21.02.2013 tarihli ve 2011/921 Esas, 2011/1457 Karar sayılı ek kararı ile, 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca davanın düşmesine karar verildiği, düşme kararının 20.03.2013 tarihinde kesinleştiği, sanığın adli sicil kaydından denetimli serbestlik tedbirinin 10.02.2013 tarihinde infaz edildiğinin anlaşılması karşısında;
Hüküm tarihinden önce 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasının olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti açısından; öncelikle, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı, suç tarihi olan 06.09.2012 tarihinden önce açılmış başka bir dava olup olmadığının, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediği belirlendikten sonra; sanık bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ise, 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca “davanın düşmesine” karar verilmesi gerektiği, mahkemece Aydın 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 21.11.2011 tarihli ve 2011/921 Esas, 2011/1457 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilen tedavi ve
denetimli serbestlik tedbirinin infaz tarihlerinin kesin olarak belirlenmesi ve buna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Aydın 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.02.2015 tarihli ve 2014/895 Esas, 2015/104 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.03.2023 tarihinde karar verildi.