Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2022/8544 E. 2023/2056 K. 13.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/8544
KARAR NO : 2023/2056
KARAR TARİHİ : 13.03.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
Kabule göre; kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma

Bakırköy 9.Ağır Ceza Mahkemesinin 29.09.2020 tarihli ve 2020/88 Esas, 2020/378 Karar sayılı, hükümlü hakkında değişen suç vasfı itibariyle kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci

maddesi uyarınca verilen 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 07.10.2020 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 16.03.2020 tarihli ve 2021/21395 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.04.2022 tarihli ve KYB-2022/42709 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.04.2022 tarihli ve KYB-2022/42709 sayılı kanun yararına bozma isteminin;

” Şüphelinin evvelce 01.09.2018 tarihinde işlemiş olduğu aynı neviden bir başka suç sebebiyle Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 14.02.2019 tarihli ve 2018/126627 soruşturma, 2019/464 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın verildiği, kararın 16.03.2019 tarihinde kesinleştiği,

Şüphelinin inceleme konusu 24.12.2019 tarihli uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan açılan Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 10.02.2020 tarihli ve 2019/124913 soruşturma, 2020/5412 esas, 2020/915 sayılı iddianamesiyle açılan kamu davasında yapılan yargılama sonunda, Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.09.2020 tarihli kararıyla eylemin kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma eylemi olarak kabulü ile sanığın mahkumiyet verildiği anlaşılmakla, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 14.02.2019 tarihli ve 2018/126627 soruşturma, 2019/464 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlali mahiyetinde olan 24.12.2019 tarihli kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak fiilinin ayrı bir suç oluşturmadığı, ilk suçun ihlali niteliğinde olduğu ve ayrı bir yargılama konusu yapılamayacağı gözetilerek ikinci suçtan dolayı açılan kamu davasında düşme kararı verilip ihbarda bulunulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”

Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE

A. Şüpheli hakkında, 24.12.2019 tarihinde işlediği iddia olunan uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 10.02.2020 tarihli ve 2019/124913 Soruşturma, 2020/5412 Esas, 2020/915 sayılı iddianamesi ile Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,

B. Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.09.2020 tarihli ve 2020/88 Esas, 2020/378 Karar sayılı kararı ile, sanığın eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu kabul edilerek 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 07.10.2020 tarihinde istinaf edilmeksizin kesinleştiği,

C. Sanığın daha önceden 01.09.2018 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu nedeniyle Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 14.02.2019 tarihli ve 2018/126627 soruşturma, 2019/464 sayılı kararı ile, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın şüphelinin bilinen adresine tebliğe çıkarıldığı, 28.02.2019 tarihinde adreste tanınmadığından bahisle bilatebliğ iade edildiği, her ne kadar Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca kararın, 16.03.2019 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiğine dair kesinleşme şerhi düzenlenmiş ise de; 28.02.2019 tarihinde tebligatın yapılamadığı, bu nedenle kararın 16.03.2019 tarihinde kesinleşmiş olamayacağı, dosya içinde mevcut tutanaktan anlaşılacağı üzere, erteleme kararının Silivri 6 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutanakla, 5271 sayılı Kanun’un 35 inci maddesi hükümlerine uygun şekilde 09.03.2020 tarihinde tebliğ edildiği, bu durumda erteleme kararının 25.03.2020 tarihinde kesinleşmiş olacağı ve beş yıllık erteleme süresinin de bu tarihten itibaren işlemeye başlayacağı, dolayısıyla inceleme konusu 24.12.2019 tarihli suçun erteleme kararının ihlali değil, erteleme kararının kesinleşmesinden önce işlenen suç haline dönüşeceği,

5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin; ikinci fıkrasında “Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında … beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir.” şeklindeki, aynı maddenin üçüncü fıkrasında “Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır.”, dördüncü fıkrasında “Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması hâlinde, hakkında kamu davası açılır.” ve

beşinci fıkrasında “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” şeklindeki,

5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasında “Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir.” şeklindeki düzenlemelerin yer aldığı,

Somut olayda, şüphelinin daha önce 01.09.2018 tarihinde işlediği aynı nev’iden bir başka suç nedeniyle Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 14.02.2019 tarihli ve 2018/126627 soruşturma, 2019/464 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın verildiği, kararın 25.03.2020 tarihinde kesinleştiği, beş yıllık erteleme süresinin de bu tarihten itibaren işlemeye başlayacağı, dolayısıyla inceleme konusu 24.12.2019 tarihli suçun erteleme kararının ihlali değil, erteleme kararının kesinleşmesinden önce işlenen suç haline dönüşeceği ve erteleme kararı içinde eriyeceği, ileride 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki hallerden birinin gerçekleşmesi nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak kamu davası açılması halinde, açılacak davada 24.12.2019 tarihli eylemin mahkemece temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan ayrılma sebebi yapılabileceği anlaşıldığından; 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca “düşme” kararı verilerek Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunulması gerektiği gözetilmeden sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür.

III. KARAR

1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.09.2020 tarihli ve 2020/88 Esas, 2020/378 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

13.03.2023 tarihinde karar verildi.