YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/8888
KARAR NO : 2023/2646
KARAR TARİHİ : 27.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İstanbul Anadolu 54. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.12.2019 tarihli ve 2019/534 Esas, 2019/613 Karar sayılı, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun’un 51 inci maddesi uyarınca ertelenmesine ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 23.12.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 01.04.2022 tarihli ve 2021/21706 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.05.2022 tarihli ve KYB-2022/52492 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.05.2022 tarihli ve KYB-2022/52492 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Sanığın 20.11.2017 tarihli ikinci eyleminin, İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.05.2017 tarihinde kesinleşen, 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası gereğince zorunlu olarak verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair 23.05.2017 tarihli kararının 5 yıllık denetim süresi içinde işlenmiş olması nedeniyle bu kararın ihlali olarak değerlendirileceği ve 6545 sayılı Kanunla değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma yapma yasağı nedeniyle ihlal olarak nitelilendirilen ikinci suçtan sanığın mahkumiyetine karar verilemeyeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında, 20.11.2017 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 09.11.2018 tarihli ve 2018/91077 soruşturma, 2018/5926 sayılı kararı ile; 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına, karar verildiği, kararın şüpheliye 21.11.2018 tarihinde usulûne uygun şekilde tebliğ edilerek denetimli serbestlik tedbirinin infazı için 24.12.2018 tarihinde Sakarya Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
B. Sakarya Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar ettiğinin bildirilmesi üzerine, erteleme kararının kaldırılarak İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 19.06.2019 tarihli ve 2019/109217 Soruşturma, 2019/35733 Esas, 2019/28859 sayılı iddianamesi ile İstanbul Anadolu 54. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
C. İstanbul Anadolu 54. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.12.2019 tarihli ve 2019/534 Esas, 2019/613 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun’un 51 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ertelenmesine karar verildiği, kararın 23.12.2019 tarihinde istinaf edilmeksizin kesinleştiği,
D. Dosya arasında bulunan İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/283 Esas, 2020/1 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde;
1. Sanığın 17.06.2015 tarihinde işlediği iddia olunan “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 04.09.2015 tarihli ve 2015/108885 Soruşturma, 2015/32902 Esas, 2015/2722 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı,
2. İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.05.2017 tarihli ve 2015/214 Esas, 2017/174 Karar sayılı kararı ile, sanığın eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu kabul edilerek 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası dikkate alınarak 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 31.05.2017 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği,
3. Kanun yararına bozma istemine konu İstanbul Anadolu 54. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.12.2019 tarihli kararıyla ihbarda bulunulması üzerine, İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.01.2020 tarihli ve 2019/283 Esas, 2020/1 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasına, sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanık müdafiinin kararı istinaf ettiği,
4. İstanbul BAM 5. Ceza Dairesinin 25.05.2021 tarihli ve 2020/964 Esas, 2021/1569 Karar sayılı kararı ile, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek kararın kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
E. 6545 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 68 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesi yeniden düzenlenmiş olup anılan maddenin beşinci fıkrasında, “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.”, sekizinci fıkrasında “Bu Kanun’un; a)188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b)190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.” ve dokuzuncu. fıkrasında ise “Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi hükümleri uygulanır” şeklindeki düzenlemelere yer verildiği,
Somut olayda, sanığın ilk suçu olan 17.06.2015 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı 04.09.2015 tarihli iddianameyle açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.05.2017 tarihli ve 2015/214 Esas, 2017/174 Karar sayılı kararıyla mahkûmiyetine, 6545 sayılı Kanun’la değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 31.05.2017 tarihinde kesinleştiği, sanığın denetim süresi içerisinde aynı nitelikte suç işlediğinin ihbar edilmesi üzerine, İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 09.01.2020 tarihli ve 2019/283 Esas, 2020/1 sayılı kararıyla hükmün açıklanması ile sanığın mahkûmiyetine karar verildiği, kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 25.05.2021 tarihli istinaf başvurusunun esastan reddi kararıyla kesinleştiği, sanığın 20.11.2017 tarihli ikinci eyleminin, İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.05.2017 tarihinde kesinleşen zorunlu olarak verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararın ihlali niteliğinde olduğu, kanuni zorunluluk üzerine verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile aynı hukuki sonuçları doğuracağı, bu durumda, incelemeye konu suç tarihinin 20.11.2017 olması ve zorunlu olarak verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının denetim süresi içerisinde işlenmesi nedeniyle Cumhuriyet savcısı tarafından yeni bir soruşturmaya konu edilmeyip hükmün açıklanmasının geri
bırakılması kararını veren mahkemeye ihbarda bulunulması gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında ayrı bir soruşturma konusu yapılarak kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmesi, erteleme kararının ihlali nedeniyle kamu davası açılması ve yargılama sonucunda mahkûmiyetine karar verilmesi kanuna aykırı olduğundan;
Sanığın 20.11.2017 tarihli eylemini, İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesince kanuni zorunluluk üzerine verilen ve 31.05.2017 tarihinde kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde gerçekleştirmesi nedeniyle, 6545 sayılı Kanun’la değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma yapma yasağı bulunduğu ve bu suçun sadece ilk suçtan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının ihlali sayılabileceği, kanunî zorunluluk üzerine verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlendiği anlaşılan eylem nedeniyle açılan kamu davasında mahkemesince 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca “düşme” kararı verilip mahkemesine ihbarda bulunulması gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
Mahkemesince “düşme” kararı verilip ihbarda bulunulması gerekmekte ise de; mahkûmiyet kararı ile birlikte zaten ihbarda bulunulduğu ve ihbar üzerine İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.01.2020 tarihli ve 2019/283 Esas, 2020/1 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasına, sanığın cezalandırılmasına karar verildiği, kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 25.05.2021 tarihli ve 2020/964 Esas, 2021/1569 Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddi kararı ile kesinleştiği gözetilerek yeniden ihbarda bulunulmayıp yalnızca düşme kararı verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. İstanbul Anadolu 54. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.12.2019 tarihli ve 2019/534 Esas, 2019/613 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.03.2023 tarihinde karar verildi.