YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/13491
KARAR NO : 2023/9543
KARAR TARİHİ : 07.11.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İTİRAZA KONU KARAR : Onama
İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Yargıtay 10. Ceza Dairesinin, 21.11.2012 tarihli ve… Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.07.2023 tarihli ve KD – 2023/74428 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca yapılan lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu, ”sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
1. Davaya konu eylemde, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürlüğü ekiplerinin uyuşturucu madde ticareti ile ilgili yaptıkları çalışmalarda …, … ,… ve çevresinden temin edecekleri esrarı İstanbul’a götürüp pazarlayacakları bilgisine ulaşıldığı yapılan teknik takip sonucunda … …, …’ın uyuşturucuyu nakledecekleri, nakilde … yönetimindeki aracın öncülük yapacağı … yönetiminde ve uyuşturucu taşınacak aracın da arkadan geleceği, naklin bu şekilde yapılacağını …’ın organize ettiğinin tespit edildiği; 30.03.2008 günü saat 23.00 sıralarında Silvan yönünden gelen ve öncü araç olan … PLAKA sayılı ticari taksi ile arkadan takip eden 34 … sayılı aracın kontrol noktası olan 450 Evler mevkiinde durduruldukları öndeki araçta…. …’in bulunduğu, … yönetiminde ve içinde …’nin bulunduğu diğer sanık … Özcan tarafından kiralanan 34 EV 3160 Plaka sayılı araçta yapılan aramada 30.880 kg kubar esrar maddesinin elegeçirildiği, ele geçirilen maddeler üzerinde yaptırılan kriminal inceleme sonucunda söz konusu maddelerin uyuşturucu maddelerden THC (Tetrahydrocannabinol) ihtiva eden esrar maddesi olduğunun ve elde edilebilecek toplam esrar miktarının 18006.00 gram olduğunun tespit edildiği anlaşılmış ve sanık …’ın diğer sanıklar … ,…, …, …, … ile birlikte uyuşturucu madde ticareti amacıyla anlaştıkları, bu amaçla temin edilen uyuşturucu maddenin nakli sırasında uyuşturucunun ele geçirildiği, sanığın ticaret amacıyla uyuşturucu madde temin suçuna iştirak ettiği sabit görülerek cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Yine dosya arasına alınan Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 14/04/2010 tarihli 2008/315 esas, 2010/232 karar sayılı kararı incelendiğinde, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü görevlilerinin uyuşturucu madde ticareti yapan şahıslarla ilgili olarak 09/03/2008 tarihinde yaptıkları çalışmalar kapsamında; sanık …’ın yönetimindeki … plakalı aracın seri ve trafiği tehlikeye sokacak şekilde seyir ettiğinin görülmesi üzerine görevlilerin bu aracı takip ettikleri ve Selahattin Eyyübu bulvarı üzerinde durdurduklarında aracı sanık …’ın kullandığı, sağ ön yolcu koltuğunda da sanık …’ın bulunduğunu gördükleri ve kimlik kontrolü yaptıkları sırada sanık …’in olay yerinden kaçmaya başladığı yapılan takip sonucunda yakalanmasının mümkün olmadığı; sanıkların içerisinde bulundukları araç içerisinde yapılan
aramada ise; aracın arka koltuğunun üzerinde, aracın ön sağ koltuğu önünde emanette kayıtlı ve ekspertiz raporuna göre, tamamı saf esrar olan 7.927 gram toz esrar ve 2.182,5 gram saf esrar elde edilebilecek nitelikteki 4.850 gram kubar esrar maddesinin ele geçirildiği, ele geçen uyuşturucu madde miktarı, ele geçiriliş şekli, aracın içerisinde bulunduğu yer, ele geçirilen uyuşturucu maddenin sanıkların yıllık kullanım sınırlarının üzerinde olması, olay yakalama, arama ve el koyma tutanağı, esrar miktarının günlük kullanım miktarının üzerinde olması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanıkların birlikte iştirak halinde üzerlerine atılı suçu işledikleri kabul edilerek sanık …’in 5237 sayılı Kanun’un 188/3, 62, 52/2-4, 53, 63, 54 maddeleri uyarınca 5 yıl 10 ay hapis ve 2.660,00 TL adli para cezası ile mahkûmiyetine ve hak yoksunluğu uygulanmasına karar verilmiş, hükmün sanık müdafi tarafından temyizi üzerine, Yüksek Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 03/05/2012 gün ve … sayılı ilamı ile hükmün onandığı anlaşılmaktadır.
3. TCK 43 üncü maddesindeki zincirleme suçun oluşabilmesi için aynı suç işleme kararı ile Kanun’un aynı hükmünün birden fazla ihlal edilmesi yani birden fazla suçun bulunması, bu suçların aynı tipte suç olması, suçların aynı kişiye veya topluma karşı değişik zamanlarda işlenmesi ya da aynı suçun tek fiille birden fazla kişiye karşı işlenmesi gerekmektedir.
4. Sanığın bir suç işleme kararı kapsamında suçu işlediğinin belirlenmesinde suçların işleniş biçimi, maddi konusunda benzerlik olup olmadığı, suçların işlendiği yerler arasındaki ilişki, suçlar arasındaki zaman aralığı ve bir suçla ilgili soruşturma ve kovuşturma yapılmasından veya hüküm verilmesinden sonra diğer suçun işlenip işlenmediği gibi ölçütlerden yararlanılır.
5. TCK 188/3. maddesindeki “Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan, satışa arz eden, başkalarına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden, bulunduran kişi, on yıldan az olmamak üzere hapis ve bin günden yirmi bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır” hükmü dikkate alındığında, uyuşturucu madde ticareti yapma suçu maddede sayılan seçimlik hareketlerin biri ya da bir kaçının işlenmesi halinde oluşmaktadır. Fakat aynı suçu işleme kararının belirlenmesinde suçun işleniş şekli, suçlar arasında zaman aralığı, suçun maddi konusunun benzerliği gibi ölçütlerde faydalanıldığı için dosyamıza konu her iki olay irdelendiğinde, sanığın 30/03/2008 tarihinde işlediği ileri sürülen suçtan dolayı 27/05/2008 tarihli iddianameyle inceleme konusu bu davanın açıldığı; dosya arasına alınan Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/315 esas sayılı dosyasında ise sanığın 09/03/2008 tarihinde işlediği ileri sürülen “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçu nedeniyle ise 20/04/2008 tarihli iddianame ile dava açıldığı, her iki davaya konu eylemlerin suç tarihleri, işlenme şekilleri ve iddianame düzenleme tarihleri dikkate
alındığında zincirleme olarak gerçekleştirildiği, sanık hakkında bir kez mahkumiyet hükmü kurulup, eylemlerin zincirleme olarak gerçekleştirildiğinin kabulüyle TCK 43. maddesinin tatbiki gerekirken iki ayrı yargılama sonucu ayrı mahkumiyet hükümleri kurulduğu, hükümlerin kesinleştiği anlaşılmıştır.
6. Bu durumda; sanık …’ın belirtilen suçları, aynı suç işleme kararının icrası kapsamında işlediği ve hakkında zincirleme suçla ilgili TCK’nın 43 üncü maddesinin uygulanması gerektiği ve sonuç cezadan daha önce kesinleşen Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/315 esas sayılı dosyasında verilen cezanın mahsup edilmesi gerektiği düşünülmüş, bu sebeple iki suçtan ayrı ayrı mahkûmiyet hükmü kurulmasının yasaya aykırı olduğu, sanık hakkındaki daha sonra kesinleşen hükmün bozulmasında zorunluluk bulunduğu kanaatine varılmıştır. Bu nedenle, anılan onama kararına karşı sanık lehine itiraz edilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.” şeklinde olup hükmün bozulmasına karar verilmesi talebine ilişkindir.
II. GEREKÇE
Dosya ve UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemede; Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.04.2010 tarih ve… sayılı kararı ile suç tarihi 09.03.2008 ve iddianame tarihi 20.04.2008 olan uyuşturucu madde ticareti yapma suçu nedeniyle, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulduğu; temyiz başvurusu üzerine Dairemizin 03.05.2012 tarih ve … sayılı kararı ile mahkûmiyet hükmünün onanarak kesinleştiği; temyize konu dosyada ise sanık hakkında 30.03.2008 tarihli eylemi nedeniyle 27.05.2008 tarihli iddianame ile kamu davası açıldığı, suç tarihleri ve iddianame tarihlerine göre hukuki kesintinin bulunmadığı anlaşılmakla; belirtilen dosyanın aslı veya onaylı örneği bu dosya içine konularak her iki dosyadaki tüm deliller birlikte incelenip, eylemlerin tek suç, iki ayrı suç ya da zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra, zincirleme suç oluşturduğunun kabul edilmesi durumunda, ağır sonuç doğuran suç esas alınarak belirlenecek cezanın, 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi gereğince artırılması ve böylece bulunacak sonuç cezanın, kesinleşen hükümdeki sonuç cezadan “fazla olması halinde” aradaki fark kadar “ek cezaya hükmolunması”, aksi halde “ek ceza verilmesine yer olmadığına” karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ile hüküm kurulması nedeniyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.
III. KARAR
1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ KABULÜNE,
2. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemizin, 21.11.2012 tarihli ve … Karar sayılı onama ilâmının KALDIRILMASINA,
3. İlan infaz edilmekte ise mahkemesince infazın durdurularak bila infaz iadesinin istenmesine,
4. Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.10.2011 tarihli ve … Karar sayılı kararının itiraz sebepleri yerinde görüldüğünden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.11.2023 tarihinde karar verildi.