Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2023/15584 E. 2023/8647 K. 12.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/15584
KARAR NO : 2023/8647
KARAR TARİHİ : 12.10.2023

D U R U Ş M A L I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin, hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Temyiz incelemesi, sanık … müdafilerinin süresindeki isteği nedeniyle adı geçen sanık yönünden duruşmalı olarak, duruşmalı inceleme talebinde bulunan sanık … müdafiinin yöntemine uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmaya gelmemesi nedeniyle ve sanıklar Mustafa, Ayşenur, Zafer ve Soner hakkında da duruşmalı inceleme talebi bulunmadığından adı geçen sanıklar yönünden duruşmasız olarak yapılmakla, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. İstanbul 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.11.2015 tarihli ve 2015/275 Esas, 2015/288 Karar sayılı kararı ile İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/153 Esas sayılı dosyası ile aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunması sebebiyle her iki dosyanın birleştirilmesine, yargılamaya İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/153 Esas sayılı dosyası üzerinden devam olunmasına karar verilmiştir.
B. İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.06.2016 tarihli ve 2015/153 Esas, 2016/248 Karar sayılı kararı ile sanıklar Nurcan, Mustafa, Soner ve …’in uyuşturucu madde ticareti yapma suçlarından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü ve beşinci fıkraları, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi ve 58 inci maddesi uyarınca 15 yıl 7 ay 15 gün hapis ve 9.360,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve sanıklar Mustafa, Soner ve … hakkında birinci kez tekerrür hükümlerinin uygulanmasına; sanık …’un uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü ve beşinci fıkraları, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci

maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 10 yıl 5 ay hapis ve 6.220,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına; sanık …’in uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü ve beşinci fıkraları, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 12 yıl 6 ay hapis ve 7.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
C. İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi kararının, sanıklar müdafileri ve sanık … tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 05.04.2021 tarihli ve 2020/20939 Esas, 2021/4299 Karar sayılı kararı ile;
“A) Sanık … hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde:
Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile aşağıda belirtilenin dışındaki yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Sanığın 20.10.2014 tarihli eylemi sabit ise de; dosyaya konu diğer eylemlerde ele geçen uyuşturucu maddelerle ilgisi olduğuna ilişkin kuşku sınırlarını aşan kesin ve yeterli delil bulunmadığı gözetilmeden, tek eylemi sabit olan sanık hakkında TCK’nın 43. maddesinde öngörülen “zincirleme suç” hükümlerinin uygulanması,
2- TCK’nın 188/5. maddesinin uygulanması için müşterek faillerin “aynı yönde” hareket etmeleri ve bir olay üzerinde aynı amaç doğrultusunda en az 3 sanığın da iradelerinin birleşmesi gerektiği, somut olayda ise sanık …’un diğer sanıklarla birlikte, iştirak iradesi ile hareket ettiğine dair kuşku sınırlarını aşan yeterli delil bulunmadığı dikkate alındığında, sanık hakkında hükmolunan cezanın TCK’nın 188/5. maddesi uyarınca artırılması suretiyle, fazla ceza tayin edilmesi,”
“B) Sanık … hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde:
Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların aşağıda belirtilenin dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;

1- Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, sanığın 21.01.2015 tarihli eylemi sabit ise de, hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ayrı soruşturma yürütülen …’de 27.01.2015 tarihinde ele geçirilen suç konusu maddeler ile ilgili ekspertiz raporunun dosyada bulunmadığı anlaşıldığından, adı geçen raporun aslı veya onaylı örneklerinin getirtilerek dosyaya konulması, sanığa okunarak diyeceklerinin sorulması, tüm delillerin birlikte değerlendirilerek, sonucuna göre sanık hakkında TCK’nın 43/1. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
2- TCK’nın 188/5. maddesinin uygulanması için müşterek faillerin “aynı yönde” hareket etmeleri ve bir olay üzerinde aynı amaç doğrultusunda en az 3 sanığın da iradelerinin birleşmesi gerektiği, somut olayda ise sanığın diğer sanıklarla birlikte, iştirak iradesi ile hareket ettiğine dair kuşku sınırlarını aşan yeterli delil bulunmadığı dikkate alındığında, sanık hakkında hükmolunan cezanın TCK’nın 188/5. maddesi uyarınca artırılması suretiyle, fazla ceza tayin edilmesi,
3- Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi ve 7242 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından sanıkların durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,”
“C) Sanıklar … hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesinde:
Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç tipi ile aşağıda belirtilenlerin dışındaki yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- TCK’nın 188/5. maddesinin uygulanması için müşterek faillerin “aynı yönde” hareket etmeleri ve bir olay üzerinde aynı amaç doğrultusunda en az 3 sanığın da iradelerinin birleşmesi gerektiği, somut olayda ise sanıkların birlikte, iştirak iradesi ile hareket ettiğine dair kuşku sınırlarını aşan yeterli delil bulunmadığı dikkate alındığında, sanıklar hakkında hükmolunan cezanın TCK’nın 188/5. maddesi uyarınca artırılması suretiyle, fazla ceza tayin edilmesi,

2- Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi ve 7242 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından sanıkların durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,”
Nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
D. İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.04.2022 tarihli ve 2021/230 Esas, 2022/191 Karar sayılı kararı ile sanıklar Nurcan, Mustafa, Soner ve …’in uyuşturucu madde ticareti yapma suçlarından, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi ve 58 inci maddesi uyarınca 10 yıl 5 ay hapis ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına, sanıklar Mustafa ve Soner hakkında birinci kez, sanık … hakkında ikinci kez tekerrür hükümlerinin uygulanmasına; sanık …’un uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 5 yıl 6 ay 20 gün hapis ve 40,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına; sanık …’in uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 8 yıl 4 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık … müdafilerinin temyiz sebepleri özetle;
1. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
2. Yeterli ve somut delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,
3. Zincirleme suç hükümlerinin uygulanma koşullarının gerçekleşmediğine,
İlişkindir.

B. Sanık … müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
2. Yeterli, kesin ve somut delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,
3. Kullanıcı olan sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğuna,
İlişkindir.
C. Sanık … müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
2. Suçun unsurlarının oluşmadığına,
3. Yeterli ve somut delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,
4. Gerekli yasal indirimlerin yapılmadığına,
İlişkindir.
D. Sanık … müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
E. Sanık … müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
2. Yeterli ve kesin delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,
3. Adli arama kararı alınmaksızın yapılan üst aramaları sonucu ele geçen delillerin hukuka aykırı nitelikte olduğuna,
4. Haklarında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlem yapılan şahısların kollukta ifadelerinin alındığına, 5271 sayılı Kanun’un 148 inci maddesi uyarınca ikinci kez alınan ifadelerin Cumhuriyet savcısı tarafından alınması gerektiğine,

5. Fiziki takip tutanaklarının olay tarihinden sonra hazırlanmasının tutanak içeriğinin doğruluğu hususunda şüphe oluşturduğuna,
6. Kullanıcı olan sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğuna,
7. Zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının hukuka aykırı olduğuna,
İlişkindir.
F. Sanık … ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. 27.01.2015 tarihli olayla ilgili olarak Şükrü’nün tanık sıfatıyla dinlenmediğine,
2. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
3. Her türlü şüpheden uzak, somut ve yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,
4. Zincirleme suç hükümlerinin uygulanma koşullarının gerçekleşmediğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Sanıklar Nurcan, Mustafa, Ayşenur ve Zafer Yönünden
1. 20.10.2014 tarihinde; iletişimin tespiti ve fiziki takip sonucu, kolluk görevlilerinin müşteri kılığıyla sanık …’nın işlettiği markete girerek kasada sanık …’un olduğunu ve market içinde bulunan bir bölmeden sesler geldiğini tespit etmelerinden sonra, hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlem yapılan …’in geldiği ve söz konusu markete kısa süreli girip çıktığı, yaya olarak ilerlemekte olduğu sırada durdurulan …’in üzerinden esrar ele geçirildiği anlaşılan olayda;
Sanıklar…’nın işletmekte oldukları markette tezgahtar olarak çalıştırdıkları sanık … vasıtasıyla uyuşturucu madde sattıkları, zaman zaman sanık … ile birlikte satış yaptıklarının aralarındaki telefon görüşmelerinden anlaşıldığı; …’in sanık …’nın yönlendirmesiyle Ayşenur’dan uyuşturucu madde aldığını beyan ederek sanıklar….’u teşhis ettiği gerekçesiyle suçun sübuta erdiği kabul edilmiştir.

2. 02.11.2014 tarihinde; iletişimin tespiti ve fiziki takip sonucu, hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlem yapılan Deniz ile sanık …’nın araçlarıyla aynı yerde görüldükleri, sanık …’nın aracıyla uzaklaştığı sırada Deniz’in de aracına binerek hareket ettiği, Deniz ile sanık … arasında uyuşturucu madde alışverişinin gerçekleşmiş olduğu şüphesi üzerine aracı durdurulan Deniz’in üzerinde bulunan esrarı teslim ettiği anlaşılan olayda;
Fiziki takip tutanağı ve iletişim tespit tutanakları, Deniz’in yakalanmasından sonra sanıklar Mustafa ve Nurcan arasındaki telefon görüşmeleri bir arada değerlendirilerek suçun sübuta erdiği kabul edilmiştir.
3. 09.11.2014 tarihinde; iletişimin tespiti ve fiziki takip sonucu, hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlem yapılan Sinan ile sanık …’nın buluştukları, Sinan’ın sanık …’nın aracının sağ ön camından araç içinde bulunan sanık … ile görüştüğü sırada birşeyler alıp verdiklerinin görüldüğü, seyir halinde olan aracı duraklama yaptığı sırada durdurulan Sinan’ın üzerinde bulunan esrarı teslim ettiği anlaşılan olayda;
Sinan’ın sanık …’nın aracına yaklaşarak sanıktan birşeyler aldığının ve akabinde durdurulan Sinan’ın üzerinden uyuşturucu madde ele geçtiğinin fiziki takip tutanağından anlaşıldığı gerekçesiyle suçun sübuta erdiği kabul edilmiştir.
4. 27.11.2014 tarihinde; iletişimin tespiti ve fiziki takip sonucu, hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlem yapılan …’un, sanık …’nın işlettiği market civarında beklediği sırada sanık …’nın kullandığı araçla markete gelen sanık …’ın araçtan indikten sonra …’un aracına bindiği, bir süre …’un kullandığı araçla dolaştıktan sonra Nurcan’ın araçtan indiği anlaşılan olayda;
Sanık … ile …’un buluşma öncesinde gerçekleştirdikleri telefon görüşmesi ile …’un yakalanmasından sonra sanıklar Nurcan ve Mustafa arasında gerçekleşen telefon görüşmesi içeriğinin uyuşturucu maddeye ilişkin olduğu kabul edilmekle birlikte, sanıklar Nurcan ve Mustafa’nın takip edildiklerini anladıkları için …’a uyuşturucu madde vermeden ayrıldıkları değerlendirilmiştir.
5. 07.01.2015 tarihinde; iletişimin tespiti ve fiziki takip sonucu, haklarında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlem yapılan Mesut, Ali ve…’ın aynı araçla hakkında verilen beraat hükmü kesinleşen sanık …’nın ikameti önüne geldikleri, bir süre sonra sanık …’in de aracı ile aynı ikamet önüne geldiği, sanık …’in kullanıcı şahısların bulunduğu araca kısa süreli binip indiği ve indiği sırada elinde bulunan bir miktar parayı cebine koyduğu, akabinde …’nın ikametine girdiği, kısa süre

sonra elinde gizlemeye çalıştığı kabarık gazete kağıdıyla ikametten çıkıp tekrar kullanıcı şahısların aracının arka kısmına oturduğu, elinde bulunan şeyi aracın arka kısmında oturan…’a verdikten sonra aracına geçtiği, bu sırada sanık …’ın …’ya ait ikametten çıkarken görüldüğü, kullanıcı şahısların bulunduğu aracın durdurulduğu, cebinde şişkinlik olduğu gözlemlenen…’ın üzerinden esrar ele geçirildiği anlaşılan olayda;
Fiziki takip tutanağı ile…’ın ve sanık …’in aşamalardaki beyanları bir arada değerlendirilerek, sanık …’in temyiz dışı sanık …’nın ikamet ettiği binaya girerek buradan aldığı uyuşturucu maddeyi…’a verdiği, suça konu uyuşturucu maddeyi temyiz dışı sanık …’dan aldığının ispatlanamadığı, ancak sanık …’in arkasından sanık …’ın sokağa çıkması nedeniyle suça konu uyuşturucu maddeyi sanık …’dan alarak…’a verdiği kabul edilmiştir.
6. 26.01.2015 tarihinde; iletişimin tespiti ve fiziki takip sonucu, hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlem yapılan Burak’ın, sanık …’nın işlettiği markete girip çıktığı sırada aracı ile gelen sanık …’nın markete girdiği, Burak’ın da Mustafa’nın arkasından tekrar markete girdiği ve kısa süre sonra marketten çıktığı, yaya olarak ilerlemekte olduğu sırada durdurulan Burak’ın üzerinde bulunan esrarı teslim ettiği anlaşılan olayda;
Fiziki takip ve yakalama tutanağı, Burak’ın sanıklar Nurcan ile Mustafa aleyhine beyan ve teşhisi bir arada değerlendirilerek suçun sübuta erdiği kabul edilmiştir.
7. 25.02.2015 tarihinde; sanıklar Nurcan ve Mustafa’ya ait ikamette yapılan arama sonucu balkonda poşet içinde net 93,6 gram esrar, yatak odasında bulunan çekmecede poşet içinde net 1,45 gram esrar, mutfakta sandalye üzerinde poşet içinde çok sayıda kilitli poşet, salonda sehpa üzerinde 3.500,00 TL para, arama sırasında camdan komşu binanın çatısına atıldığı tespit edilen poşet içinde net 884,0 gram esrar ve 45 paket halinde net 133,25 gram esrar ele geçirildiği anlaşılan olayda;
Arama sırasında sanıklar…’ya ait ikametten içinde uyuşturucu madde bulunan poşetin atıldığı hususunun tutanakla tespit edildiği, sanık …’nın balkonda ve yatak odasında ele geçen uyuşturucu maddenin aidiyetini kabul ederek kullanıcı olduğunu savunduğu, balkonda ele geçen uyuşturucu maddenin bulunduğu poşet üzerinden sanık …’ya ait parmak izi tespit edildiği bir arada değerlendirilerek suçun sübuta erdiği kabul edilmiştir.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle sanıklar Nurcan, Mustafa, Ayşenur ve Zafer’in mahkûmiyetlerine; sanıklar Nurcan ve Mustafa yönünden zincirleme şekilde uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu

işlediklerinin kabulü ile haklarında 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasının uygulanmasına; sübutun kabul edildiği olaylar yönünden sanıkların birlikte iştirak iradesiyle hareket ettiğine dair kuşku sınırlarını aşan, yeterli delil bulunmaması nedeniyle haklarında 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin beşinci fıkrasının uygulanmasına yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.
B. Sanık … yönünden
1. 21.11.2014 tarihinde; iletişimin tespiti ve fiziki takip sonucu, hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlem yapılan Ali (Damar)’nin sanık …’in işlettiği kıraathane önünde sanık … ile buluştuğu, Ali’nin sanık …’e birşeyler verdiğinin ve sanık …’in kıraathaneye girip çıkmasının akabinde tekrar Ali’nin yanına geldiğinin ve Ali’ye birşeyler verdiğinin görüldüğü, seyir halinde olan aracı durdurulan Ali’nin üzerinde bulunan 2 parça halinde esrarı teslim ettiği anlaşılan olayda;
Fiziki takip tutanağı ile Ali’nin beyan ve teşhisi bir arada değerlendirilerek suçun sübuta erdiği kabul edilmiştir.
2. 28.11.2014 tarihinde; iletişimin tespiti ve fiziki takip sonucu, hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlem yapılan Ali (Kaplan)’ın kısa süreli sanık …’in işlettiği kıraathaneye girip çıktığı, yaya olarak ilerlemekte olduğu sırada durdurulan Ali’nin kaba üst yoklaması sırasında karın boşluğunda kabarıklık olduğunun farkedildiği ve Ali’nin karın boşluğunda bulunan poşet içindeki esrarı teslim ettiği anlaşılan olayda;
Fiziki takip tutanağı ile Ali’nin beyan ve teşhisi bir arada değerlendirilerek suçun sübuta erdiği kabul edilmiştir.
3. 28.11.2014 tarihinde; iletişimin tespiti ve fiziki takip sonucu, hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlem yapılan Mehmet Onur’un sanık …’in işlettiği kıraathaneye kısa süreli girip çıktığı, Mehmet Onur’un aracına binerek kıraathaneden ayrılmasından sonra aracını park ettiği sırada durdurulduğu ve üzerinde bulunan esrarı teslim ettiği anlaşılan olayda;
Fiziki takip tutanağı ile Mehmet Onur’un beyan ve teşhisi bir arada değerlendirilerek suçun sübuta erdiği kabul edilmiştir.

4. 25.02.2015 tarihinde; sanık …’e ait ikamette yapılan arama sonucu, portmantoda bulunan sanık …’e ait montların cebinde 2 parça halinde toplam 3,6 gram toz esrar ile 2 adet MDMA içeren hap, gardropta bulunan sanık …’e ait mont cebinde ise 1 adet 5-MeO-MIPT içeren hap ile 6 adet MDMA içeren hap ele geçirildiği anlaşılan olayda;
Yukarıda açıklanan gerekçelerle, sanığın zincirleme şekilde uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediğinin kabulü ile hakkında 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasının uygulanmasına; sübutun kabul edildiği olaylar yönünden sanığın, diğer sanıklarla birlikte iştirak iradesiyle hareket ettiğine dair kuşku sınırlarını aşan, yeterli delil bulunmaması nedeniyle hakkında 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin beşinci fıkrasının uygulanmasına yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.
C. Sanık … Yönünden
1. 21.01.2015 tarihinde; iletişimin tespiti ve fiziki takip sonucu, hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlem yapılan Yasin’in kısa süreli sanık …’in ikametine girip çıktığı, seyir halinde olan aracı durdurulan Yasin’in üzerinde bulunan esrarı teslim ettiği anlaşılan olayda;
Olay öncesinde sanık … ile Yasin arasında gerçekleşen şifreli konuşma içerikleri, fiziki takip tutanağı ile Yasin’in beyan ve teşhisi bir arada değerlendirilerek suçun sübuta erdiği kabul edilmiştir.
2. 27.01.2015 tarihinde; iletişimin tespiti ve fiziki takip sonucu, hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlem yapılan Şükrü’nün kısa süreli sanık …’in ikametine girip çıktığı, yaya olarak ilerlemekte olduğu sırada durdurulan Şükrü’nün üzerinde bulunan esrarı teslim ettiği anlaşılan olayda;
Olay öncesinde sanık … ile Şükrü arasında gerçekleşen şifreli konuşma içerikleri, fiziki takip tutanağı ile Şükrü’nün beyan ve teşhisi bir arada değerlendirilerek suçun sübuta erdiği kabul edilmiştir.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle, sanığın zincirleme şekilde uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediğinin kabulü ile hakkında 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasının uygulanmasına; sübutun kabul edildiği olaylar yönünden sanığın, diğer sanıklarla birlikte iştirak iradesiyle hareket ettiğine dair kuşku sınırlarını aşan, yeterli delil bulunmaması nedeniyle hakkında 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin beşinci fıkrasının uygulanmasına yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Sanıklar… Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden
Bozmaya uyulduğu, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, Mahkemenin, sanıklar …. hakkında 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasının uygulanmasına ilişkin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı; sanıklar Nurcan ve Mustafa’ya ait ikamette ele geçen uyuşturucu maddenin ele geçiriliş şekli ve miktarı itibariyle kullanım sınırlarının üzerinde olması, haklarında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlem yapılan şahısların kesintisiz fiziki takibi sonucu kendilerinde uyuşturucu maddelerin ele geçirilmesi karşısında sanık …’nın ve de sanık …’in kullanıcı olduğu yönündeki temyiz itirazlarına itibar edilemeyeceği; 5271 sayılı Kanun’un 90 ıncı maddesinin dördüncü fıkrası, 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nun Ek 6 ıncı maddesi ile Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliğinin 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendindeki “suç üstü” halinde karar alınmadan kaba üst yoklaması yapılabileceğine dair düzenlemeler de gözetildiğinde, kolluk görevlilerinin somut olayda işlenmekte olan ticari amaçla uyuşturucu madde bulundurma suçuyla karşılaşması nedeniyle yetki ve sorumlulukları kapsamında derhal gerekli tedbirleri alarak basit bir kontrol ile kullanıcıların üzerindeki uyuşturucu maddeleri ele geçirip el koymalarının hukuka uygun olduğu, bu durumda ayrıca adli arama kararı alınmasına gerek bulunmadığı, kaldı ki kullanıcıların yakalama sırasında herhangi bir aranma ya da suç baskısı olmaksızın üzerlerindeki uyuşturucu maddeleri bizzat teslim ettikleri, hukuka aykırı bir delilden söz edilemeyeceği; 5271 sayılı Kanun’un 148 inci maddesinin beşinci fıkrasındaki düzenlemenin şüphelilere yönelik olduğu, kullanıcıların ikinci kez alınan ifadelerinin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunun şüphelisi sıfatıyla değil bilgi sahibi sıfatıyla alındığı; fiziki takip tutanaklarının içeriğinin gerçek olduğunun aksi sabit oluncaya kadar karine olarak kabul edildiği, söz konusu karinenin çürütülmesine yönelik delile dayalı ispatın söz konusu olmadığı anlaşıldığından, sanıklar müdafilerinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümlerde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
B. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Bozmaya uyulduğu, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve

bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, Mahkemenin, takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, sanık hakkında yaş küçüklüğü nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca ve de takdiri indirim hakkı kullanılarak aynı Kanun’un 61 inci maddesi uyarınca gerekli indirimlerin yapıldığı, sanık hakkında sübutu kabul edilen olay yönünden başkaca indirim nedeni bulunmadığı anlaşıldığından, sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, aşağıdaki husus dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
Suç tarihinde 18 yaşından küçük olan sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin uygulanması sırasında, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 106 ncı maddesinin dördüncü fıkrasına aykırı olacak şekilde, ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği ihtarında bulunulmasının hukuka aykırı olduğu,
Değerlendirilmiş; ancak bu hususun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
C. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Bozmaya uyulduğu, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, Mahkemenin, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasının uygulanmasına ilişkin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, aşağıdaki husus dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.06.2016 tarihli ve 2015/153 Esas, 2016/248 Karar sayılı kararının sanık ve müdafii tarafından temyiz edildiği ve aleyhe temyiz talebi bulunmadığı gibi bozma sonrası tekerrüre esas alınan Fatih 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/37 Esas ve 2009/162 Karar sayılı ilamında sadece sanığın mükerrir olduğundan bahsedildiği, tekerrüre esas alınan ilamın denetime elverir şekilde açıkça belirtilmediği gözetilmeden, bozmaya uyulduğu halde sanık hakkında Bakırköy 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/1739 Esas ve 2011/421 Karar sayılı ilamı yerine Fatih 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/37 Esas ve 2009/162 Karar sayılı ilamı tekerrüre esas alınarak sanık hakkında ikinci kez mükerrirlik hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu,
Değerlendirilmiş; ancak bu hususun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

V. KARAR
A. Sanıklar Nurcan, Mustafa, Zafer ve Soner Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) harfi ile gösterilen bentte açıklanan nedenlerle İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.04.2022 tarihli ve 2021/230 Esas, 2022/191 Karar sayılı kararında sanıklar müdafileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanıklar müdafilerinin temyiz sebeplerinin reddiyle, hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) harfi ile gösterilen bentte açıklanan nedenlerle İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.04.2022 tarihli ve 2021/230 Esas, 2022/191 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322’nci maddesi gereği hükmün;
5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümünden “ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğine (ihtar yapıldı)” ibarelerinin çıkarılması,
Suretiyle, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
C. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden

Gerekçe bölümünde (C) harfi ile gösterilen bentte açıklanan nedenlerle İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.04.2022 tarihli ve 2021/230 Esas, 2022/191 Karar sayılı kararına yönelik sanık ve müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün;
Sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin bölümün hüküm fıkrasından çıkarılması ve yerine “Sanığın Bakırköy 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/1739 Esas ve 2011/421 Karar sayılı ilamı nedeniyle mükerrir olduğu anlaşılmakla 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesi uyarınca sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezasının infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” ibaresinin eklenmesi,

Suretiyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.10.2023 tarihinde karar verildi.
TEFHİM TUTANAĞI: 12/10/2023 tarihinde verilen bu karar Yargıtay Cumhuriyet savcısı Yüksel …’ın katılımıyla ve duruşmada savunmasını yapmış bulunan sanık … müdafii Avukat …’ın yokluğunda, 19/10/2023 tarihinde, açık olarak okundu.