Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2023/2327 E. 2023/3297 K. 11.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/2327
KARAR NO : 2023/3297
KARAR TARİHİ : 11.04.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/139 E., 2021/155 K.
SUÇ : Değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Aralarındaki bağlantı nedeniyle Dairemizin 2021/16339 esasında kayıtlı İskenderun 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.03.2021 tarihli ve 2020/334 Esas, 2021/93 Karar sayılı dosyası ile birlikte incelenmiştir.
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin
birinci fıkrası gereği temyiz edenin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığının 23.01.2013 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası, 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığının 21.03.2013 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
3. İskenderun 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.11.2013 tarihli ve 2013/76 Esas, 2013/276 Karar sayılı kararı ile Mahkemenin 2013/33 Esas sayılı dosyası ile aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunması sebebiyle her iki dosyanın birleştirilmesine, yargılamaya Mahkemenin 2013/33 Esas sayılı dosyası üzerinden devam olunmasına karar verilmiştir.
4. İskenderun 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.01.2014 tarihli ve 2013/33 Esas, 2014/5 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçlarından, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği tedavi ve denetimli serbestlik tedbirleri uygulanmasına karar verilmiştir. Kararların 24.01.2014 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirlerinin infazı için dosyalar Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmiştir.
5. Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirlerinin gerektirdiği yükümlülüklere uymadığının bildirilmesi üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, İskenderun 1. Ağır Mahkemesinin, 14.04.2015 tarihli ve 2015/36 Esas, 2015/104 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesi, 54 üncü maddesi, 63 üncü maddesi uyarınca 1 yıl hapis cezası ile hak yoksunluğuna hükmedilmiştir.

6. İskenderun 1. Ağır Mahkemesinin, 14.04.2015 tarihli ve 2015/36 Esas, 2015/104 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Dairemizin 01.10.2020 tarihli ve 2019/6198 Esas, 2020/4732 Karar sayılı kararı ile “1- Suç tarihleri 30/11/2012 ve 15/02/2013 olmasına karşın gerekçeli karar başlığında sadece 30/11/2012 olarak yazılması,
2- Sanık hakkında 30/11/2012 tarihli eylemi nedeniyle 23/01/2013 tarihli iddianame ile dava açılarak yargılamasına başlandığı, 15/02/2013 tarihli eylemi nedeniyle de 21/03/2013 tarihli iddianame ile dava açılarak yargılamasına başlandığı ve her iki dava dosyasının birleştirilmesine karar verilerek sanık hakkında 16/01/2014 tarihli karar ile ana dosya ve birleşen dosya bakımından olmak üzere iki suçtan tedavi ve denetimli serbestlik kararları verildiği, kararların infazı için iki ayrı denetim dosyası oluşturulduğu ve iki dosyanın da bila infaz kapatılması üzerine mahkemeye bildirimde bulunulmasına karşın, aralarında hukuki ve fiili kesinti bulunan iki suç oluşmasına karşın sanığın sadece 30/11/2012 tarihli eylemi nedeniyle cezalandırılması,
3- Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan TCK’nın 191. maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının “bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası” olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK’nın 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 24. maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan “Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanunun geçici 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan “01/01/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19/08/2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli ve 2020/16 esas, 2020/33 karar sayılı iptal kararı ile, “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresinin, aynı bentte yer alan “… basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanunun 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK’nın 251. maddesinin 3. fıkrasına göre; “mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve CMK’nın 251. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, TCK’nın 7. maddesi ile CMK’nın 251. Maddesi
hükümleri gözetilmek suretiyle sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, “Basit Yargılama Usulü” yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
4- Hükümden önce 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değiştirilen TCK’nın 191. maddesi ve aynı Kanunun 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanunun geçici 7. maddesi sanık lehine hükümler içermekte olup, öncelikle; 6545 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değiştirilen TCK’nın 191. maddesinin 5. fıkrası ve aynı Kanunun 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanunun geçici 7. maddesinin olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti açısından, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı bu suç tarihinden önce açılmış başka dava olup olmadığının, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediğinin ve önceki dava sonucunun araştırılması, gerektiğinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden suç tarihinde sanığın infazda olan başka bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının bulunup bulunmadığı sorulup belirlendikten sonra;
a) Sanık bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet kararı verilmiş ise, 6545 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değiştirilen TCK’nın 191. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, CMK’nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca “davanın düşmesine”, karar verilmesi,
b) Sanık hakkında aynı suçtan açılmış başka dava yoksa veya sanık bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş değilse veya daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet dışında bir hüküm verilmiş ise, bu suç nedeniyle doğrudan tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmış olan sanığın, yükümlülüklerini ihlal ettiğinin sabit görülmesi halinde hakkında, 6545 sayılı Kanunun 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 7. maddenin 3. fıkrası uyarınca, yargılamaya devam olunarak, suç tarihi itibarıyla, 5560 sayılı Yasa ile değişik TCK’nın 191. maddesi çerçevesinde bir karar verilmesi, gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması,

5- 7201 sayılı Tebligat Kanununun 10/2. madde ve fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Tebligat Kanununun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanunun 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, mercii tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanununun 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği gözetilmeksizin, duruşma günü için sanığa gönderilen davetiyenin doğrudan Tebligat Kanunun 21/2. maddesine göre tebliğ edildiği ve tebliğin usulsüz olduğu görülmekle, meşruhatlı davetiye usulüne uygun tebliğ edilmeden ya da sanık dinlenmeden mahkûmiyet hükmü kurulması,
” nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
7. İskenderun 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.04.2021 tarihli ve 2021/139 Esas, 2021/155 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, birleşen dava dosyası kapsamında 15.02.2013 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesi, 54 üncü maddesi, 63 üncü maddesi uyarınca 1 yıl hapis cezası ile hak yoksunluğuna, Mahkemenin 2020/334 Esas sayılı dosyası kapsamında yapılan yargılama esnasında Dairemizin 2019/6198 Esas sayılı ilamında da belirtildiği üzere, sanığın netice ceza itibari ile kazanılmış hakkı bulunduğundan sanık hakkında iş bu dava dosyasından hükmedilen hapis cezası ile mahkemenin 2020/334 Esas sayılı dosyasından hükmedilen hapis cezalarının infaz aşamasında 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sanığın netice ceza miktarı açısından kazanılmış hakkıda göz önüne alınarak toplamda 1 YIL HAPİS CEZASI OLARAK İNFAZINA hükmedilmiştir.
II. GEREKÇE
Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;
Sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulan ve temyiz edilen 2021/139 Esas, 2021/155 Karar sayılı dosyanın, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına Dosya Gönderme Formu ekine konularak UYAP’tan
işlem yapılmadığı, form ekinde Mahkemenin 2020/334 Esas, 2021/93 Karar sayılı dosyasının bulunduğu ve temyize gönderildiği anlaşılmakla, Yargıtayın denetim işlevini yerine getirebilmesi için, temyiz edilen dosya üzerinden işlem yapılarak form düzenlenmesi ve temyize gönderilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı görülmüştür.
III. KARAR
Başkaca yönleri incelenmeyen İskenderun 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.04.2021 tarihli ve 2021/139 Esas, 2021/155 Karar sayılı kararının, gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.04.2023 tarihinde karar verildi.