YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/4667
KARAR NO : 2023/4608
KARAR TARİHİ : 22.05.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/362 E., 2022/415 K.
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanık ve müdafii
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin, hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Develi Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.10.2010 tarihli ve 2010/510 Esas, 2010/1528 Soruşturma sayılı iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun)191 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 53 üncü maddesi, 54 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
B. Develi (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesinin 23.12.2010 tarihli ve 2010/412 Esas, 2010/558 Karar sayılı kararı ile sanığın kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 191 maddesinin birinci fıkrası, 192 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğunun uygulanmasına karar verilmiştir.
C. Develi (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesi kararının, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Ceza Dairesinin 19.02.2018 tarihli ve 2017/3995 Esas, 2018/937 Karar sayılı kararı ile;
“Sanıklar hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan dolayı başka dava olup olmadığı, varsa sanıkların bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemedikleri belirlendikten sonra;
a. Sanıklar hakkında aynı suçtan açılmış başka dava yoksa veya sanıklar bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş değilse, bu suç nedeniyle tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmamış olan sanıklar hakkında, hükümden sonra 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değiştirilen TCK’nın 191. maddesi ve aynı Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrası uyarınca, 191. madde hükümleri çerçevesinde “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına”,
b. Sanıklar bu suçu, daha önce işledikleri suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ise, 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değiştirilen TCK’nın 191. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, CMK’nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca
“davanın düşmesine” karar verilmesinde zorunluluk bulunması,” nedenleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
D. Develi Asliye Ceza Mahkemesinin 08.03.2019 tarihli ve 2018/236 Esas, 2019/165 Karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun’un, 5278 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (5728 sayılı Kanun) ile değişik 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Karar 14.06.2019 tarihinde itirazın reddi kararı ile kesinleşmiştir.
E. Sanığın denetim süresi içinde 27.07.2020 tarihinde işlediği 2313 sayılı Kanun’a muhalefet suçu nedeniyle Kayseri 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.01.2017 tarihli ve 2020/696 Esas, 2021/28 Karar sayılı kararı ile sanığın cezalandırılmasına karar verildiği, 08.04.2021 tarihinde kesinleştiği, Kayseri 5. Ağır Ceza Mahkemesince 22.04.2021 tarihinde ihbarda bulunulması üzerine dosya ele alınarak yapılan inceleme neticesinde, Develi Asliye Ceza Mahkemesinin 21.09.2021 tarihli ve 2021/479 Esas, 2021/760 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğunun uygulanmasına karar verilmiştir.
F. Develi Asliye Ceza Mahkemesi kararının, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 29.03.2022 tarihli ve 2022/1282 Esas, 2022/3990 Karar sayılı kararı ile;
“Sanıklar hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan dolayı başka dava olup olmadığı, varsa sanıkların bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemedikleri belirlendikten sonra;
a. Sanıklar hakkında aynı suçtan açılmış başka dava yoksa veya sanıklar bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş değilse, bu suç nedeniyle tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmamış olan sanıklar hakkında, hükümden sonra 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değiştirilen TCK’nın 191. maddesi ve aynı Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrası uyarınca, 191. madde hükümleri çerçevesinde “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına”,
b. Sanıklar bu suçu, daha önce işledikleri suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ise, 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değiştirilen TCK’nın 191. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, CMK’nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca “davanın düşmesine” karar verilmesinde zorunluluk bulunması,” nedenleriyle hükmün bozulmasına, 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci ve 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sonuç ceza yönünden sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına karar verilmiştir.
G. Develi Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.06.2022 tarihli ve 2022/628 Esas, 2022/820 Karar sayılı kararı ile sanığın üzerine atılı eylemlerinin bir bütün halinde ticaret amacıyla uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturup oluşturmadığına ilişkin delillerin tartışma ve değerlendirme görevini üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verilerek dosya görevli Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir. 05.07.2022 tarihinde itirazın reddi kararı ile kesinleşmiştir.
H. Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.09.2022 tarihli ve 2022/362 Esas, 2022/415 Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ile üçüncü fıkraları uyarınca 4 yıl 2 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına, Develi Asliye Ceza Mahkemesinin 21.09.2021 tarihli ve 2021/479 Esas, 2021/760 Karar sayılı kararı ile sanığın 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, verilen kararın yalnızca sanık tarafından temyiz edildiği, bu durumun 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sanık lehine kazanılmış hak teşkil ettiğinden infazın 10 ay hapis cezası üzerinden yapılmasına karar verilmiştir.
I. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özetle; temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri
1. Uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediğine dair her türlü şüpheden arınmış kesin ve inandırıcı delil elde edilmediğine,
2. Esrar maddesinin yıllık şahsi kullanım sınırları içerisinde olduğuna,
3. Kriminal Laboratuvar’ın düzenlemiş olduğu raporda eksiklikler göz önünde bulundurulduğunda esrar maddesinin miktarı tam olarak ortaya çıkacağına,
4. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
5. Eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğuna,
6. Bahse konu suç için alt sınırdan uzaklaştırılarak ceza verildiğine,
7. Verilen cezanın hakkaniyete uygun olmadığına,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Olay tarihinde usulüne uygun şekilde alınan karara istinaden yapılan aramada, sanığın üzerinde 1 adet içerisinde esrar sarmada kullanılan kağıt bulunan OCB yazılı kağıt kutu ile pantolon cebinden 2 adet … jelatine sarılı vaziyette esrar ele geçirildiği, ikamette yapılan aramada da yatak odasında komidinin çekmecesinde siyah poşet içerisinde ve çocuk odasında 2 adet cam kavanoz içerisinde esrar bulunduğu, aynı şekilde araç içerisinde yapılan aramada ise 1 adet jelatin kağıdına sarılı vaziyette esrar ele geçirildiği, suça konu uyuşturucu maddelerin paket sayısı, miktarı, çeşitliliği, olay yeri, savunması ve ele geçiriliş biçimi de nazara alındığında sanığın ticari amaçla uyuşturucu maddeyi bulundurmak sureti ile üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediği gerekçesiyle sanığın mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde;
1. Sanığın savunmasının aksine ele geçirilen maddeleri ticari amaçla bulundurduğuna dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı nitelikte yeterli delilin elde edilmediği, sanığın yargılama konusu eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2. 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen 23.12.2010 tarihli mahkûmiyet kararı ile Dairemizin 19.02.2018 tarihli ve 2017/3995 Esas, 2018/937 Karar sayılı bozma kararı üzerine yapılan yargılama neticesinde 08.03.2019 tarihinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verildiği tarihine kadar zamanaşımını kesen başkaca bir işlemin bulunmadığı, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.09.2022 tarihli ve 2022/362 Esas, 2022/415 Karar sayılı kararı ile sanık ve müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereğince BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.05.2023 tarihinde karar verildi.