Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2023/4705 E. 2023/3594 K. 25.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/4705
KARAR NO : 2023/3594
KARAR TARİHİ : 25.04.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2018/196 E., 2019/7 K.
SUÇ : Değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı
madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da
uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1….Cumhuriyet Başsavcılığının 16.03.2010 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 53 üncü maddesi, 54 üncü maddesi, 63 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

2….Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.05.2010 tarihli ve 2010/88 Esas, 2010/110 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi, 54 üncü maddesi, 63 üncü maddesi uyarınca 4 yıl 2 ay hapis ve 80 TL adli para cezaları ile hak yoksunluğuna hükmedilmiştir.

3….Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.05.2010 tarihli ve 2010/88 Esas, 2010/110 Karar sayılı kararının sanık müdafii ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 31.10.2013 tarihli ve 2011/26916 Esas, 2013/9522 Karar sayılı kararı ile;

“1- Sanığın, minibüsle uyuşturucu madde getireceğine ilişkin bilgi edinilmesi üzerine, …’dan…yönüne gelmekte olan yolcu minibüsünün durdurulduğu ve minibüste yolcu olarak bulunan sanığa ait poşet içinde net 154,23 gram esrarın ele geçirildiği anlaşıldığından; …’dan temin ettiği suç konusu esrarı oturmakta olduğu Muş’taki evine götürmekte olan sanığın 154,23 gramdan ibaret esrarı kullanacağına ilişkin savunmasının aksine satma veya başkasına verme gibi kullanma dışında bir amaç için bulundurduğuna ilişkin delilin bulunmadığı, sanığın aynı suçtan hakkındaki beraat hükmü temyiz edilmeksizin kesinleşen diğer sanık Cüneyt’e daha önce içmesi için verdiğini söylediği maddenin ele geçmemesi nedeniyle uyuşturucu ya da uyarıcı madde olarak kabul edilemeyeceği, olaydan yaklaşık bir ay önce yapılan telefon konuşmalarının suç konusu esrarla ilgisinin olmadığı ve daha önce herhangi bir uyuşturucu ve uyarıcı maddenin ele geçirilemediği; sabit olan fiilinin “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçunu oluşturduğu gözetilmeden, sanık hakkında bu suç yerine “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması,

2. Kabule göre; TCK’nın 53. maddesinin (3) fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu dışındakiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden, böyle bir ayrım yapılmaksızın tüm kişiler açısından koşullu salıverme tarihine kadar sürmesine karar verilmesi,” nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.

4….Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.03.2014 tarihli ve 2014/60 Esas, 2014/128 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan karar tarihinde yürürlükte bulunan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir. Kararın 27.03.2014 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosya Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmiştir.

5. Sanığın denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uymadığının bildirilmesi üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda,…Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.12.2014 tarihli ve 2014/397 Esas, 2014/463 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 6545 sayılı Kanun’un 85 inci maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde suç tarihi itibarıyla 5560 sayılı Kanunla değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca hükmedilen 10 ay hapis cezasının, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci ve sekizinci fıkrası uyarınca açıklanmasının geri bırakılmasına ve sanığın beş yıl süre ile denetim süresine tabi tutulmasına karar verilmiştir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, 25.12.2014 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleşmiştir.

6. Sanığın denetim süresi içinde 30.10.2015 tarihinde işlediği ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma suçundan…3. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 26.04.2018 tarihli ve 2016/43 Esas, 2018/305 Karar sayılı mahkûmiyet kararının 13.06.2018 tarihinde kesinleştiğinin ihbar olunması üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda,…Ağır Ceza Mahkemesinin 10.01.2019 tarihli ve 2018/196 Esas, 2019/7 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin on birinci fıkrası uyarınca hüküm açıklanarak, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan lehine olan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 ay hapis cezası ile hak yoksunluğuna hükmedilmiştir.

7. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün onanması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık müdafiinin temyiz isteği, beraat kararı verilmesi gerektiğine aksi halde lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Sanık Cüneyt hakkında gelen bir ihbar üzerine telefonlarının dinlemeye alındığı, telefonda sanık … ile yaptığı görüşmelerde, yol durumu hakkında görüşme yapılması ve şüpheli beyanlarda bulunması nedeniyle …’dan Muş’a doğru gelmekte olan Mehmet’in bindiği aracın durdurularak üzerinde arama yapıldığı, yapılan aramada sanıkta 760 gr esrar maddesinin ele geçirildiği, … Adli Tıp Grup Başkanlığının raporuna göre, bu maddenin kenevir bitkisi olduğu ve elenmek suretiyle 154 gram toz esrar elde edilebileceğinin belirtildiği, …’dan temin ettiği suç konusu esrarı oturmakta olduğu Muş’taki evine götürmekte olan sanığın 154,23 gramdan ibaret esrarı kullanacağına ilişkin savunmasının aksine satma veya başkasına verme gibi kullanma dışında bir amaç için bulundurduğuna ilişkin delilin bulunmadığı, sanığın aynı suçtan hakkındaki beraat hükmü temyiz edilmeksizin kesinleşen diğer sanık Cüneyt’e daha önce içmesi için uyuşturucu verdiğini söylediği maddenin ele geçmemesi nedeniyle, ikrarında geçen maddenin uyuşturucu ya da uyarıcı madde olarak kabul edilemeyeceği, olaydan yaklaşık bir ay önce yapılan telefon konuşmalarının suç konusu esrarla ilgisinin olmadığı ve daha önce herhangi bir uyuşturucu ve uyarıcı maddenin ele geçirilemediği, sabit olan fiilinin “Kullanmak İçin Uyuşturucu Madde Bulundurma” suçunu oluşturduğu, sanığın hakkında hükmedilen “Tedavi ve Denetimli Serbestlik” tedbirine herhangi bir mazeret bildirmeksizin uymadığı, sanığın sabıkasız geçmişi, kişilik özellikleri göz önünde bulundurulduğunda yeniden suç işlemeyeceği hususunda olumlu kanaate varılması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve beş yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, sanığın denetim süresi içinde kasıtlı suç işlediği, açıklanması geri bırakılan hüküm açıklanırken, önceki kararda herhangi bir değişiklik yapılmadığı gerekçesiyle mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE

İncelemeye konu 25.02.2010 tarihli bu suç nedeniyle 19.03.2014 tarihli kararla doğrudan tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmış olan sanığın, yükümlülüklerini ihlal ettiğinin sabit görülmesi halinde hakkında, 6545 sayılı Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7 nci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca yargılamaya devam olunarak, suç tarihi itibarıyla, 5560 sayılı Yasa ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesi çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, uygulanma koşulu bulunmadığı halde aynı Kanun’un 85 inci maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde 17.12.2014 tarihinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin sanık lehine uygulama olduğu kabul edilerek yapılan incelemede; 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesi ve aynı Kanun’un 85 inci maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, 5237 sayılı
Kanun’un 191 inci maddesi hükümleri çerçevesinde “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” karar verildiği, uyuşturucu madde kullanma suçları için özel bir düzenleme olması nedeniyle, aynı Kanun’un dördüncü fıkrasında belirtildiği üzere;

Sanığın erteleme süresi zarfında;

a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi,

b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması,

c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması,

Hâllerinde hakkındaki hükmün açıklanabileceği gözetilmeden, denetim süresi içerisinde işlediği “6136 sayılı Kanuna Muhalefet” suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün kesinleştiği gerekçesiyle, şartları oluşmadan hükmün açıklanması, nedeniyle hukuka aykırılık görülmüştür.

V. KARAR

Başkaca yönleri incelenmeyen…1. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.01.2019 tarihli ve 2018/196 Esas, 2019/7 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

25.04.2023 tarihinde karar verildi.