Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2023/4817 E. 2023/3814 K. 02.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/4817
KARAR NO : 2023/3814
KARAR TARİHİ : 02.05.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma
uyarıcı madde kullanmak
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanık ve müdafii

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.11.2010 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. Bakırköy 13. Sulh Ceza Mahkemesinin, 09.10.2012 tarihli ve 2010/3562 Esas, 2012/2533 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir. Kararın 18.10.2012 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosya Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmiştir.
3. Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uymadığının bildirilmesi üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, Bakırköy 46. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.10.2014 tarihli ve 2014/975 Esas, 2014/165 Karar sayılı ek kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan karar tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve aynı Kanun’un 62 inci maddesi ve 50 nci maddesi uyarınca 6000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
4. Sanığın kararı temyiz etmesi üzerine Dairemizin 11.06.2019 tarih 2017/2851 Esas 2019/3714 Karar sayılı bozma kararı ile;
“Teknik yöntemlerle uyuşturucu madde kullandığı tespit edilmeyen sanığın, aleyhinde yeterli ve kesin delil bulunmadığı aşamada, arkadaşı ile birlikte bulundukları yerde yere atılmış vaziyette bulunan 1.9 gr uyuşturucu maddeyi yeni aldığını ve kullanmak için bulundurduğunu söylemek suretiyle ikrarı ile suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardım etmesi nedeniyle hakkında etkin pişmanlıkla ilgili TCK’nın 192. maddesinin 3. fıkrasının uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi” sebebiyle bozulmasına karar verilmiştir.
5. Bozma üzerine yapılan yargılamada sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan karar tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 192 nci maddesinin üçüncü fıkrası ve aynı Kanun’un 62 inci maddesi uyarınca hükmedilen 6 ay 7 gün hapis cezasının, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası ve sekizinci fıkraları uyarınca açıklanmasının geri bırakılmasına ve sanığın beş yıl süre ile denetim süresine tabi tutulmasına karar verilmiştir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, 07.02.2020 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleşmiştir.

6. Sanığın denetim süresi içinde 11.09.2020 tarihinde işlediği “kişinin kendisini kamu görevlisi veya banka sigorta kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurumlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık” suçundan Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 27.04.2022 tarihli ve 2021/398 Esas, 2022/253 Karar sayılı mahkûmiyet kararının 09.06.2022 tarihinde kesinleştiğinin ihbar olunması üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, Bakırköy 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.07.2022 tarihli ve 2022/409 Esas, 2022/442 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onbirinci fıkrası uyarınca hüküm açıklanarak, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan lehine olan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 192 inci maddesinin üçüncü maddesi ve ile 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 6 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılması ile hak yoksunluğuna hükmedilmiş ve sanık hakkında basit yargılama usulünün uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ve müdafii kararın usul ve yasaya aykırı olduğundan bozulmasını talep ettiğini belirtmişlerdir.
III. OLAY VE OLGULAR
Olay günü sanığın şüphe üzerine durdurulduğunda üst aramasında suç unsuru bulunmadığı ancak sanığın bulunduğu yerde jelatine sarılı uyuşturucu maddenin bulunduğu ve savunmasında uyuşturucu maddenin kendisine ait olduğunu ve suçunu ikrar ettiği gerekçesiyle sanık hakkında atılı suçtan mahkûmiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;
Sanık hakkında 05.10.2010 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu nedeniyle 09.10.2012 tarihinde tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verildiği, sanığın denetimli serbestlik tedbirini ihlal ettiğinin bildirilmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonucunda Bakırköy 46. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.10.2014 tarihli ve 2014/975 esas, 2014/165 sayılı kararı ile; sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince 6.000,00 Türk Lirası adli para cezasına hükmedildiği, kararın sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 11.06.2019 tarihli 2017/2851 Esas ve 2019/3714 Karar sayılı ilamı ile hükmün bozulmasına karar verildiği, bozmadan sonra yapılan yargılama sonucunda
Bakırköy 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.01.2020 tarihli ve 2019/499 Esas, 2020/37 Karar sayılı kararı ile; sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 192 nci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince 6 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 07/02/2020 tarihinde kesinleşmesinden sonra sanığın 11.09.2020 tarihinde dolandırıcılık suçunu işlemesi nedeniyle hükmün açıklanmasına karar verildiği anlaşılmakla;
Bozmanın sanık lehine olduğu, bozmaya konu 13.10.2014 tarihli kararda, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi gereğince belirlenen 10 ay hapis cezasının aynı Kanun’un 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) gereğince paraya çevrilmesi suretiyle 6.000,00 Türk lirası adli para cezasına hükmedildiği halde bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda sanığın 6 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 307 nci maddesinin dördüncü fıkrasına aykırı davranılarak sanığın kazanılmış hakkının gözetilmemesi hukuka aykırı olarak görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bakırköy 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.07.2022 tarihli ve 2022/409 Esas, 2022/442 Karar sayılı kararına yönelik sanık ve müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.05.2023 tarihinde karar verildi.