Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2023/4852 E. 2023/4233 K. 10.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/4852
KARAR NO : 2023/4233
KARAR TARİHİ : 10.05.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/146 E., 2022/298 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Seydişehir Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.03.2011 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 37 nci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 54 üncü madde ve 58 inci maddesi, 5237 sayılı Kanun’un 197 nci maddesinin birinci fıkrası, 37 nci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 54 üncü madde ve 58 inci maddesi, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 37 nci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 54 üncü madde ve 58 inci maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
B. Seydişehir Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.11.2013 tarihli ve 2012/83 Esas, 2013/126 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan beraatine, parada sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 197 nci maddesinin birinci fıkrası, 37 nci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 54 üncü madde ve 58 inci maddesi uyarınca 1 yıl 13 ay ve 500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilerek tedavi ve denetimli serbestlik kararı itiraz edilmeksizin 11.11.2011 tarihinde kesinleştirilmiştir.
C. Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uymaması üzerine Seydişehir Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.09.2013 tarihli ve 2012/83 Esas, 2013/126 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, lehine olan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesi uyarınca takdir edilen 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
D. Kararın sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 28.05.2019 tarihli 2013/14098 Esas, 2019/3423 Karar sayılı kararı ile, “1- Hükümden sonra 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değiştirilen TCK’nın 191. maddesi ve aynı Kanunun 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanunun geçici 7. maddesi sanık lehine hükümler içermekte olup, öncelikle; 6545 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değiştirilen TCK’nın 191. maddesinin 5. fıkrası ve aynı Kanunun 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanunun geçici 7. maddesinin olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti açısından, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı bu suç tarihinden önce açılmış başka dava olup olmadığı, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediğinin ve önceki dava sonucunun araştırılması, gerektiğinde Denetimli Serbestlik
Müdürlüğünden suç tarihinde sanığın infazda olan başka bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının bulunup bulunmadığı sorulup belirlendikten sonra;
a) Sanık bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet kararı verilmiş ise, 6545 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değiştirilen TCK’nın 191. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, CMK’nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca “davanın düşmesine”, karar verilmesinde,
b) Sanık hakkında aynı suçtan açılmış başka dava yoksa veya sanık bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş değilse veya daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ve önceki suçtan beraat kararı verilmiş ise, bu suç nedeniyle doğrudan tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmış olan sanığın, yükümlülüklerini ihlal ettiğinin sabit görülmesi halinde hakkında, 6545 sayılı Kanunun 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 7. maddenin 3. fıkrası uyarınca, yargılamaya devam olunarak, suç tarihi itibarıyla, TCK’nın 191. maddesi çerçevesinde bir karar verilmesinde, zorunluluk bulunması,
2- Sanığın adli sicil kaydında bulunan ve tekerrüre esas alınan geçmiş mahkûmiyetinin dolandırıcılık suçundan olması karşısında hükmünden sonra 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümlerinin yeniden düzenlenmesi, dolandırıcılık suçunun uzlaşma kapsamına alınması, 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle, 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesinin 24 ve 25. fıkralarındaki uzlaştırma bürosuna ilişkin düzenleme dikkate alınıp, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması, tekerrüre esas alınan ilam ile ilgili 6763 sayılı Kanun ile getirilen yeni düzenleme nedeniyle uzlaştırma işlemi yapılıp yapılmadığı araştırıldıktan sonra sanık hakkında TCK’nın 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,

3- Araç içerisinde arka koltuk kül tabla altında ele geçirilen uyuşturucu maddeyi, ön yolcu koltuğunda oturan sanığın beyanı ile içtiğini söyleyerek kendi suçunun ortaya çıkmasını sağladığı anlaşıldığı halde, hakkında TCK’nın 192/3. maddesinde öngörülen etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi” zorunluluk bulunduğu gerekçesiyle 04.09.2013 tarihli hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
E. Bozma sonrası yapılan yargılama ile Seydişehir Ağır Ceza Mahkemesinin 04.03.2021 tarihli, 2019/185 Esas, 2021/64 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, lehine olan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesi uyarınca takdir edilen 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
F. Kararın sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 30.03.2022 tarihli 2022/3141 Esas, 2022/4021 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası ve aynı Kanun’un 85 inci maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun’un geçici 7 inci maddesinin olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti açısından araştırma yapılmaması, sanığın hukuki durumunun basit yargılama usulü, tekerrüre esas alınan ilamın uzlaştırmaya tabi olup bu hususta araştırma yapılmadığı ve 5237 sayılı Kanun’un 192 inci maddesinin 3 üncü fıkrası maddesinin uygulanması ile ilgili olarak sanığın hukuki durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması gerekçesiyle 04.03.2021 tarihli hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
G. Bozmaya uyularak, Seydişehir Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.10.2022 tarihli ve 2022/146 Esas, 2022/298 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan lehine olan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi, 192 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 58 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve tekerrür hükümleri uygulanmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz dilekçesi, müvekkil hakkında karar verildiği tarihte aynı suça ilişkin hakkında herhangi bir ceza olmadığı halde, hapis cezasına hükmolunduğu belirtilerek erteleme hükümlerinden faydalanamayacağının belirtilmiş olması, mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanması hatalı olduğuna,

usul ve yasaya aykırı kararın bozulmasına, beraatine veya lehine hükümlerin uygulanması talebine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan hakkında tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine karar verildiği, sanığın bu kararın infazı için belirtmiş olduğu adreste bulunamadığı, usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüğüne başvurmadığı, tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerini ihlal ettiği anlaşılmakla cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, sanık hakkındaki kararın Yargıtay’ın bozma kararı verildiği, bozma ilamında sanık hakkında 6545 sayılı Yasa kapsamında yapılan değişikliklerden faydalanmasına ilişkin değerlendirme yapılmasına ilişkin gerekçe kurulduğu anlaşılmışsa da, sanığın adli sicil kaydı incelendiğinde; sanık hakkında aynı suçu 30.08.2009 tarihinde işlemiş olması nedeniyle hapis cezasına hükmolunduğu, bu haliyle sanığın 191 inci maddede düzenlenen erteleme hükümlerinden faydalanmasının mümkün olmadığı anlaşıldığından üzerine atılı kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde kabul etmek veya bulundurmak suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;
Bozmaya uyulduğu halde Dairemizin 30.03.2022 tarihli 2022/3141 Esas, 2022/4021 Karar sayılı bozma ilamına ilişkin araştırmalar yapılmadan 13.10.2022 tarihli mahkûmiyet kararı verilmesi ile Yargıtay’ın denetim işlevini yerine getirebilmesi için temyiz incelemesine konu hükmün gerekçe bölümünde, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141 maddesinin üçüncü fıkrasının, 5271 sayılı Kanun’un 34 üncü ve 230 uncu maddeleri uyarınca mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması, hükmün gerekçesinde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut kanıtların tartışılarak değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi ile mahkemece ulaşılan kanaatin, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiilinin belirtilmesi ve bunun nitelendirmesinin belirtilmesi, delillerle sonuç arasında bağ kurulması ve bu şekilde cezanın şahsileştirilmesi gerekirken, açıklanan ilkelere uyulmadan yalnızca dosyanın safahatına dair hususlar anlatılmak ve önceki kararlara atıfta bulunmak suretiyle hüküm kurulması, 1412 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin yedinci fıkrası kapsamında kanuna muhalefet hâli olarak saptanmıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Seydişehir Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.10.2022 tarihli ve 2022/146 Esas, 2022/298 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.05.2023 tarihinde karar verildi.