Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2023/5090 E. 2023/2707 K. 28.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/5090
KARAR NO : 2023/2707
KARAR TARİHİ : 28.03.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Kocaeli 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.10.2019 tarihli, ve 2018/104 Esas, 2019/378 Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü maddesinin (b) fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 15 yıl 7 ay 15 gün hapis ve 31.240 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
B. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 26.11.2019 tarihli ve 2019/2661 Esas, 2019/2483 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 26.11.2019 tarihli ve 2019/2661 Esas, 2019/2483 Karar sayılı kararının, sanık müdafileri tarafından temyizi üzerine Dairemizin 07.12.2021 tarihli ve 2020/2385 Esas, 2021/13140 Karar sayılı kararı ile
“5237 sayılı TCK’nın 188. maddesinin 4. fıkrasının (b) bendinde “Üçüncü fıkradaki fiillerin; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askeri ve sosyal amaçla toplu bulunan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında artırılır” şeklinde düzenlemenin bulunduğu, 08/01/2018 tarihli kolluk tutanağı ve tüm dosya kapsamına göre, sanığın alıcı ….’in aracına arka kapısından binip kısa bir süre sonra inmek suretiyle, uyuşturucu madde (esrar) satışının TCK’nın 188. maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi kapsamında kalan yerdeki araç içinde gerçekleştiği anlaşılmakla, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.03.2021 tarihli 2020/327 esas ve 2021/145 karar sayılı kararı da gözetilerek; özel aracın TCK’nın 188. maddesinin 4. fıkrasının (b) bendinde belirtilen umumi veya umuma açık yerlerden olmadığı, dolayısıyla sanık hakkında TCK’nın 188/4 (b) maddesi uyarınca artırım yapılamayacağı, ancak bu gibi durumlarda, TCK’nın 61. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen “suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer ölçütleri ile TCK’nın 188. maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendinde öngörülen artırım oranı da gözetilerek” TCK’nın 188/3. maddesine göre, temel cezanın belirlenmesiyle yetinilmesi gerekirken, sanık hakkında TCK’nın 188. maddesinin 4. fıkrasının (b) bendi uygulanmak suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,” nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

D. Kocaeli 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.04.2022 tarihli, ve 2022/72 Esas, 2022/205 Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 12 yıl 6 ay hapis ve 20.820 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına , hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Sanığın mahkûmiyetine yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,
2.Kararın usul ve esas yönünden hukuka aykırı olduğuna,
3. Eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturacağına,
4. Adil yargılanma ilkesinin ihlal edildiğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanık … ile ilgili olarak yapılan iletişimin dinlenmesi tedbirinin uygulanmasında sanığın görevlilerce fiziki takibe alındığı, olay günü önce tanıklar….,…. ve …’ın bulunduğu araca bindiği burada uyuşturucu madde alışverişinin gerçekleştiği ve daha sonra bindiği diğer araçtaki tanık …’a uyuşturucu madde satışı yaptığının tanıkların soruşturma aşamasında sıcağı sıcağına alınan ve daha doğru ve samimi olduğu değerlendirilen ilk ifadelerinde açıkça anlatmış olması bu anlattıklarının kolluğun görgü ve tespiti ile de örtüşmesi, tanık … ve tanık …’ın sanığı teşhis etmesi, sanığın soruşturma aşamasında verdiği ifadelerde olayı ikrar etmesi, sanığın evinde yapılan aramalarda uyuşturucu maddenin ele geçirilmiş olması hususları birlikte değerlendirilerek sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Bozmaya uyulduğu, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip

tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, Mahkemenin, suçun vasfına, sübutuna, delillerin hukuka uygun toplandığına ilişkin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş aşağıda belirtilenler dışında hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Sanık hakkında, kısa kararda 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereği 10 yıl hapis ve 1000 gün adli para cezasına hükmedildiği, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği 1/4 artırım yapılarak ”12 yıl 6 ay hapis ve1250 gün adli para cezası”, 62 nci maddesi uygulanarak ”10 yıl 5 ay hapis ve 1.041 gün adli para cezası” yerine hatalı olarak ”12 yıl 6 ay hapis ve 1.041 gün adli para cezası’ ‘ ve 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği adli para cezasının sonuç olarak ”20.820 TL” olarak belirlendiği, gerekçeli kararda ise sanık hakkında doğru hesaplama yapılarak sonuç cezanın ” 10 yıl 5 ay hapis ve 20.820 TL adli para cezası” olarak belirlenmesi suretiyle ve hesap hatası da yapılarak gerekçeli karar ile kısa karar arasında çelişki oluşturulması,
C. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanması ile ilgili olarak 7242 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Değerlendirilmiş; her iki hususun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde (B) ve (C) bentlerinde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Kocaeli 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.04.2022 tarihli, ve 2022/72 Esas, 2022/205 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 303 üncü maddesi gereği İlk Derece Mahkemesi hükmünün,
A. Gerekçeli kararda kısa karardaki hesap hatasının düzeltiği görüldüğünden çelişkinin giderilerek 27.04.2022 tarihli kısa kararda hükmün d fıkrasının ikinci ve üçüncü bendinde yer alan ”12 yıl 6 ay hapis ve 1.041 gün adli para cezası’ ‘ ibarelerinin çıkarılarak yerlerine sırasıyla ” ” 10 yıl 5 ay hapis ve 20.820 TL adli para cezası” ibaresinin yazılması,

B. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanması ile ilgili bölümlerin hüküm fıkrasından çıkarılması ve yerlerine “Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli iptal kararından ve 7242 sayılı Kanun ile yapılan değişikliklerden sonra oluşan durumuna göre, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin 1 ve 2 nci fıkraları ile 3 üncü fıkrasının birinci cümlesinin uygulanmasına” ibaresinin eklenmesi,
Suretiyle, İlk Derece Mahkemesi hükmündeki hukuka aykırılıkların DÜZELTİLEREK, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.03.2023 tarihinde karar verildi.