YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/5177
KARAR NO : 2023/4811
KARAR TARİHİ : 25.05.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2012/430 E., 2013/218 K.
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7201 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasında; “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” düzenlemesi ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsendiği dikkate alındığında; somut olayda sanığın yokluğunda verilen hükmün öncelikle bilinen en son adrese, MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin, 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre normal tebligat çıkarılıp,
çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adresin bilinen en son adres olduğu kabul edilerek tebliğ edilmesi gerektiği halde; MERNİS adresine doğrudan 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince 04.10.2013 tarihinde yapılan tebliğin usulsüz olduğu anlaşılmakla, sanığın temyizinin öğrenme üzerine ve 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
… 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.06.2013 tarihli ve 2012/430 Esas, 2013/218 Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 5 yıl hapis cezası ve 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebepleri özetle;
1. Suçun unsurlarının oluşmadığına, 2. 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin uygulanmamasında ilk derece mahkemesince gerekçe gösterilmediğine, 3. Eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturacağına, 4. Vareste tutulma hakkı hatırlatılmadan yokluğunda karar verilmesi nedeniyle savunma hakkının kısıtlandığına, 5. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinde 7242 sayılı Kanun’la yapılan değişikliklerin dikkate alınması gerektiğine, 6. Müdafii görevlendirilmeden savunmasının alınması sebebiyle 5271 sayılı Kanun’un 150 nci maddesine aykırı davranıldığına, 7. … Hastahanesi tarafından 29.06.2010 tarihinde düzenlenen raporda antisosyal kişilik bozukluğu tanısı konulduğunu; 5237 sayılı Kanun’un 32 nci maddesinin gözönünde bulundurulmadan hüküm kurulduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
05.04.2012 tarihli tutanak içeriğinde Harem otogarında yapılan çalışma sırasında sanığın üst yoklamasında beyaz poşet içerisinde toplam 240 adet ekstazi tabir edilen narkotik madde bulunduğunun tespit edildiği, ekspertiz raporunda sanıkta ele geçirilen hapların uyuşturucu maddelerden olduğunun bildirildiği olayda; sanık tarafından üzerinde ele geçirilen toplam 234 adet uyuşturucu hapın kullanma
amaçlı alındığı savunulmuş ise de; uyuşturucu maddenin miktarının çok olması, sanığın işsiz olduğunu beyan etmesine rağmen bu miktardaki hapın herhangi bir geliri olmadığını bildiren bir şahıs tarafından yıllık tüketim için alınmasının hayatın olağan akışına aykırı olması, sanığın savcılık aşamasında verdiği ifadesinde de İstanbul’a sırf bu hapları almak için gelmiş olduğunu beyan etmesi hususları göz önüne alındığında; sanığın savunmasına itibar edilmemiş, arama sonrasında üzerinde çıkan uyuşturucu maddelerin kendisine ait olduğunu belirtmesinin sanığın gönüllü olarak suçun meydana çıkmasını sağladığı yönünde değerlendirilmediğinden sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmayacağı sonuç ve kanaatine varılarak sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
5271 sayılı Kanun’un 150 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince “alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır.” şeklindeki düzenleme karşısında, suç tarihi itibarıyla sanığın üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun cezasının alt sınırı itibarıyla zorunlu müdafii tayininin gerekmediği değerlendirilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesindeki hak yoksunluklarına ilişkin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete’de yayımlanan 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının ve 7242 sayılı Kanun ile yapılan değişikliğin, infaz aşamasında gözetilebileceği mümkün görülmüştür.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, Mahkemenin 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin sanık hakkında uygulanmamasına ilişkin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, dosyadaki delillerin suçun sübutunu tayinde yeterli olduğu anlaşılmakla; sanığın temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, eleştiri dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.06.2013 tarihli ve 2012/430 Esas, 2013/218 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri
ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle, hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.05.2023 tarihinde karar verildi.