Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2023/5272 E. 2023/3942 K. 03.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/5272
KARAR NO : 2023/3942
KARAR TARİHİ : 03.05.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/154 E., 2022/753 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. … Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.02.2010 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
B. … 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 29.07.2010 tarihli ve 2010/375 Esas, 2010/1126 Karar sayılı
kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan lehine olan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun’la değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve aynı Kanun’un 62 inci maddesi uyarınca hükmedilen 10 ay hapis cezasının, 5728 sayılı yasa ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası ve sekizinci fıkraları uyarınca açıklanmasının geri bırakılmasına ve sanığın beş yıl süre ile denetim süresine tabi tutulmasına karar verilmiştir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, 14.09.2010 tarihinde kesinleşmiştir.
C. Sanığın denetim süresi içinde 11.04.2015 tarihinde işlediği suçtan … 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 12.08.2015 tarihli ve 2015/212 Esas, 2015/369 Karar sayılı mahkûmiyet kararının kesinleştiğinin ihbar olunması üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, … 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.06.2016 tarihli ve 2016/602 Esas, 2016/897 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin on birinci fıkrası uyarınca hüküm açıklanarak, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun’un 62 inci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılması ile hak yoksunluğuna hükmedilmiştir.

D. … 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.06.2016 tarihli ve 2016/602 Esas, 2016/897 Karar sayılı kararının, sanık tarafından temyizi üzerine Dairemizin 21.02.2022 tarihli ve 2020/20594 Esas, 2022/1768 Karar sayılı kararı ile;
“1. Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan TCK’nın 191. maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının “bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası” olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile başlığıyla birlikte yeniden düzenlenmiş olan 5271 sayılı CMK’nın “Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun’un geçici 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan “01/01/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19/08/2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli ve 2020/16 esas, 2020/33 sayılı iptal kararı ile, “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresinin, aynı bentte yer alan “… basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun’un 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün
olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK’nın 251. maddesinin 3. fıkrasına göre; ” mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve CMK’nın 251. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, TCK’nın 7. maddesi ile CMK’nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2) İddianame içeriğine göre, sanığın … 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 08/06/2009 tarih ve 2008/761 esas, 2009/460 karar sayılı ilamı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedildiği, söz konusu ilamın infazına yönelik … Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce sevk edildiği … Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinin 18/11/2009 tarihli raporunda idrar tarama testinin pozitif olarak tespit edilmesi üzerine dava açıldığının anlaşılması karşısında; hükümden önce 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değiştirilen TCK’nın 191. maddesi ve aynı Kanunun 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesi sanık lehine hükümler içermekte olup, öncelikle; 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değiştirilen TCK’nın 191. maddesinin 5. fıkrası ve aynı Kanunun 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesinin olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti açısından, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı bu suç tarihinden önce açılmış başka dava olup olmadığı, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediğinin ve önceki dava sonucunun araştırılması, gerektiğinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden suç tarihinde sanığın infazda olan başka bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının bulunup bulunmadığı sorulup kesin bir şekilde belirlendikten sonra;
a) Sanık bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet kararı verilmiş ise, 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değiştirilen TCK’nın 191. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, CMK’nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca “davanın düşmesine” karar verilmesi,
b) Sanık hakkında aynı suçtan açılmış başka dava yoksa veya sanık bu suçu daha önce işlediği suçtan
dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş değilse veya daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet dışında bir hüküm verilmiş ise, bu suç nedeniyle doğrudan tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmış olan sanığın, yükümlülüklerini ihlal ettiğinin sabit görülmesi halinde hakkında, 6545 sayılı Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 7. maddenin 3. fıkrası uyarınca, yargılamaya devam olunarak, suç tarihi itibarıyla, 5560 sayılı Yasa ile değişik TCK’nın 191. maddesi çerçevesinde bir karar verilmesi,
Gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması,”
Nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
E. Bozma sonrası yapılan yargılama ile … 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.11.2022 tarihli ve 2022/154 Esas, 2022/753 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin on birinci fıkrası uyarınca hüküm açıklanarak, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun’un 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılması ile hak yoksunluğuna hükmedilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
Açıklanan hüküm ve ardından hükmedilen 10 ay hapis cezası konusunda “aleyhe yasanın geriye yürümesi yasağı” ilkesinin “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez” hükmünün somut olaya uygulanmasını engellemesi hasebiyle ve ayrıca sanığın yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varılması şartının suçun işlendiği tarihe gidilerek, suçun işlendiği tarihte mevcut olan adli sicil kaydına göre değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek yeni bir HAGB kararına hükmedilebilmesinin mümkün olmasına karşın bu konuyla alakalı olarak ilk derece mahkemesi tarafından herhangi bir değerlendirme yapılmamış olması bozmayı gerektirdiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
… 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 08.06.2009 tarihli ve 2008/761 Esas, 2009/460 Karar sayılı ilamı ile uyuşturucu madde kullanmak suçundan hakkında tedavi ve denetimli serbestlik kararı verilen sanık …’in olay tarihinde … Ruh Sağlığı Hastanesinde yapılan muayenesinde uyuşturucu madde kullandığı iddiası ile açılan davada dosya kapsamında yer alan toksikoloji raporu, sanığın denetim kararı
verilmesinden sonra uyuşturucu madde kullandığına dair ikrarı gerekçesiyle sanığın atılı suçtan mahkûmiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
UYAP üzerinden yapılan araştırmada, … 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 14.06.2011 tarihli ve 2008/761 Esas, 2009/460 Karar sayılı ek kararı ile; sanığın denetimli serbestliğe uyduğu gerekçesiyle 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca kamu davasının “düşmesine” karar verildiği ve birleştirme olanağı kalmadığı anlaşıldığından 14.06.2011 tarihli ek karara yönelik kanun yararına bozma yoluna gidilmesi mümkün görülerek yapılan inceleme de;
23.02.2010 tarihli iddianame içeriğine göre, sanık hakkında … 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 08.06.2009 tarihli ve 2008/761 Esas, 2009/460 Karar sayılı ilamı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verildiği, sanığın söz konusu ilamın infazına yönelik … Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce sevk edildiği … Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinin 18.11.2009 tarihli raporunda idrar tarama testinin pozitif olarak tespit edilmesi üzerine dava açıldığının anlaşılması karşısında;
Sanığın incelemeye konu suçu, … 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 02.11.2009 tarihli ve 2008/761 Esas, 2009/460 Karar sayılı ilamı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlediği; 6545 sayılı Kanun’la değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesi beşinci fıkrası uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalktığı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca “davanın düşmesine” karar verileceğinin gözetilmemesi, nedeniyle hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.11.2022 tarihli, 2022/154 Esas, 2022/753 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.05.2023 tarihinde karar verildi.