YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/5675
KARAR NO : 2023/4235
KARAR TARİHİ : 10.05.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Zara Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.02.2015 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
B. Zara Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.03.2015 tarihli 2015/54 Esas, 2015/93 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında aynı mahkemenin 2014/241 Esas sayılı dava dosyasında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan açılan dava dosyası ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan dava dosyası arasında fiili ve hukuki bağlantı bulunması nedeniyle birleştirilmesine ve 2014/241 Esas sayılı dava dosyası üzerinden devamına karar verilmiştir.
C. Zara Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.06.2015 tarihli ve 2014/241 Esas, 2015/288 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan mahkumiyetine, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, lehine olan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi ve 58 inci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
D. Kararın sanık tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 15.02.2022 tarih, 2015/4862 esas, 2019/314 karar sayılı ilamı ile;
“A. Sanık hakkında “trafik güvenliğini tehlikeye sokma” suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde: hükmün ONANMASINA ,
B. Sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde:
Olay tarihinde, sanığın sevk ve idaresindeki araç içerisinde yapılan aramada, aracın sol ön kapı gözünde darasız ağırlığı 4,14 gram toz esrar ve cam kavonoz içerisinde daralı ağırlığı 239,96 gram esrar ile üzerinde daralı ağırlığı 2,25 gram esrarın ele geçirilmesi ve sanığın olay tarihinden bir hafta önce aldığını belirttiği bu suç konusu uyuşturucu maddeleri günlük ihtiyacından çok fazla olacak şekilde aracında bulundurması karşısında, eyleminin ticaret amacıyla uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturup oluşturmadığına ilişkin delilleri tartışma ve değerlendirme görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilip, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla hüküm
kurulması,” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
E. Bozmaya uyularak, Zara Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.03.2019 tarihli 2019/100 Esas ve 2019/82 Karar sayılı kararı ile sanığın üzerine atılı eylemlerin sübuta ermesi halinde, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesi kapsamında sanığın eyleminin ticaret amacıyla uyuşturucu madde bulundurma suçunun söz konusu olabileceği anlaşılmakla görevsizlik kararı verilmiştir.
F. … 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.11.2020 tarihli 2019/409 Esas ve 2020/264 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan lehine olan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesi uyarınca, 1yıl hapis cezası ile hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
G. Kararın sanık tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 06.04.2022 tarih, 2022/2090 esas, 2022/4449 karar sayılı ilamı ile;
” 1. Bozma öncesi verilen hükümde, sanık hakkında sonuç ceza olarak 10 ay hapis cezasına karar verildiği ve bu kararın sadece sanık müdafii tarafından temyiz edildiğinin anlaşılması karşısında; sanığın kazanılmış hakkı korunmadan sonuç ceza olarak 1 yıl hapis cezasına hükmedilmesi,
2. Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan TCK’nın 191. maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının “bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası” olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK’nın 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan “Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun’un geçici 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan “01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19/08/2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile, “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresinin, aynı bentte yer alan “… basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun’un 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle
birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK’nın 251. maddesinin 3. fıkrasına göre; “mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve CMK’nın 251. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, TCK’nın 7. maddesi ile CMK’nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, “Basit Yargılama Usulü” yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması” nedenleriyle 25.11.2020 tarihli hükmün bozulmasın karar verilmiştir.
H. … 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.10.2022 tarihli 2022/263 Esas ve 2022/267 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan lehine olan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesi uyarınca, bozma öncesi kazanılmış hakkı saklı tutularak 10 ay hapis cezası ile hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
I. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özetle; usul ve yasaya uygun hükmün onanması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanığın suçu işleme kastı olmadığına, suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, suç tarihinden önce sanık hakkında hükmedilmiş kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunmadığından, erteleme kararı verilmesi için Cumhuriyet savcılığına gönderilmesine, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi uygulanmamasının usul ve yasaya aykırı olduğuna, öncelikle beraatine olmadığı takdirde lehe olan hükümlerin uygulanmasına karar verilmesi için kararın bozulmasına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemece, seyir halinde olan sanık …’ın şüphe üzerine kolluk görevlilerince durdurulmak istendiği, ancak durmayarak kaçtığı ve belli bir süre devam eden kovalamaca sonrası yakalandığı, üzerinden ve araçtan suça konu uyuşturucu maddelerin ele geçirildiği, ele geçirilen maddelerin uyuşturucu madde olduğuna bu nedenle sanık hakkında görevsizlik kararına istinaden uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti suçundan cezalandırılması talep edilmiş ise de, sanığın aşamalarda alınan istikrarlı savunmalarında uyuşturucu madde ticareti yapmadığını, ancak bu maddeyi kullandığını ifade ederek
suçlamayı kabul etmediği, sanığın uyuşturucu madde kullanıcısı olduğu yönündeki savunmasını destekleyen idrar tetkik raporu uyuşturucu madde tespit edildiği ve tüm dosya kapsamına göre sanığın sözkonusu maddenin ticaretini yaptığına dair somut bir delil elde edilemediği, bu nedenle eyleminin uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak suçunu oluşturduğu anlaşılmakla cezalandırılmasına karar verilerek ve sanık aleyhine bozulduğu anlaşıldığından ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkı korunarak 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;
Suç tarihinden önce 28/06/2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrasında, 188 inci veya 190 ıncı maddelerde tanımlanan suçlardan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun 191 inci madde kapsamına girdiğinin anlaşılması halinde, sanık hakkında “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” karar verilmesi hükme bağlanmış, 191 inci maddenin dokuzuncu fıkrasında ise “Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, 5271 sayılı Kanun’un kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi hükümlerinin uygulanacağı…” belirtilmiştir.
Dolayısıyla sanık hakkında “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan dolayı açılan davada, yapılan kovuşturma sonucunda sanığın sabit olan eyleminin “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçunu oluşturduğunun anlaşılması durumunda, suç vasfındaki değişiklik nedeniyle Mahkemece 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca, “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan hüküm kurulma aşamasına gelindiğinde; öncelikle, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasının olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti gerektiğinden; sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı, bu suç tarihinden önce açılmış başka bir dava veya soruşturma olup olmadığı, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilmiş olan bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının denetim süresi içinde işleyip işlemediğinin ve önceki dava sonucunun araştırılması, gerektiğinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden suç tarihinde 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı veya 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası gereğince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte verilmiş ve infazda olan başka bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının bulunup bulunmadığı sorulup belirlendikten sonra; 6545 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesi çerçevesinde karar verilen “Tedavi ve Denetimli Serbestlik Tedbiri” ve “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması” kararlarının kesinleşmesinin 6545 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra “Kamu Davası Açılmasının Ertelenmesi” kararı verilmesini engellemeyeceği de gözetilerek;
1. Sanık hakkında daha önce, aynı nitelikteki başka bir suç nedeniyle 6545 sayılı Kanun’la değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilmiş bir “kamu davasının açılmasının ertelenmesi” kararı varsa ve yargılama konusu olan suç, bu erteleme kararının ihlali niteliğinde görülüyorsa, bu suç 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince soruşturma ve kovuşturma nedeni yapılamayacağından düşme kararı verilip ilgili Cumhuriyet savcılığına ihbarda bulunulmasına karar verilmesi,
2. Sanık hakkında daha önce kullanmak için uyuşturucu madde satın alınması, bulundurulması ya da kullanılması suçundan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilmiş “kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı” veya 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrasıne göre veilen “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı” yoksa 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası gereğince “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı” verilmesi,
3. Sanık hakkında daha önce kullanmak için uyuşturucu madde satın alınması, bulundurulması ya da kullanılması suçundan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilmiş “kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı” veya 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası gereğince “hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı” verilmiş ve bu kararların ihlali nedeniyle açılan davalardan mahkûmiyet kararı verilmiş ise bu suç doğrudan soruşturulması ve kovuşturulması gereken suç olacağından yargılamaya devam olunarak 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesi çerçevesinde bir hüküm kurulması, gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.10.2022 tarihli 2022/263 Esas ve 2022/267 Karar sayılı kararında sanık müdafinin yerinde görüldüğünden hükmün,
1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.05.2023 tarihinde karar verildi.