YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/6070
KARAR NO : 2023/5092
KARAR TARİHİ : 01.06.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/661 E., 2022/509 K.
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanık ve müdafii
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin, hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. … 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.09.2014 tarihli ve 2014/187 Esas, 2014/289 Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkraları ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 4 yıl 2 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
B. … 9. Ağır Ceza Mahkemesi kararının, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 06.10.2021 tarihli ve 2019/1705 Esas, 2021/9679 Karar sayılı kararı ile;
“5271 sayılı CMK’nın 150/3. maddesindeki “alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır.” şeklindeki düzenleme karşısında, suç tarihinde sanığın üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun cezasının alt sınırı itibarıyla zorunlu müdafi tayininin gerekmediği, ancak 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile TCK’nın 188/3. maddesinde yapılan değişiklikle hapis cezasının alt sınırının on yıl hapis cezası olarak düzenlendiği, savunmanın alındığı tarih olan 30.06.2014’te 6545 sayılı Kanunun yürürlükte bulunduğu ve CMK’nın 150. maddesi uyarınca uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun cezasının alt sınırı itibarıyla zorunlu müdafi tayinini gerektirdiği gözetilmeden, yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması, “
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
C. … 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.11.2022 tarihli ve 2021/661 Esas, 2022/509 Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun’nun 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkraları ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 4 yıl 2 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,
2. Eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturacağına,
3. Etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine,
4. Dava zamanaşımının dolduğundan düşme kararı verilmesi gerektiğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Olay tarihinde, “… isimli şahsın… Havalimanından Kıbrıs’a gideceği ve uyuşturucu madde götüreceği” yönünde ihbar alınması üzerine, kolluk görevlilerince sanığın havalimanında check-in işlemleri yaptığı esnada yakalandığı ve arama kabininde yapılan üst aramasında, sağ bacağının çorabının içerisinde suça konu uyarıcı etken maddeye sahip hapların ele geçirildiği; suça konu uyarıcı maddelerin miktarı, yakalanış şekli ile tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde, sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilmeyerek üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediği gerekçesiyle mahkûmiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
14.01.2014 tarihli olay tutanağına göre, saat 03:45 sıralarında… Havalimanı Araştırma Büro Amirliğince, sanığın ismi verilerek Kıbrıs’a uçak ile gideceği ve uyuşturucu madde götüreceğine dair alınan ihbar üzerine, … ismi ile sorgulama yapıldığında… Hava yollarına ait 14.01.2014 günü saat 05:50’de…rezervasyon numarasıyla 520 sefer sayılı uçak ile Kıbrıs -Ercan’a gidecek olan bir şahsın olduğunun anlaşıldığı, sanığın saat 05:10 sıralarında dış hatlar giden katı kontuarlarında check-in işlemleri yaptığı esnada yakalanarak arama kabinine götürüldüğü ve yapılan üst aramasında, sağ bacağının çorabının içerisinde suça konu uyarıcı maddelerin ele geçirildiği suç üstü hali bulunmayan olayda, dosya içerisinde hiçbir arama kararı veya yazılı arama emri bulunmadığı; suça konu uyuşturucu maddenin ele geçirilmesinden önce sanıkla ilgili olarak suç şüphesinin ve emarelerinin ortaya çıktığı, bu durumda görevlilerce, 5271 sayılı Kanun’un 2/e, 161 ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu’nun Ek 6 ncı maddeleri uyarınca derhal Cumhuriyet savcısına olayın haber verilip Cumhuriyet savcısının emri doğrultusunda soruşturma işlemlerine devam edilmesi ve 5271 sayılı Kanun’un 116 ncı ve 119 uncu maddeleri uyarınca Cumhuriyet savcısının yazılı arama emri veya Sulh Ceza Hakiminden alınacak adli arama kararı uyarınca sanığın üstünde ve eşyalarında arama yapılması gerektiğinin anlaşılması karşısında; usulüne uygun adli arama emri veya kararı almadan delil elde etmek amacıyla yapılan aramanın açıkça hukuka aykırı olup, bu arama sonucunda elde edilen delillerin hükme esas
alınamayacağı, sonradan Cumhuriyet savcısından alınan yazılı emrin bu durumu hukuka uygun hale getiremeyeceği anlaşılmakla; öncelikle kollukça yapılan bu aramaya ilişkin 5271 sayılı Kanun’un 116 ncı, 117 nci ve 119 uncu maddelerine uygun şekilde adli arama kararı ya da yazılı arama emri bulunup bulunmadığının araştırılarak, varsa dosya içerisine konulması, adli arama kararı ya da adli arama emri bulunmaması halinde yapılan arama ve bunun sonucu elde edilen deliller hukuka aykırı olup, Anayasanın 38 inci maddesinin altıncı fıkrası, 5271 sayılı Kanun’un 206 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 217 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 230 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine aykırılık oluşturduğundan hükme esas alınamayacağı hususları da dikkate alınarak sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulması hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.11.2022 tarihli ve 2021/661 Esas, 2022/509 Karar sayılı kararına yönelik sanık ve müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
01.06.2023 tarihinde karar verildi.