Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2023/7814 E. 2023/5444 K. 12.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/7814
KARAR NO : 2023/5444
KARAR TARİHİ : 12.06.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/2180 E., 2019/2460 K.
Koraş
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
SUÇ TARİHLERİ : 15.06.2017, 20.06.2017 (Sanık … yönünden)
20.06.2017 (Sanıklar …B… ve …yönünden)
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi (Sanıklar …
B… ve …hakkında)
Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi (…hakkında)
TEMYİZ EDENLER : 1. Sanık … ve müdafii
2. Sanık … müdafii
3. Sanık … müdafii
4. Sanık … müdafileri
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı
maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanıklar …, …ve B… müdafilerinin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, sanık … hakkında ise 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanık … müdafilerinin ve sanık … müdafiinin, duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ

A. Karaman Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.07.2019 tarihli ve 2017/234 Esas, 2019/300 Karar sayılı kararı ile;

Sanıklar …ve B…’ın uyuşturucu madde ticareti yapma suçlarından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, beşinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkraları, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ile üçüncü fıkraları uyarınca 18 yıl 9 ay hapis ve 160,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir.

Sanık …’in uyuşturucu madde ticareti yapma suçlarından, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, beşinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ile üçüncü fıkraları ve 58 inci maddesi uyarınca 22 yıl 6 ay hapis ve 200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

Sanık …’in uyuşturucu madde ticareti yapma suçlarından, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, beşinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 61 inci maddesinin yedinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ile üçüncü fıkraları uyarınca 30 yıl hapis ve 240,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir.

B. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 27.09.2019 tarihli ve 2019/2180 Esas, 2019/2460 Karar sayılı kararı ile;

Sanıklar …B… ve …hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan ve re’sen de istinafa tabi olan hükümlere yönelik sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Sanık … hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan ve re’sen de istinafa tabi olan hükümdeki hukuka aykırılıklar düzeltilerek, hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

C. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık … hakkında yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi, kararın niteliği ile suç tarihine göre ve sanığın sunduğu 10.12.2019 tarihli dilekçeyle, eski hale getirme istemi ile birlikte isteminde de bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede, sanığın yokluğunda açıklanan kararın, müdafine 16.10.2019 tarihinde tebliğ edildiği ve süresinde temyiz edilmediği, bilahare sanığın istemi üzerine 06.12.2019 tarihinde, kapalı ceza infaz kurumunda sanığa usulünce tebliğ edildiği, sanığın dilekçesinde belirttiği hususlara ilişkin olarak 5271 sayılı Kanun’un 40 ıncı maddesinde öngörülen eski hale getirme koşullarının gerçekleştiği, temyiz dilekçesinin yasal süresi içerisinde 10.12.2019 tarihinde verildiği, sanığın talebinin kabulü ile temyizin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede sanık müdafiinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması, sanıklar B…, …ve …hakkında temyiz isteminin esastan reddi il hükmün onanması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

A. Sanık … müdafiinin temyiz sebepleri özetle;

1. Sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediği konusunda somut kesin ve inandırıcı bir delil olmadığına,

2. Eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğuna,

3. Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin beşinci fıkrasının uygulanma şartları oluşmadığına,

4. Uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun yasal unsurları oluşmadığına,

İlişkindir.

B. Sanık … müdafilerinin temyiz sebepleri özetle;

1. Uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun unsurlarının oluşmadığına,

2. Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan cezalandırmaya yeterli kesin ve inandırıcı şüpheden uzak bir kanıt bulunmadığına,

3. Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturacağına,

4. Sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine,

5. Etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğine,

6. Kolluk tutanaklarının gerçeği yansıtmadığına dair mobese kameralarının incelenmesi gerektiğine,

7. Kolluk tutanak memurlarının tanık olarak dinlenmesi taleplerimiz yerel mahkeme tarafından gerekçesiz reddedildiğine, duruşmada okunup tartışılmayan delillere dayanılarak mahkûmiyet hükmü kurulması suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlandığı,

8. Hükümde yer alan maddi hataların ve yasal indirim nedenlerinin uygulanmaması hallerinde BAM ceza dairesinin bu kararları duruşma açılarak verilmesi gerektiğine,

İlişkindir.

C. Sanık … müdafiinin temyiz sebepleri özetle;

1. Suçun unsurlarının oluşmadığına,

2. Şüpheden sanık yararlanır ilkesine aykırı olarak bütün deliller sanık aleyhine yorumlanarak ve sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulduğuna,

İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

Uyuşturucu madde ticareti yapıldığı yönünde duyumlar alınması üzerine yapılan araştırmalarda sanık …’in 15.06.2017 günü İstanbul’dan uyuşturucu getirmekte olduğunun tespit edilmesi üzerine yapılan aramada sanığın elinde bulunan siyah çanta içerisinde bonzai olduğu tespit edilen uyuşturucu madde ile cebinde naylona sarılı üç adet extacy olduğu tespit edilen hal ele geçirildiği, bu olaydan yaklaşık bir hafta sonra sanık …’in bu kez kiralık araç ile İstanbul’a gidip bonzai maddesi alarak Karaman’a döneceği bilgisinin alındığı, 20.06.2017 tarihinde 70 BF 712 plaka sayılı araç ile uygulama noktasına girmesi üzerine aracın durdurulduğu, araç şoförünün sanık … olduğu, araçta ayrıca diğer sanıklar …B… ve …’da bulunduğu, yapılan aramada araç içerisinde şeffaf poşete sarılı vaziyette sentetik kannabinoidlerden 5F-ADB (5F-MDMB-PINACA) ihtiva eden uyuşturucu maddenin ele geçirildiği, vücutlarından alınan idrar örnekleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda sadece sanık …’in idrarında esrar etken maddesine rastlandığı, diğer sanıkların idrar örneğinde Karaman Devlet Hastanesinde incelemesi yapılabilen esrar, eroin, kokain ve sair maddeler olmak üzere toplam altı genel uyuşturucu etken maddesine rastlanmadığı görüldüğü, Karaman Adli Tıp Kurumundan bonzai maddesinin idrardan tespit edilip edilemeyeceği hususu sorulmakla cevaben idrar testinde bonzai maddesinin kullanılma durumunun yüksek oranda tespit edilebileceğinin bildirildiği, uyuşturucu madde satın almak amacıyla İstanbul’a gitme irade ve ısrarları ile sırf bu iş için araba kiraladıkları, Karaman ve civar illerden de temin edebilecekken yüksek maliyeti de göze alıp uyuşturucu maddeyi alıp hemen geri döndükleri, sanık …’ın uyuşturucu madde alımı için cep telefonun sattığı, …dışındaki sanıkların idrarında, yüksek ihtimalde idrarda tespit edildiğine dair adli tıp raporu da göz önüne alınarak uyuşturucu maddeye rastlanılmadığı ve ayrıca sanık Abduldamet’te tespit edilen uyuşturucu maddenin de bonzai değil esrar olduğu, miktar düşük olarak değerlendirilse bile, bonzai maddesinin başka etken maddelerin katılması suretiyle miktarının 3-4 katı artırılabileceği hususları göz önüne alındığında sanıkların kiraladıkları araçtan ele geçirilen bonzai maddesini satmak amacıyla bulundurdukları,

savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu iştirak halinde üzerlerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediği gerekçesiyle sanıkların mahkûmiyetlerine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

Sanıklar …B… ve …hakkında İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular konusunda, Bölge Adliye Mahkemesince, hükümlerde isabetsizlik görülmediği gerekçesi ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Sanık … hakkında İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular konusunda, Bölge Adliye Mahkemesince sanık hakkındaki hükmün, sanık … hakkındaki hükmün incelemesi neticesinde mahkeme tarafından sanığın eylemine ilişkin olarak temel ceza belirlenirken alt hadden hüküm kurulduğu, ancak sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmünün uygulanması esnasında sanığın dosyaya konu sadece iki ayrı eylemi bulunması nedeniyle teşdidi gerektirecek herhangi bir husus bulunmamasına rağmen artırım oranının teşdiden 1/2 oranında yapılarak sanığa fazla ceza tayini, dosya içerisinde bulunan şahit numunenin 5237 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince müsaderesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi nedenleriyle hukuka aykırılıklar düzeltilerek İlk Derece Mahkemesi hükümlerine yönelik istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE

A. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden

Temyiz istemine konu kararın, sanık müdafiinin elektronik posta adresine 11.10.2019 tarihinde ulaşmakla, 16.10.2019 tarihinde tebliğ edilmiş sayıldığı, müdafiin kararı temyiz etmediği anlaşılmıştır. 6099 sayılı Kanun’un 2 nci maddesi ve 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7101 sayılı Kanun’un 48 inci maddesi ile değişik 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun), “Elektronik tebligat” başlıklı 7/a maddesinin ilgili bölümü; “Aşağıda belirtilen gerçek ve tüzel kişilere tebligatın elektronik yolla yapılması zorunludur.

9. Baro levhasına yazılı avukatlar.

Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır.”

Şeklinde hükümler içermektedir.

5271 sayılı Kanun’un “Sürelerin hesaplanması” başlıklı 39 uncu maddesinin birinci fıkrası; “Gün ile belirlenen süreler, tebligatın yapıldığının ertesi günü işlemeye başlar.” şeklinde, aynı maddenin dördüncü fıkrası ise “Son gün bir tatile rastlarsa süre, tatilin ertesi günü biter.” biçiminde düzenlenmiştir. Gün ile belirlenen sürelerin, tebliğin yapıldığı tarihin ertesi gününden itibaren işlemeye başlayacağı ve son günün tatile isabet etmesi durumunda sürenin tatil gününü takip eden ilk iş günü sona ereceği hüküm altına alınmıştır.

Sanık müdafiinin elektronik tebligat adresine gönderilen, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 27.09.2019 tarihli ve 2019/2180 Esas, 2019/2460 Karar sayılı kararı, 11.10.2019 tarihinde elektronik posta adresine ulaşmıştır. Bu itibarla 7201 sayılı Kanun’un 7/a maddesinin dördüncü fıkrası gereği bu tarihten beş gün sonra ilgili evrak tebliğ edilmiş sayılacaktır.

Sanık müdafiine usulüne uygun olarak tebliğ edilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen on beş günlük yasal süresinden sonra 20.11.2019 tarihinde sanık tarafından eski hale getirme talebi ile birlikte temyiz edildiği, sanık müdafii tarafından da süresinden sonra 29.05.2022 tarihinde dilekçe verdiği anlaşıldığından, sanığın ve müdafiinin süresinde olmayan temyiz ve sanığın delillendirilebilen eski hale getirme yasal nedeni bulunmayan eski hale getirme isteklerinin reddi gerekmektedir.

B. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden

İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfına ve sübutuna, sanıklar arasındaki iştirak iradesine, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin beşinci fıkrasının uygulanmasına ilişkin takdirlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; sanık müdafinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, aşağıda belirtilenler dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.

1. Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin sanık yönünden “20.06.2017” yerine sanık ayrımı yapılmaksızın “15.06.2017-20.06.2017” olarak gösterilmesi,

2. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanması ile ilgili olarak hükümden sonra 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından sanığın durumunun belirlenmesinde zorunluluk bulunmasının hukuka aykırı olduğu,

Değerlendirilmiş; her iki hususun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

C. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden

İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfına ve sübutuna, sanıklar arasındaki iştirak iradesine ilişkin takdirlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; sanık müdafinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, aşağıda belirtilenler dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.

1. Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin sanık yönünden “20.06.2017” yerine sanık ayrımı yapılmaksızın “15.06.2017-20.06.2017” olarak gösterilmesi

2. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanması ile ilgili olarak hükümden sonra 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından sanığın durumunun belirlenmesinde zorunluluk bulunmasının hukuka aykırı olduğu,

Değerlendirilmiş; her iki hususun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

D. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden

Sanık …’in, diğer sanıklar B…, …ve …ile üzerine atılı uyuşturucu madde ticaretini yapma suçunu işlediği sabit ise de;

15.10.2017 tarihli Olay Yakalama Üst Arama ve Rızaen Muhafaza Altına Alma Tutanağı içeriği uyarınca; sanık …’in 14.06.2017 günü uçak ile İstanbul iline bonzai maddesi satın almak üzere gittiği ve 15.06.2017 tarihinde otobüs ile geleceği yönünde istihbari bilgiler elde edilmesi üzerine, elde edilen bilgilerin araştırılması ve değerlendirilmesi neticesinde, … isimli şahsın Şube Müdürlüğünce tanınan daha önce hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma ve uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan soruşturma yürütüldüğünün tespit edildiği, olay tarihinde otogarda gerekli tertibat alınarak İstanbul ilinden gelen yolcu otobüsleri kontrol edilmek suretiyle yapılan uygulama sırada, sanığın…plakalı araçtan indiğinin tespit edilmesi üzerine önleme arama kararı ile elinde bulunan siyah renkli çantada ve pantolonunun çakmaklık cebinde yapılan aramada suça konu uyuşturucu maddelerin ve elinde bulunan beyaz kağıda yere atması sureti ile daralı tartımında 1 gram gelen uyuşturucu maddenin ele geçirildiği somut olayda;

5271 sayılı Kanun’un 161 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 2559 sayılı Polis Vazife Salâhiyet Kanunu’nun ( 2559 sayılı Kanun) Ek 6 ncı maddeleri uyarınca edinilen bilgi veya alınan ihbar veya şikâyet üzerine veya kendiliğinden bir suçla karşılaşan kolluğun, olay yerinde kişilerin ve toplumun sağlığına, vücut bütünlüğüne veya malvarlığına zarar gelmemesi ve suçun delillerinin kaybolmaması ya da bozulmaması için gerekli acele tedbirleri aldıktan sonra durumu derhal Cumhuriyet savcısına bildirmesi ve Cumhuriyet savcısının talimatı doğrultusunda gerekli soruşturma işlemlerini yapması gereklidir.

2559 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesine göre “önleme araması”, suç işlenmesinin veya bir tehlikenin önlenmesi için yapılan aramadır. Önleme aramasının muhatapları suç şüphesi altında olmayan kişilerdir.
5271 sayılı Kanun’un 116 ncı ve 119 uncu maddelerine göre “adli arama” ise, şüphelinin veya sanığın yakalanması ya da suç delillerinin elde edilmesi için yapılan aramadır. Somut bir suçun işlendiği şüphesi varsa önleme araması değil ancak adli arama yapılabilir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 28.02.2017 tarih, 2016/20-800 esas ve 2017/120 sayılı kararında özetle; Kollukça alınan bilgiler ile yapılan araştırma sonucu sanığın kimliğine ve uyuşturucu madde ticareti yaptığına dair elde edilen bilgilerin uyumlu olması halinde ayrıca şuç şüphesi oluşturan bilgilerin elde edildiği aşamada suç üstü halinin olmaması, bu durumda kolluk görevlilerinin edindikleri bilgileri, 5271 sayılı Kanun’un 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi 158 inci, 160 ıncı, 161 inci ve 164 üncü maddeleri uyarınca derhal Cumhuriyet savcısına bildirip bu konuda adli arama kararı talep etmeleri ve Cumhuriyet savcısından alacakları talimat doğrultusunda işlem yapmaları gerektiğinden, adli arama kararı alınmadan yapılacak arama işleminin ve bu arama sonucunda ele geçirilecek

uyuşturucu maddenin hukuka aykırı şekilde elde edilmiş olacağı, suçun maddi konusu ve delili olan uyuşturucu maddenin hukuka aykırı yöntemle elde edilmesi durumunda ise hükme esas alınamayacağı ve buna bağlı olarak suçun unsurunun oluşmayacağı gözetildiğinde, yerel mahkemece sanığın üzerinin aranması için 5271 sayılı Kanun’un 116 ncı ve devamı maddelerine uygun olarak alınmış bir “adli arama kararı” olup olmadığının araştırılması ve sonucuna göre hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma sonucu hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu kabul edilmelidir şeklinde açıklama yaparak suç şüphesi oluşturan bilgilerin elde edildiği aşamada suç üstü halinin mevcut olmayacağının hükme bağlandığının anlaşılması karşısında; sanığın açık kimlik ve seyahat bilgilerinin açık ve net olarak tespit edilmiş olması nedeni ile adli arama kararı gerektiren bir olayda önleme araması kararına dayanılarak ya da koşullarına uygun olmayan arama kararı üzerine yapılan arama hukuka aykırıdır. Böyle bir arama sonucu bulunan deliller ya da suçun maddi konusu “hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş” olacağından, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyet Anayasası’nın ( 2709 sayılı Anayasa) 38 inci maddesinin altıncı fıkrası ile 5271 sayılı Kanun’un 206 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 217 nci maddesinin ikinci fıkrası, 230 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi uyarınca hükme esas alınamayacağında;

5271 sayılı Kanun’un 116 ncı ve devamı maddelerine uygun olarak alınmış adli arama kararı ya da yazılı adli arama emri bulunup bulunmadığının araştırılması, varsa aslı veya onaylı örneğinin getirtilmesi, sonucuna göre sanık hakkında zincirleme suç unsurlarının oluşup oluşmadığı tartışılarak sanığın hukukî durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür.

V. KARAR

A. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden

Gerekçe bölümünde (A) numaralı bentte açıklanan nedenlerle ilgili kararın sanık müdafiine 16.10.2019 tarihinde tebliğ edildiği ve 5271 sayılı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen 15 günlük kanunî temyiz süresinde sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmediği, bu süre geçtikten sonra sanık tarafından 20.11.2019 tarihinde sunulan eski hale getirme ve temyiz dilekçesi ile sonradan atanan sanık müdafiinin de süresinden sonra hükmü temyiz ettiği anlaşıldığından, sanığın süresinde olmayan temyiz talebi ve 5271 sayılı Kanun’un 40 ıncı maddelerinde öngörülen eski hale getirme koşullarını gerçekleştirmeyen eski hale getirme isteği ile sanık müdafiinin süresinde olmayan temyiz isteğinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Sanıklar …ve B… Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden

Gerekçe bölümünde (B) ve (C) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 27.09.2019 tarihli ve 2019/2180 Esas, 2019/2460 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 303 üncü maddesi gereği İlk Derece Mahkemesi hükümlerinin,

1. Gerekçe bölümünde suç tarihi kısmında yazılı “15.06.2017,20.06.2017” ibaresinin çıkartılması ve yerine “sanıklar …, B… ve …yönünden 20.06.2017, sanık … yönünden 15.06.2017, 20.06.2017” ibaresinin eklenilmesi,

2. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanması ile ilgili bölümlerinin çıkarılması ve yerlerine; “Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli iptal kararı ile 7242 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikler sonrası oluşan durumuna göre, sanıklar hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesinin uygulanmasına”, ibaresinin eklenmesi,

Suretiyle, İlk Derece Mahkemesi hükümlerindeki hukuka aykırılıkların DÜZELTİLEREK, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,

D. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden,

Gerekçe bölümünde (D) numaralı bentte açıklanan nedenle sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 27.09.2019 tarihli ve 2019/2180 Esas, 2019/2460 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Karaman Ağır Ceza

Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

12.06.2023 tarihinde karar verildi.