Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2007/21303 E. 2008/10717 K. 15.09.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/21303
KARAR NO : 2008/10717
KARAR TARİHİ : 15.09.2008

Mahkemesi :İş Mahkemesi
No :

Davacı, davalılar murisi …’e ait işyerinde 01.09.1966-30.12.1972 tarihleri arasında geçen çalışma sürelerinin tespitine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.

Hükmün, davalılardan …. Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

Davacı, 01.09.1966-30.12.1972 tarihleri arasında davalıların murisi olan …’in sahibi olduğu işyerinde çalıştığının tespitini talep etmiş, mahkemece davanın kısmen kabulü ile davacının Merkez Kıraathanesi işyerinde 01.09.1966-31.121968 tarihleri arasında çalıştığının tespitine, 01.01.1969-30.12.1972 dönemlerine ilişkin talebinin reddine, davalı şahıslar hakkında ise husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.

506 sayılı Yasanın 4. maddesi gereğince yanında sigortalı çalıştıran her gerçek kişi veya tüzel kişiler işveren olabilir.Sigortalı ile hizmet akdini yapan kişi işverendir ve hizmet tesbiti davasının, sigortalıyı çalıştıran gerçek veya tüzel kişiler aleyhine açılması gerekir.Öte yandan, bir kimse hizmet akdine göre çalıştırılıyorsa, ancak, yasal açıdan sigortalı sayılamıyorsa (ör.506 sY.m.3) o kişiyi çalıştıran kişi 4. madde bakımından
işveren değildir. Bu nedenle kabul edilen dönemde davacıyı çalıştıran işverenin kim olduğu belirlenmeli, aynı yasanın 82. maddesi gereğince “Sigortalının çalıştırıldığı işyeri devredilir veya intikal ederse, eski işverenin kuruma olan sigorta primi ile gecikme zammı ve faiz borçlarından, aynı zamanda yeni işveren de müteselsilen sorumludur.” Hükmü de gözetilmek suretiyle kabul edilen dönemde davacıyı çalıştıran işverenin kim olduğu belirlenerek davalılar dışında kişiler ise o kişi/kişiler aleyhine ayrı dava açılarak iş bu dava ile birleştirilmek suretiyle, tarafların ibraz edeceği deliller ve davanın kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle re’sen toplanacak delillere göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması isabetsizdir.

O halde davalı kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 15.09.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.