YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/10378
KARAR NO : 2009/15337
KARAR TARİHİ : 12.10.2009
Mahkemesi :İş Mahkemesi
No :
Dava,12.02.1982 tarihinden başlayan 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalının isteğe bağlı sigortalılığa dönüştürülmesine ilişkin kurum işleminin iptaline ve zorunlu …… sigortalılığının tespitine, 1992 affı ile primleri ödenen 20.04.1982-20.08.1982 ile 28.07.1984-22.03.1985 tarihleri arası isteğe bağlı sigortalılık olarak geçerli sayılması, 5458 sayılı Yasadan doğan hakların geçerliliğinin tesbiti, kurum sataşmasının önlenmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün,davalı Kurum tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacının, 05.01.1985-15.02.1998 tarihleri arasında besicilik işi sebebiyle vergi kaydının bulunduğu,12.02.1982-15.08.2005 tarihleri arasında da … kaydı bulunduğu ve bu oda kaydı nedeniyle de 12.02.1982 tarihinden itibaren 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalılığının başladığı kabul edilmiş iken, daha sonra besicilik faaliyeti nedeniyle zorunlu… sigortalısı olamayacağı düşüncesiyle davacının ödediği primleri de dikkate alarak … kapsamındaki zorunlu sigortalı çalışmaları dışında kalan sürelerde isteğe bağlı sigortalı olarak kabul edilmiştir.Dava konusu ise Kurumun bu işleminin iptaline ilişkindir.
Davanın yasal dayanakları olan 01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Kanunun 24 ve 25. maddelerinde “…kendi adına ve hesabına çalışanlar olarak nitelendirilen bağımsız çalışanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına yazılı olan gerçek kişiler…”, “meslek kuruluşuna yazılarak çalışmaya başladıkları tarihten itibaren” zorunlu… sigortalısı sayılmışken, anılan maddelerde 19.04.1979 gün ve 2229 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile meslek kuruluş kaydı zorunluluğu kaldırılarak, “kendi adına ve hesabına” çalışma koşulu ve belirtilen nitelikte çalışmaya başlama tarihi sigortalılık niteliğini kazanmak için yeterli kabul edilmiştir.
1479 sayılı Yasanın, “kanunun amacı, sigortalı sayılanlar ve sayılmayanlar” başlıklı 24. maddesinde değişiklik yapan ve 20.4.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa ile yapılan düzenlemede, kendi adına ve hesabına çalışma koşuluna ek olarak “…gerçek ve götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar” için mükellefiyetin başlangıç tarihinden, “kendi adına ve hesabına bağımsız olarak çalışmakla beraber gelir vergisinden muaf olanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına usulüne uygun olarak kayıtlı olanlar” kayıt oldukları tarihten itibaren sigortalı sayılmaktadırlar. Anılan düzenlemeler gereğince, davacının, 12.02.1982 tarihinden, 2926 sayılı, tarım bağ kur sigortalılığına dair yasanın Amasya’da uygulamaya başlandığı tarih olan 01.01.1987 tarihine kadar çakışan zorunlu …’lı çalışmaları haricinde 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı kabul edilmesi gereklidir.
Davacının, 01.01.1987 tarihinden itibaren, 15.02.1998 tarihine kadar devam eden besicilik faaliyetinin zirai olup … sigortalısı olarak çakışan zorunlu …’lı süreler haricinde 2926 sayılı Yasa kapsamında değerlendirilmelidir.
Vergi kaydının sona erdiği 15.02.1998 sonrası tarımsal faaliyetine devam edip etmediği yasa çerçevesinde araştırılarak; son verdiğinin anlaşılması halinde ise 2926 sayılı Yasanın 6. maddesi nazara alınarak tarımsal faaliyetinin sona erdiği tarihte … sigortalılığı sona ereceğinden davacının, zorunlu sigortalılık süresi sonrası ilk prim ödeme tarihi dikkate alınarak, anılan tarihten başlamak üzere ve primi ödenen süreler kadar (öncelikle zorunlu sigortalılığa ait prim ve fer’ilerinden oluşan borca mahsubundan sonra kalanın değerlendirilmesi ile) Yasanın 60. maddesi (4956 sayılı Kanunun 56. maddesi uyarınca yürürlükten kalkmakla aynı yasanın 54.maddesi ile ek, ek madde 3 gereğince kıyasen 1479 sayılı Kanunun 79. maddesi uygulanmakla) uyarınca, yine, aynı dönemde çakışan zorunlu …’lı sürelerde gözetilerek, isteğe bağlı… sigortalısı kabul edilmelidir.
Mahkemece açıklanan maddî ve hukukî esaslar gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 12.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.