YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4798
KARAR NO : 2010/11623
KARAR TARİHİ : 20.09.2010
Davacı, süresinde ödenmeyen yaşlılık aylıkları nedeniyle faiz alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve…… tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Mahkemece, davacının süresinde ödenmeyen yaşlılık aylıkları nedeniyle, davalı Kurumun faizden sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik yok ise de, faizin başlangıç tarihinin belirlenmesinde, davacının 29.03.2002 tarihli tahsis talebini takip eden 506 Sayılı Yasanın 116. maddesinde yazılı üç aylık sürenin sona erdiği ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 161. maddesi de dikkate alınarak belirlenecek tarih esas alınarak tespiti gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu, davalı Kurumun 01.04.2002 tarihinden itibaren hesaplanan faiz tutarı ile sorumlu tutulması yerinde değildir.
Ayrıca, 25.04.2007 tarihli aylık bağlama kararına göre, davacıya, Kurumca 01.04.2002 tarihinden itibaren yaşlılık aylığının bağlandığının sabit olması ve 2002 yılı ocak, şubat, mart aylarına yönelik herhangi bir yaşlılık aylığı ödemesinin bulunmaması karşısında; 2002 yılı ocak, şubat, mart aylarına yönelik yaşlılık aylığı miktarları da dikkate alınarak hesaplanan faiz alacağından davalı Kurumun sorumlu tutulması isabetsizdir.
Mahkemece yapılacak iş, öncelikle, davalı Kurumdan davacıya ay be ay ödenen yaşlılık aylıklarının dökümü celp edilerek, yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, faizin miktarı konusunda, alanında uzman bilirkişiden yeniden rapor alınarak, varılacak sonuca göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 20.09.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.