Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2009/5835 E. 2010/12679 K. 04.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5835
KARAR NO : 2010/12679
KARAR TARİHİ : 04.10.2010

Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, davacının 1479 sayılı Yasaya tabi zorunlu sigortalılığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, asil muhtarın istifa etmesi üzerine Valilik oluru ile muhtarlık yaptığı 08.02.1982-26.03.1984 tarihleri arasında zorunlu …… sigortalılığının tespitini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda ise; hizmet tespiti olarak değerlendirilerek davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacının, 06.01.1988 tarihinden başlayan meslek kuruluşu kaydı ile 01.08.1988 tarihinden itibaren başlayan nakliye işine dayalı vergi kaydına istinaden kaydının 21.11.1989 varide tarihli giriş bildirgesi ile 06.01.1988 tarihi itibarıyla başladığı ve devam ettiği, 08.02.1982-26.03.1984 tarihleri arasında istifa eden köy muhtarı yerine Valilik oluru ile muhtarlık yaptığı, davacının muhtarlığının asaleten mi vekaleten mi olduğu belirlenemediğinden muhtarlık yaptığı dönemin Kurumca zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı kapsamında değerlendirilmediği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Yasanın geçici 8. maddesi ile 1479 sayılı Yasanın 24, 25 ve geçici 18. maddeleridir. Geçici 18. madde de “Bu Kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde 4.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri 4.10.2000 tarihinden itibaren başlar. Ancak, bu Kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olanların sigortalılıkları, bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde Kuruma yazılı olarak başvurmaları ve 20.4.1982-4.10.2000 tarihleri arasındaki vergi kayıtlarını belgelemek ve belgelenen bu sürelere ilişkin olarak 49 uncu ve ek 15 inci maddelere göre hesaplanacak prim borçlarının tamamını, tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde, ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağının yürürlükte olan prim tutarı üzerinden ödemek kaydıyla bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.” hükmü öngörülmüştür.
Buna göre, 1479 sayılı Kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde 04.10.2000 tarihine kadar Kuruma kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalılara vergi kayıtlarını belgelemek kaydıyla sigortalılık süresini değerlendirmek için yeni bir hak tanınmıştır. Bu açıklamalara göre mahkemece, davacının iddiası kapsamında 04.10.2000 tarihi öncesinde Kuruma tescili bulunduğuna göre; 1479 sayılı Yasanın 24, 25. maddeleri de gözetilerek zorunlu ….. sigortalılığı koşullarının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, var ise; talep konusu dönem hüküm altına alınmalı, zorunlu sigortalılık niteliği taşımadığı anlaşılır ise; prim ödemelerinin varlığı araştırılırak kayıt ve tescil olmaksızın kendi adına prim yatırma ve Kurumun bu primleri itirazsız olarak kabul etme olgusu tescil olarak nitelendirilmeli ve bu dönem isteğe bağlı sigortalı olarak kabul edilmelidir.
Mahkemece açıklanan maddî ve hukukî esaslar gözetilmeksizin, eksik araştırma, inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı biçimde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 04.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.