YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10197
KARAR NO : 2010/12123
KARAR TARİHİ : 23.09.2010
Dava, 2926 sayılı Kanun hükümleri kapsamındaki zorunlu sigortalılık sürelerinin ve yaşlılık sigortasından aylığa hak kazanıldığının tespiti istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı sonrasında davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı….. avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve…. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacının kendi adına ve hesabına bağımsız sürdürdüğü tarımsal faaliyete dayalı olarak 16.09.1988 – 11.11.1988, 20.01.1989 – 20.04.1993 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanuna tabi …… sigortalısı olduğunun ve 01.05.2007 gününden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemlerine ilişkin davanın kabulüne ilişkin ilk hükmün Dairemizce gerçekleştirilen temyiz denetimi sonrasında 28.10.2009 gün ve 12430/16451 sayılı ilam ile bozulması üzerine bu kez mahkemece bozma ilamına uyulduktan ve söz konusu ilamda öngörülen araştırma yapıldıktan sonra istemin aynen hüküm altına alındığı anlaşılmaktadır.
Dairemizin bozma ilamında, “…Anılan düzenlemeler kapsamında öncelikle çözümlenmesi gereken; tescile (re’sen veya istem üzerine) veya prim kesintisine (tevkifata) dayalı olarak başlayan 2926 sayılı Kanun kapsamındaki zorunlu sigortalılığın devamı sürecinde devreye giren ve kabul edilebilir (makul) süreden fazla devam eden farklı sosyal güvenlik kanunlarına tabi zorunlu sigortalılık nedeniyle kesintiye uğrayan….. sigortalılığının hangi koşullarda yeniden başlayacağına ilişkin hukuksal sorundur. Söz konusu Kanun kapsamındaki zorunlu sigortalılığı devam eden kişinin 506, 1479 veya 5434 sayılı Kanunlar kapsamında zorunlu sigortalı veya iştirakçi olması ve bu statünün kabul edilebilirliği aşacak nitelikte uzun bir süre devam etmesi durumunda, tarımsal faaliyet aralıksız sürdürülse dahi ……. sigortalılığının yeniden başlayabilmesi için, tescil başvurusu veya prim ödeme ya da ürün teslimatına dayalı prim tevkifatı olgularının gerçekleşmesi zorunlu olup, bu takdirde sigortalılık, başvuru veya prim ödeme ya da kesinti tarihini izleyen ay başından itibaren geçerli olmak üzere yeniden başlatılabilecektir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.02.2007 gün ve 2007/21-73 Esas, 2007/71 Karar numaralı ilamı ile 03.10.2007 gün ve 2007/10-658 Esas, 2007/718 Karar sayılı ilamında da aynı yaklaşım benimsenmiştir.
İnceleme konusu davada; 28.01.1987 günü itibarıyla başlayan 1479 sayılı Kanun kapsamındaki zorunlu sigortalılık olgusu nedeniyle davacının tarım Bağ – Kur sigortalılığı tescilinin geçersizliği belirgin bulunmakla, buna dayalı tesis edilen Kurum iptal işlemierinde olduğu gibi, diğer taraftan, 15.09.1988 tarihine kadar süregelen farklı sosyal güvenlik kanunları kapsamındaki çalışmaların kabul edilebilir süreyi aştığı da açıktır. Bu bakımdan yöntemince araştırma yapılmalı; öncelikle, 15.09.1988 gününden itibaren yukarıda belirtilen nitelikte üç olgudan herhangi birinin gerçekleşip gerçekleşmediği saptanmalı, gerçekleştiği belirlendiği takdirde, tarımsal faaliyet olgusunun kanıtlanmış olması gözetilerek, özellikle, yukarıda açıklanan ilke ve esaslar dikkate alınmak suretiyle sigortalılık süresi ile birlikte, tahsis istemine ilişkin tüm koşullar irdelenip, sigorta prim borcunun varlığı yönündeki çelişkiler de giderilerek, bu konuda denetlenebilir açıklık sağlanmalı ve elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır…” denilmiş olup, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan araştırma sonunda söz konusu üç olgudan herhangi birinin davacı yönünden gerçekleşmediği saptanmasına karşın, üstelik bozma ilamına uyulmakla davalı Kurum yararına oluşan usulü kazanılmış hak olgusu da göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu istemin aynen hüküm altına alınması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
S O N U Ç:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Üye A.Celkan’ın muhalefetine karşı; Başkan …… oylarıyla ve oyçokluğuyla 23.09.2010 gününde karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, kararın dayandığı yasal gerekçelere ve özellikle, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun olan yerel mahkeme hükmünün ONANMASI gerekirken bozulması kanaatimce hatalıdır.
SONUÇ: Bu nedenle yerel mahkeme kararının onanması gerekirken bozma gerekçelerini isabetli bulmadığımdan bozma yönünde oluşan yüksek Daire çoğunluk kararına katılamıyorum.