Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2010/16396 E. 2012/5170 K. 19.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/16396
KARAR NO : 2012/5170
KARAR TARİHİ : 19.03.2012

Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı … vasisi … tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
5510 sayılı Kanunun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 39. maddesinde; “Üçüncü bir kişinin kastı nedeniyle malül veya vazife malülü olan sigortalıya veya ölümü halinde hak sahiplerine, bu Kanun uyarınca bağlanacak aylığın başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı için Kurumca zarara sebep olan üçüncü kişilere rücu edilir” düzenlemesi getirilmiş ise de , söz konusu düzenlemenin anılan kanunda, yürürlüğü öncesinde gerçekleşen olaylardan kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında davanın yasal dayanağı 1479 sayılı Kanunun 63. maddesidir.
Kurumun, sigortalı veya haksahiplerine bağladığı aylığın ilk peşin sermaye değerinden fazlasını isteme hakkı bulunmadığı gibi; bağlanan aylığın kesildiği veya kesilmesi gereğinin, yargılama sürecinde ortaya çıktığı durumlarda; Kurumun ödemediği veya ödemeyecek olduğu aylık kesimini rücuan isteyemeyeceği yönü de, tazmine yönelik davada gözetilmesi gereken genel ilkeler arasında bulunmaktadır.
1479 sayılı Yasanın 46. maddesi, “Sigortalının dul eşi evlenirse aylığı kesilir” düzenlemesini içermekte olup, davalı … vasisi … tarafından temyiz aşamasında ibraz edilen nüfus kayıt örneği uyarınca, sigortalının dul eşinin 01.07.2009 tarihinde evlendiği anlaşılmaktadır. Hak sahibi eşin dava tarihinden önce evlenmesi sebebiyle, aylığının evlendiği tarih itibariyle kesileceği gerçeği karşısında, aylığın kesileceği tarihe kadar ödenen fiili ödeme miktarı belirlenerek, şayet aylığın ilk peşin değeri, fiili ödeme miktarından düşük ise o taktirde ilk peşin değerine itibar edilerek; aksine fiili ödeme miktarı, ilk peşin değerden düşük ise o taktirde de fiili ödeme miktarı esas alınarak, yapılacak değerlendirme sonucunda karar verilmesi gereğinin gözetilmemiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı … vasisi …’ın bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 19.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.