Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2010/3515 E. 2011/12984 K. 04.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3515
KARAR NO : 2011/12984
KARAR TARİHİ : 04.10.2011

Mahkemesi :İş Mahkemesi
No :

Dava, trafik kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan peşin değerli aylık ve ödenen cenaze yardımının 1479 sayılı Kanunun 63. maddesi uyarınca rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı ile davalılardan … avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1- 5510 sayılı Kanunun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 39. maddesinde; “Üçüncü bir kişinin kastı nedeniyle malül veya vazife malülü olan sigortalıya veya ölümü halinde hak sahiplerine, bu Kanun uyarınca bağlanacak aylığın başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı için Kurumca zarara sebep olan üçüncü kişilere rücu edilir” düzenlemesi getirilmiş ise de, söz konusu düzenlemenin anılan kanunda, yürürlüğü öncesinde gerçekleşen olaylardan kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında davanın yasal dayanağının 1479 sayılı Kanunun 63. Maddesidir.
1479 sayılı Kanunun 63. maddesinde “Üçüncü bir kimsenin suç sayılır hareketi ile bu Kanunda sayılan yardımların yapılmasını gerektiren bir halin doğmasında, Kurum, sigortalı veya hak sahiplerine gerekli bütün yardımları yapar. Ancak, Kurum, yapılan bu yardımların ilk peşin değeri için üçüncü kişilere, istihdam edenlere, ve diğer sorumlulara rücu eder…” hükmü öngörülmüştür.
Sigortalı … … ile davalılar murisi …’ın içinde bulundukları aracın, 30.11.2003 tarihinde … … düşmesi şeklinde meydana gelen trafik kazası sonucu, araçtaki iki kişi de vefat etmiş, olayın bildirilmesi üzerine
mahalline giden jandarma tarafından tutulan 30.11.2003 tarihli tutanakta; araçta yapılan incelemede, aracın iki koltuğunda iki erkek şahsın bulunduğu, şoför mahallinde oturan kişinin … olduğu, ön koltukta oturan diğer şahsın ise … … olduğu belirtilmiştir. Yargılama aşamasında, aracın çıkarılması sırasında görevli olan itfaiye erleri tanık sıfatıyla dinlenmiş, beyanlarında; aracın direksiyonunda bulunan şahsın … … olduğunu belirtmişlerdir. Mahkemece; aracı kullananın ve kazaya sebep olan kişinin davalılar murisi …’ın olmadığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir. Aracı kullananın kim olduğu konusunda, tanık beyanları ile 30.11 2003 tarihli tutanaktaki tespit arasında açık çelişki olup, bu konudaki çelişki giderilmeden karar verilmiş olması isabetsiz bulunmuştur.
Mahkemece; tutanakta adı geçen jandarma er ve … tanık olarak dinlenmeli, itfaiye erlerinin beyanları ile tutanaktaki tespit nedeniyle oluşan çelişki giderilmeli, aracı kullanan kişi hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde tespit edilmeli ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmelidir.
2-Kabule göre de; karar tarihinde yürürlükte bulunana Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 12. maddesi uyarınca, konusu para veya para ile ölçülebilen davalarda vekalet ücretinin tarifenin üçünde kısmında belirtilen nispi tarifeye göre taktir edilmesi gerekeceği hükmü dikkate alınarak, kendisini vekille temsil ettiren davalı … yararına nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, maktu tarifeye göre vekalet ücretine hükmedilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı ile davalılardan …’ın bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır,
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan …’a iadesine, 04.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.