Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2010/5363 E. 2011/14417 K. 24.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5363
KARAR NO : 2011/14417
KARAR TARİHİ : 24.10.2011

Mahkemesi :İş Mahkemesi
No :

Dava, davalı işyerinde geçen hizmetlerin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabul kısmen reddine karar vermiştir.
Hükmün, davalı … Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasanın geçici 7/1. maddesi hükmünde, “Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı, 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlar ile 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesine göre sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler” düzenlemesinin yer alması ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında davanın yasal dayanağının 506 sayılı Kanun, giderek, 79/10. madde olduğu kabul edilmelidir.
Bu tür, sigortalı hizmetlerin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır.
Davacı 05.08.1991-Haziran 2003 tarihleri arasında kesintisiz çalışmış olduğunun tespitini istemiş; son celse talebini daraltarak, 15.03.1994-20.06.2003 tarihleri arasında sürekli çalışmış olduğunun tespitini talep etmiştir. Mahkemece, davacının, davalıya ait işyerinin yasa kapsamına alınış tarihi olan 15.03.1994 tarihinden, talep gibi 20.06.2003 tarihine kadar bildirilmeyen sürelerin tespitine karar verilmiştir.
Davacının hizmet cetveli incelendiğinde, davalı dışındaki başka isim ile anılan işyerlerinden bir kısım çalışmalarının bildirilmiş olduğu anlaşılmış olduğuna ve davacının, … Md. Tic. Ltd. Şti. işyerinden bildirimlerine ilişkin imza incelemesi talebinde bulunduğu gözetildiğinde, bu işyeri ile, …Ltd. Şt.ine ait işyeri dosyalarını incelenerek; davalı işyeri ile arasında varsa, bağlantı belirlenmeli, aralarında devir olup olmadığı, bu duruma göre, devreden ile, devralanın sorumlulukları tartışılmalı, yine hak düşürücü süre irdelenmeli, davanın niteliği gereği, gerektiğinde re’sen delil araştırması yoluna da gidilerek, tüm deliller toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
Ayrıca, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388. maddesinde, “Hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir”, 389. maddesinde “Verilen karar ile iki tarafa tahmil ve bahşedilen vazife ve haklar şüphe ve tereddüdü mucip olmayacak surette gayet sarih ve açık yazılmalıdır.” hükmünün öngörülmüştür. Hükümlerin çelişkiden uzak ve infaza elverişli olması kamu düzeniyle ilgili olup, hükmü temyiz etmeyen yönünden sonuç doğurması gerekeceği de gözetilerek gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gerekir. Buna göre, mahkemece, gerekçede, tespitine karar verilmesi gereken sürenin 2640 gün olması gerektiği belirtildiği halde hükümde maddi hatadan kaynaklanan nedenle 2751 gün yazılmış olduğu belirtildiğinden, bu yanlışlığın da düzeltilerek infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeden yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı ….. Başkanlığı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 24.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.