Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2012/19837 E. 2013/13667 K. 17.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/19837
KARAR NO : 2013/13667
KARAR TARİHİ : 17.06.2013

……

Dava, eksik hesaplandığı iddiasıyla yaşlılık aylığı miktarının tespiti ve farklarının tahsili istemine ilişkindir.

Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.

Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

Davacıya 01.11.2000 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlandığı, davacının yaşlılık aylığının eksik hesaplandığı gerekçesiyle yeniden hesaplanmasını talep ederek dava açmış olduğu anlaşılmaktadır.

Mahkemece, davacının yaşlılık aylığına 2003 yılında %2,6 oranında artış yapılması gerektiği gerekçesiyle, davacının 1320,27 TL. maaş farkı alacağının tahsiline karar verilmiştir.

Davanın yasal dayanaklarından olan ve 08.09.1999 tarihinde yürürlüğe giren 4447 sayılı Kanunun Geçici 4’üncü maddesinde “Bu Kanunun 24’üncü maddesinin yürürlüğe gireceği tarihe kadar, bu Kanunun 16’ncı maddesi ile 506 sayılı Kanuna eklenen Ek 38’inci maddesine göre Sosyal Sigortalar Kurumundan gelir ve aylık almakta olanlara yapılan ödemeler ile 29’uncu maddesi ile değiştirilen 1479 sayılı Kanunun 36’ncı maddesinin son fıkrasına göre …..tarafından ödenen aylıklarda dönem sonunda kadar yapılan artış oranının, aynı dönemin başında memur aylıklarında yapılan ortalama artış oranının altında kalması halinde, söz konusu ödemeleri aradaki fark kadar artırmaya Bakanlar Kurulunun yetkili olduğu” hükmüne yer verilmiş ve bu yetki Kanununa dayanılarak çıkarılan ve 01.11.2002 tarihinde yürürlüğe giren 2002/4847 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında “4447 sayılı İşsizlik
./…
-2-

Sigortası Kanunu’na eklenen Geçici 4’üncü maddesine göre; 506 sayılı Kanunun Ek 38’inci maddesine göre Sosyal Sigortalar Kurumundan gelir, emekli ve diğer aylık almakta olanlara yapılan ödemeler ve 1479 sayılı Kanunun 36’ncı maddesinin son fıkrasına göre……..tarafından ödenen emekli ve diğer aylıklarda 01.01.2002 – 31.12.2002 tarihleri arasında yapılan artış oranı ile aynı dönemde memur aylıklarında yapılan artış oranından kaynaklanacak fark Aralık ayında hesaplanarak, söz konusu aylık ve ödemelere yansıtılacağı” karara bağlanmış ise de; anılan karar 17.01.2003 tarihinde yürürlüğe giren 2003/5146 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 11 ve 12’nci maddeleri ile 01.11.2002 tarihi itibariyle yürürlükten kaldırılarak, 506 ve 2925 sayılı Kanunlara göre gelir ve aylık alanlar için yeni bir artış düzenlemesi yerine sosyal destek ödemesi öngören başka bir düzenleme getirilmiş ve bu düzenleme de kararın 11’inci maddesinde belirtildiği üzere 01.01.2003 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Somut olayda uyuşmazlık; 01.11.2002 tarihinde yürürlüğe giren 2002/4847 sayılı Bakanlar Kurulu Kararını 01.01.2003 tarihinde yürürlüğe giren 2003/5146 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile baştan itibaren yürürlükten kaldırılmasına rağmen kararın yürürlükte olduğu 01.11.2002 – 01.01.2003 tarihleri arasındaki süre itibariyle davacı yararına uygulanıp Aralık 2002 aylığının bu karar uyarınca artırılıp artırılmayacağı noktasında toplanmaktadır.

Bakanlar Kurulu Kararı düzenleyici bir işlem olup; objektif hukuk kuralı niteliğindeki bir düzenleyici işlemin yürürlüğe girdikten bir süre sonra baştan itibaren kaldırılması durumunda yürürlükte kaldığı sürede şahıslar yararına kazanılmış hak oluşturabilmesi için, kuralın ilgilisi olan kişi hakkında uygulanmış ve kişiselleştirilmiş olması gerekir. Başka bir deyişle; kazanılmış haktan söz edilebilmesi için bu hakkın yeni düzenlemeden önce yürürlükte olan kurallara göre bütün sonuçlarıyla fiilen elde edilmiş olması veya düzenleyici işlemin başlangıçta yöneldiği belirsiz sayıdaki kişileri hedef alma özelliği somutlaşarak bireysel işleme dönüşmesi gerekir. Dava konusu olayda, sonradan yürürlüğe giren 2003/5146 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlük tarihinden itibaren ortadan kaldırılan 2002/4847 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının davacı açısından kişiselleştiğini gösteren bir işlem yapıldığına ilişkin bir belge dosya kapsamında bulunmamaktadır. Bu nedenle; anılan Bakanlar Kurulu Kararının davacı hakkında bireysel bir işleme dönüşüp dönüşmediği ve giderek bu karar ile davacının somut bir hak elde edip etmediği davalı Kurumdan sorulduktan sonra, deliller değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.

Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

../…
-3-

O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 17.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

……..