YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/21989
KARAR NO : 2013/13298
KARAR TARİHİ : 12.06.2013
…….
Asıl dava ve birleşen davalar; davacının borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı …….vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-) Davacı, asıl davada; dava dışı ortağı olduğu limited şirketin Kuruma olan borçlarından dolayı 2…. ve …..numaralı takip dosyalarına konu, 11.03.2010 tarihi itibariyle toplam 1.707.000,00 TL tahakkuk ettirilen borçtan dolayı şirket ortaklığından ayrılması sebebiyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiş; birleşen …….6.01.2011 tarih, 2010/391 Esas ve 2011/31 Karar sayılı dosyasında; dava dışı limited şirketin borcundan dolayı ……numaralı takip dosyasından 07.04.2010 tarihi itibariyle toplam 4.246,24 TL tahakkuk ettirilen borçtan dolayı sorumlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiş, birleşen …….20.07.2011 tarih, 2011/432 Esas ve 2011/594 Karar sayılı dosyasında; dava dışı limited şirketin borcundan dolayı 2010/18195 numaralı takip dosyasından 04.02.2011 tarihi itibariyle toplam 1.132,56 TL tahakkuk ettirilen borçtan dolayı sorumlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, asıl dava hakkında hüküm kurulmuş olup, birleşen davalar …. hakkında olumlu veya olumsuz karar verilmemiştir.
2-) Mahkemece, tefhim olunan kısa kararda “hakkında açılan davaya konu …… icra takip dosyalarına konu edilen ve 11.03.2010 tarihi itibari ile toplam 1.707.000,00 TL prim borcundan davacının sorumlu olmadığının tespitine,” karar verilmiş iken, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında ise “hakkında açılan davaya konu …… icra takip dosyalarına konu edilen ve 11.03.2010 tarihi itibari ile toplam
./..
-2-
1.712.351,21 TL prim borcundan dolayı davacının sorumlu olmadığının tespitine,” ilişkin hüküm kurmak suretiyle kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki oluşturulduğu anlaşılmaktadır.
Hükümlerin çelişkiden uzak ve infaza elverişli olması kamu düzeniyle ilgilidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesinde hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği düzenlenmiş olup, birleşen davalar hakkında ayrı ayrı karar verilmemesi isabetsiz görülmüştür.
Tarafların yüzüne karşı tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki bulunduğundan, Yargıtay İçtihadı Büyük Genel Kurulu’nun 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 Kararı gereğince salt bu husus bozma nedenidir.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular üzerinde durulmadan, birleşen davalar hakkında ayrı ayrı karar verilmeksizin, çelişkili şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı …. Başkanlığı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve sair yönleri incelenmeksizin hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı …… Başkanlığı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 12.06.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
…..