Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2012/22651 E. 2013/14392 K. 25.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/22651
KARAR NO : 2013/14392
KARAR TARİHİ : 25.06.2013

…..

Dava, kısıtlılık nedeniyle ödeme emirleri ve dayanağı icra takiplerinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkeme, yazılı biçimde davanın kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, hukuki nitelikçe; dava dışı işveren limitet şirketin süresinde ödenmeyen 2005/3 ila 7. aylara ait prim ve gecikme zammının şirket ortağı ve yöneticisi olan davacıdan tahsili için 6183 Sayılı Kanunun 58. maddesi kapsamında 10.06.2010 tarihinde tebliğ edilen 05.11.2007 tarih 2007/19602-19603-19604 takip no’lu ve toplam 6.882 TL bedelli ödeme emirlerinin kısıtlılık nedeniyle iptali istemine ilişkindir. Mahkeme,…….. esas sayılı davasında alınan 30.05.2012 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda; davacının 02.01.2005 tarihinden itibaren fiil ehliyetine haiz olmadığının tespit edildiğini gerekçe göstererek ödeme emirlerinin ve takiplerin iptaline karar vermiştir.
Dosya inceleme zaptına göre …… sayılı davasının; vesayeten dava dışı kooperatif başkanı …… aleyhine menfi tespit ve takiplerin iptali istemli olarak açıldığı, Adli Tıp 4. İhtisas Kurulunun 30.05.2012 tarihli raporunda davacının 02.01.2005 tarihinde ve halen fiil ehliyetinin bulunmadığının mütaala edildiği ve davanın derdest olup akıbetinin araştırılmadığı, diğer taraftan….. 27.11.2007 tarih 2007/1274 karar sayılı ilamıyla; davacının “paranoid tip şizofreni” tanısı ile vesayet altına alınması gerektiğine ilişkin 26.11.2007 tarihli Sağlık Kurulu raporuna göre davacının kısıtlanarak kendisine vasi atandığı eldeki davanın da vesayeten açıldığı anlaşılmaktadır.
./..

-2-

Davanın yasal dayanaklarından olan 506 Sayılı Kanunun 80. maddesi hükmünde, Kurumun süresi içerisinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 Sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür. 6183 Sayılı Kanunun 25.05.1995 tarih ve 4108 Sayılı Kanunun 11. maddesi ile değişik mükerrer 35. maddesi hükmüne göre de; Kurumun, işveren tüzel kişilerde olan prim ve diğer alacaklarının, işveren tüzel kişilerin mal varlığından kısmen veya tamamen tahsil edilememesi ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması halinde, işbu Kurum alacaklarının gerçekleştiği yada ödenmesi gereken dönemde işveren şirketi borç altına sokma ve yönetme yetkisini haiz kanuni temsilciler Kuruma karşı şahsi mal varlıkları ile sorumlu tutulmuşlardır. Yine 6183 Sayılı Kanunun 35/1. maddesi hükmü kapsamında; Kamu borcunun işveren şirketten tahsil imkânının kalmadığı tarih itibariyle şirket ortağı bulunanların anılan fıkrada öngörülen diğer koşulların da varlığı halinde sermaye hisseleri oranıyla sınırlı şekilde sorumlu olacakları kabul edilmiştir. İşveren şirketin haczedilen mal varlığının kamu alacağını karşılamadığının iflas halinde ise alacağın iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşıldığı gibi hallerde tahsil imkânsızlığı koşulunun gerçekleştiği sonucuna varılmalıdır.
Mahkemece, öncelikle, davacının, şirket ortaklığı ile kanuni temsilcilik dönemleri ayrı ayrı açık ve net bir biçimde belirlenmeli, kanuni temsilciliğe dayalı sorumluluk durumu…….. esas sayılı davasının kesinleşmesi beklenip, 6183 sayılı Yasanın mükerrer 35. Maddesinde öngörülen ilke ve esaslar çerçevesinde değerlendirilmeli, kesinleşen karara göre kanuni temsilci olarak sorumluluğunun bulunmadığı sonucuna varıldığı takdirde ise, anılan yasanın 35/1. Maddesinde öngörülen ilke ve esaslara göre ortaklığa dayalı sorumluluğun varlığı kabul edilmeli ancak, şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği irdelenip sonucuna göre karar verilmelidir. Kabule göre de, davanın tarafının vesayet altına alınan kişi olduğu gözetilmeksizin; karar başlığında sadece vasi adına yer verilmesi yerinde görülmemiştir.
O halde; davalı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, 25.06.2013 gününde oy birliğiyle karar verildi.

………