Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2013/17485 E. 2013/18376 K. 04.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/17485
KARAR NO : 2013/18376
KARAR TARİHİ : 04.10.2013

Mahkemesi :İş Mahkemesi

Dava, 14.09.1992 – 31.12.2002 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanuna tabi sigortalılığın tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi Dr. … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, 14.09.1992 – 31.12.2002 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanuna tabi sigortalılığının tespitini istemiş, Mahkemece uyulan Dairemizin bozma ilamında; “Davacının 1479 sayılı Kanun m.18 anlamında; süresinde ve usulüne uygun müracaatı bulunmadığından 04.10.2000 öncesine ilişkin olarak redde yönelik Mahkeme kabulünün isabetli bulunduğu, bununla birlikte davacının 04.10.2000 sonrası vergide kayıtlı olduğu sürenin ise 5510 sayılı Kanun Geçici m.8 kapsamında değerlendirilmesinin gerektiği belirtilerek, 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 01.10.2008 tarihinden itibaren 6 ay içinde davacının bu davayı açmak suretiyle talepte bulunduğu bildirilmiş ve davacının talebinin, bu maddeye göre borçlanma isteği niteliğinde olduğunun gözetilmesi gereği ” ifade edilmiştir.
Mahkemece, bozma sonrası yürütülen yargılama süresinde, davalı Kurum’dan borçlanma tutarı sorulmuş, Kurumca vergi borçlanma miktarı tutarı bildirilmiş, ancak Mahkeme kararı kesinleşmeden işlem yapılamayacağının belirtilmesi üzerine; borçlanma bedelinin ödenmemesinin davacıdan kaynaklanmadığı belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme, bozma kararına uyulmasına karar vermiştir. Bozma kararına uyulmakla, bozma kararı lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak doğar ve mahkemece de bozma kararı doğrultusunda karar verilmesi gerekir. (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı İBK) O halde mahkemece bozma ilamına uyulduğuna göre, bozma kapsamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak karar verilmesi gerekir.
16.06.2006 günlü Resmi Gazete’de yayımlanan ve 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Geçici m.8/1 hükmünde; bu kanunun m.4/1 (b) bendi uyarınca sigortalılık niteliği taşıdıkları halde bu kanunun yürürlük tarihine kadar kayıt ve tescillerini yaptırmayanların sigortalılık hak ve yükümlülüklerini bu kanunun yürürlük tarihinden başlayacağı kural olarak kabul edilmiştir. İstisnai olarak da aynı maddenin 2. fıkrasında; bu kanunun m.4/I (b) bendinin (1) ve (3) numaralı bentlerine göre sigortalı sayılanların (esnaf veya tacir olarak gelir vergisi mükellefi olanlar ile şirket ortaklarının) bu kanunun yürürlük tarihinden itibaren sigortalılıkları başlatılanların, bu Kanunun yürürlük tarihi olan 01.10.2008 ilâ 04.10.2000 tarihi arasında geçen vergi mükellefiyet sürelerinin, sigortalının bu kanunun yürürlük tarihinden itibaren 6 ay içinde talepte bulunması halinde 04.10.2000 ilâ 01.10.2008 dönemini vergi mükellefiyetlerinin bulunması kaydıyla borçlanılabileceği kabul edilmiştir.
Anılan maddede; “…sigortalının bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren 6 ay içinde talepte bulunması halinde, vergi mükellefiyet sürelerinin tamamı için 80 inci maddenin ikinci fıkrasının (a) bendine göre talep tarihindeki prime esas kazancının % 32’si üzerinden borçlanma tutarı hesaplanır ve sigortalıya tebliğ edilir. Sigortalının kendisine tebliğ edilen borçlanma tutarının tamamını tebliğ tarihinden itibaren 6 ay içinde ödemesi halinde, bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir. Sigortalıya tebliğ edilen borç tutarının bu süre içerisinde tam olarak ödenmemesi halinde bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve ödenen tutar bu Kanunun 89 uncu maddesine göre iade edilir.” hükmü yer almaktadır.
Madde hükmü gereğince, davacının 01.10.2008 tarihinden sonra 4 (b) sigortalısı olarak tescil edilmiş olması halinde; borçlanma tutarının davacıya tebliği ile belirtilen tutarın tamamını tebliğ tarihinden itibaren 6 ay içinde ödemesi halinde bu sürenin sigortalılık süresi olarak değerlendirilebileceği gözetilmeksizin eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma sebebidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 04.10.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.