Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2013/18082 E. 2013/19368 K. 28.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/18082
KARAR NO : 2013/19368
KARAR TARİHİ : 28.10.2013

Mahkemesi :İş Mahkemesi

Dava, iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirler nedeniyle uğranılan Kurum zararının davalılardan rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilamında belirtilen gerekçe ile, davanın kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan … Dış Tic. San. ve Yatırım AŞ. avukatınca temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
5510 sayılı Kanunun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 21. maddesiyle yeniden getirilen “sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı” tazmin hükmünün, 5510 sayılı Yasanın yürürlüğü öncesinde gerçekleşen iş kazalarından kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı gözetildiğinde davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 26/1 ve 87. maddeleridir.
Dava konusu somut olayın, sigortalının çalıştığı inşaat alanında önde duran alçı torbalarının yağmurdan korunması için üzerlerine poşet gerdiği esnada, poşete takılan ve elektrikle çalışan gırgır tabir edilen makinadaki kaçak yüzünden makineye bağlı çekme halatında elektrik bulunduğu halde, sigortalının kenara çekmek maksadıyla eliyle tutması sonucunda vefat etmesi şeklinde gerçekleştiği, olayla ilgili olarak yapılan ceza yargılamasında sigortalının çalıştığı işyerinde Akpınar Ltd. Şti. nezdinde elektrik mühendisi ve şantiye şefi olan …’ın da ceza aldığı anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 53. (6098 Sayılı TBK md 74.) maddesi hükmü gereğince, hukuk hakimi kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki maddi olgu ile bağlıdır. Ceza mahkemesi kendine has usuli olanakları nedeniyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahiptir. Bu nedenle, ceza mahkemesinde saptanacak maddi olayın yargısal bir kararla saptanmış olması gerçeğinin hukuk hakimini de bağlaması gerekir. Bu hal; Kamunun yargıya olan güveninin korunmasının bir gereği olduğu gibi, söz konusu Borçlar Kanununun 53. maddesinde öngörülen kuralın da doğal bir sonucudur. Nitekim bu husus, Yargıtay’ın yerleşmiş ve kökleşmiş görüşleri ile de kabul edilmiş bulunmaktadır.
Mahkemece,ceza davasında alınan kararın, kesinleşip kesinleşmediği, araştırılmaksızın ve orada kusurlu bulunan şahısların da, kararın kesinleşmesi halinde iş kazasının meydana gelmesinde kusurlarının bulunacağı hususu gözetilmeksizin,karar verilmesi isabetsizdir.
Mahkemece,dosya içeriğindeki tüm deliller takdir olunarak ve ceza dosyası içeriği gözetilmek suretiyle, varsa, çelişki giderilerek, tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilip, kusur oran ve aidiyetleri konusunda ceza davasında kesinleşen karar ile mahkum olan kimselerin de kusurlu olacağının kabulü ile, konusunda uzman olan bilirkişi heyetinden yeniden oluşan uygun kusur raporu alınmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalılardan … Dış Tic. San. ve Yatırım AŞ. vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hükmü temyiz etmeyen diğer davalı yönünden davacı Kurum lehine oluşan usuli kazanılmış hak durumu da nazara alınarak karar verilmek üzere hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan … Dış Tic. San. ve Yatırım AŞ.’ye iadesine, 28.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.