YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/23325
KARAR NO : 2013/24584
KARAR TARİHİ : 17.12.2013
Mahkemesi :İş Mahkemesi
No :2012/668-2013/173
Dava, alınması gereken yaşlılık aylıklarının tespiti ile eksik ödenen yaşlılık aylıkların tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
16.04.2013 tarihli hükmün, davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine; miktar itibariyle davacı açısından temyiz yolu kapalı olduğundan bahisle, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
Temyiz isteminin yerel mahkemece reddine ilişkin iş bu hükmün, davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla, dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
1-Davacı vekili; 01.01.2003 tarihinden itibaren maaşın TÜFE oranları nazara alınarak belirlenmesine, Vakıf tarafından yapılmayan TÜFE artışları nedeniyle eksik ödeme sonucu bugüne kadar birikmiş farklara karşılık, yargılama sonucu tespit edilecek alacaktan fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL’nin mevduata uygulanan ek yüksek mevduat faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması halinde temyiz (kesinlik) sınırının saptanmasında alacağın tamamının gözetilmesi, tümü dava konusu yapılan bir alacağın kısmen kabulünde ise temyiz (kesinlik) sınırının belirlenmesinde kabul ve reddedilen miktarların esas alınması Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 427’nci maddesi hükmü gereğidir.
İnceleme konusu davada, alacak miktarının belirlenebilir nitelikte olmadığı ve davacı vekilinin kısmi talepte gözetildiğinde, hükmün kesin olarak nitelendirilmesi mümkün olmadığından, yerel mahkemenin davacı vekilinin temyiz isteminin reddine ilişkin 18.07.2013 tarihli ek kararının BOZULMASINA,
2-İşin esasına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
a)Dosyadaki yazılara, delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine,
b)Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 323. maddesinde yargılama giderleri sayılmış, ğ. bendinde vekâlet ücretinin de yargılama giderleri arasında olduğu belirtilmiştir.
29.05.1957 gün ve 4/16 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere, karşı tarafa yüklenmesi gereken ve yargılama giderlerinden olan vekâlet ücretine, diğer yargılama giderlerinde olduğu gibi mahkemece kendiliğinden (resen) hükmedilmesi gerekmekte olup, kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir (HMK m. 326/I).
Somut olayda; davanın reddine karar verilmesi nedeniyle, kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına, karar tarihinde yürürlükte olan tarife gereğince vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yanılgılı değerlendirme sonucu, davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki; bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 6217 sayılı Kanunun 30’uncu maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa eklenen geçici 3’üncü madde atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438’inci maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Hüküm fıkrasına “Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 440,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine” cümlesinin eklenmesine ve kararın bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 17.12.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.