Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2013/2433 E. 2013/16768 K. 19.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2433
KARAR NO : 2013/16768
KARAR TARİHİ : 19.09.2013

….

Davacı, 1986–1988 yılları arasında 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Mahkemece, Kurumun ihtilaf konusu dönemi de kapsar şekilde prim tahsil edip, uzun süre bu primleri kullandıktan sonra davacının bir kısım sigortalılığını iptal etmesinin Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde düzenlenen iyiniyet kuralına aykırı olduğu gerekçesiyle, davacının 02.01.1986–31.12.1988 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında ….sigortalısı olduğunun kabulüne karar verilmiş ise de, mahkemenin hükmü eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
Bağ–Kur sigortalılığı için asıl olan, kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmaktır…… Anayasamızda düzenlenmiş olup, bu hak ve yükümlülüklerden kaçınılamaz ve vazgeçilemez olması bu nedenle de iş bu tür davaların kamusal niteliği gözetilerek gerçeğin ortaya çıkartılması bakımından kanıtların re’sen ve özenle toplanması gerekir. 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun geçici 7/1. maddesi hükmü karşısında, davanın yasal dayanağının 1479 sayılı Kanun olduğu da belirgindir.
Uyuşmazlık, davacının oda kaydının geçerli olup olmadığı ve kendi nam ve hesabına çalışmasının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davada somutlaşan olayda; davacının 26.02.1992 tarihli bildirgeye istinaden kaynakçılık mesleği sebebiyle, vergi kaydına istinaden 01.02.1985 tarihi itibariyle 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı olarak tescil edildiği, 01.02.1985–02.01.1986, 07.02.1989–05.10.1993 (kaynakçı), 28.12.1993–31.08.1997 (gübre bayii), 22.09.1997’den itibaren d….ortağı olmasından dolayı vergi kaydının, yine 22.09.1997’den itibaren …., 09.04.1984–06.05.2009
./…
-2-

tarihleri arasında şoförlük mesleğinden dolayı ……kaydının bulunduğu, sicil kaydının ise bulunmadığı; 20.07.2009 tarihli sosyal güvenlik kontrol memuru tarafından düzenlenen raporda, üye defterinde noter tasdiki ve sayfa numarasının bulunmadığı, 6766 üye numaralı davacının soyadının “Bilken” iken üstü çizilerek yan tarafına “……” yazıldığı, bu değişikliğin düşünceler bölümünde, “…… kararı ile soyad…..larak değiştirilmiştir ve 06.05.2009 tarihinde mesleği terk ettiğinden kaydı silinmiştir” şeklinde açıklandığı, üyenin bulunduğu sayfada yazılı olan 09.04.1984 üye kayıt tarihinin defterdeki tarih takibine uymaması nedeniyle kaydın geçersiz sayılması gerektiğinin belirtildiği ve davacının oda kaydının usulsüz olduğu kabul edilerek iptal edildiği; 28.02.1992–30.12.2009 tarihleri arasında düzenli prim ödemelerinin bulunduğu, 92 affından yararlandığı, 04.01.2010 tarihli ekstre bilgilerine göre de 278,30 TL prim aslı borcu bulunduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, Kurumun yukarıda anılan tespitleri üzerinde durularak belgeler yeniden incelenmeli, tespite konu dönemde davacının ilgili odanın genel kurul toplantılarına katılıp katılmadığı, hazirun cetvellerinde adının ve imzasının bulunup bulunmadığı, aidat ödeyip ödemediği, ödemiş ise hangi tarihlerde ödediği ve buna ilişkin makbuzlar araştırılmalı; davacının ihtilaf konusu dönemde vergi dairesinde kaydı bulunmadığına göre vergi muafiyeti varsa, bunun hangi nedene dayandığı ilgili vergi dairesinden sorulmalı; 1479 Sayılı Kanunun 24. maddesine göre kural olarak herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanların maddedeki diğer şartları da taşımaları halinde ……sigortalısı sayılacağından hareketle davacının uyuşmazlığa konu dönemi kapsayan sürücü ehliyeti bulunup bulunmadığı, çalıştığı ticari araçlar davacı adına tescilli ise trafik tescil kaydı, kiralamak vs. suretiyle çalışmış ise buna ilişkin kayıt ve belgeler bulunup bulunmadığı araştırılmalı, aynı yörede komşu veya benzer işleri yapan işverenler ve çalışmayı bilebilecek durumda olanlar tespit edilerek re’sen beyanlarına başvurulmalı; oda kaydındaki usulsüzlük iddiası nedeniyle açılmış bir ceza tahkikatı veya ceza dosyasının bulunup bulunmadığı, varsa sonucu araştırılmalı, anılan ceza tahkikatı veya ceza dosyasındaki usulsüz kayda dair tüm deliller (davacının beyanları, ekspertiz raporları, kriminal incelemeler, bilirkişi tespitleri v.s) getirtilerek incelenmeli; böylelikle, toplanan ve toplanacak deliller hep birlikte değerlendirilip, takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Öte yandan, davacının sosyal güvenlik kontrol memuru raporuna konu dönemde sigortalılık niteliğine sahip bulunmadığı sonucuna varıldığı takdirde, primlerin sonradan ödenmesinin davacıya geçmişe yönelik biçimde sigortalılık hakkı bahşetmeyeceği hususu da gözden uzak tutulmamalıdır.

../…
-3-

Mahkemenin, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda yargılama yaparak, elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 19.09.2013 günü oybirliği ile karar verildi.

…..