Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2013/3444 E. 2013/19553 K. 31.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/3444
KARAR NO : 2013/19553
KARAR TARİHİ : 31.10.2013

Mahkemesi :İş Mahkemesi

Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı ile davalılardan SGK Başkanlığı avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-) Davalı SGK Başkanlığı avukatının temyiz talebi yönünden;
Davalı SGK Başkanlığı avukatının verilen hükmü temyiz etmekte hukuki menfaati bulunmadığı anlaşıldığından, davalı SGK Başkanlığı avukatının temyiz isteminin REDDİNE,
2-) Davacı avukatının temyiz itirazlarına gelince;
Davacı, 01.08.2006 – 01.05.2009 tarihleri arasında aylık 1.000,00 TL, 05.08.2009 – 2010/Mart tarihleri arasında aylık 500,00 TL ücretle davalı işveren nezdinde hizmet akti ile yüksek ziraat mühendisi olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davacının 02.11.2007 – 01.05.2009 ile 05.08.2009 – 16.02.2010 tarihleri arasında sosyal güvenlik destek primine tabi çalışması nedeniyle belirtilen bu sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, bu davanın işçilik alacakları davasına delil teşkil etmek üzere açıldığı, ancak davacının işçilik alacakları davasında hizmet süresi ile aldığı ücreti ispat edebileceği belirtilerek, hizmet tespiti davasını açmasında hukuki yararı bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de, mahkemenin hükmü eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye dayalıdır.
Davada somutlaşan olayda, davacı adına davalı işyerinden 15.08.2006 ve 05.12.2006 işe giriş tarihli bildirgelerin verildiği, 15.08.2006 – 04.12.2006 ile 05.12.2006 – 01.11.2007 tarihleri arasında Kuruma bildirilen hizmetlerin bulunduğu, ihtilaf konusu dönemi kapsar şekilde 02.06.2008 – 03.06.2008 tarihleri arasında dava dışı 1132170 numaralı işyerinden bildirilen çakışan hizmet süresinin bulunduğu, davacıya yaşlılık aylığı bağlandığı, ancak dosya kapsamından ne zaman bağlandığının anlaşılamadığı, davacının işverene karşı açtığı işçilik alacaklarına ilişkin davanın bulunduğu anlaşılmaktadır.
506 sayılı Kanunun 63/A bendi hükmüne göre yaşlılık aylığı almakta iken çalışmaya başlayanların yaşlılık aylıkları bu çalışma olgusuna dayalı ve onunla sınırlı
olarak kesilmektedir. Ancak aynı Kanunun 63/B bendi kapsamında sigortalının istemi bulunması halinde sigortalı adına sosyal güvenlik destek primi ödenerek veya sigortalı adına tüm sigorta kollarından prim ödenmesi durumunda bunun sigortalının aylığı kesilmeden çalışma tercihini gösterdiği kabulüyle aylığı kesilmeden çalışmaya devam etmesi mümkündür.
Öte yandan; davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanunun geçici 7/1’nci maddesi uyarınca uygulama alanı bulan mülga 506 sayılı Kanunun 79’ncu maddesi olup; anılan Kanunun 6’ncı maddesi gereği sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez. Sigortalı ister sosyal güvenlik destek primi, isterse tüm sigorta kollarına tabi olarak çalışsın, Kanunun öngördüğü belli bir sosyal güvenlik kuruluşu sigortalısı olması, kamu düzenine ilişkin, kişiye bağlı, vazgeçilmez ve kaçınılmaz hak ve yükümlülük doğuran bir hukuksal statü yaratır. Bu statüye Kurumun prim tahakkuk ettirmesi, sigortalının iş kazası geçirmesi veya meslek hastalığına yakalanması halinde kendisi ya da hak sahiplerine gelir bağlanması gibi çeşitli sonuçlar bağlanmıştır. Bu sonuçlar kapsamında bildirim yapılmayan dönemlerdeki çalışmaların sosyal güvenlik destek primine tabi olması sebebiyle, sigortalılık süresi olarak kabul edilemeyeceğinin kabulü halinde, yaşlılık ya da emekli aylığı alan kişilerin sigortasız çalıştırılabileceği gibi sosyal güvenlik hakkının zorunlu ve vazgeçilemez niteliğine aykırı bir sonuç çıkacağı açıktır.
Mahkemece; davacının işverene karşı açtığı işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyası getirtilerek incelenmeli ve tüm deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmesi gerekirken, açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin, eksik inceleme, araştırma ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı biçimde hüküm kurulması, isabetsizdir.
3-) Kabule göre de; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3. maddesinin 2. fıkrası gereğince red sebebi ortak olan davalılar lehine tek avukatlık ücretine hükmedilmelidir. Anılan yasal düzenleme gereği davalılar lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 31.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.