YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/3450
KARAR NO : 2013/19548
KARAR TARİHİ : 31.10.2013
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davalıya ait çiftlik işyerinden davacı adına hizmet bildiriminin olmadığı, davacının ihtilaf konusu dönemi kapsar şekilde 04.08.2000 – 31.12.2000 tarihleri arasında dosya kapsamından ünvanı belli olmayan 11047309 numaralı işyerinden, 12.01.2001 – 28.12.2001 tarihleri arasında 21060241 numaralı …’ye ait işyerinden, 02.11.2002 – 29.11.2002 tarihleri arasında ünvanı belli olmayan 11002120 numaralı işyerinden bildirilen çakışan hizmet sürelerinin bulunduğu anlaşılmakta olup, 01.03.2000 – 01.07.2005 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmaların tespiti istemine ilişkin davada, mahkemece yapılan yargılama sonucunda, çalışma iddiası ispatlanamadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79. maddesinin onuncu fıkrası olup, anılan Kanunun 6. maddesinde yer alan, sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği yönündeki düzenleme ile anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi göz önünde bulundurulduğunda, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davaların kamu düzeni ile ilgili olduğu ve özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri gerektiği açıktır. Bu bağlamda, hak kayıpları ile gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi ve temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde mahkemece kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanması gerekmektedir.
Bu yasal düzenleme ve açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde; davacının çalıştığını iddia ettiği taşınmazın 5500 m2 tarla vasfında olması, tanıkların, davacının davalıya ait çiftlikte bahçe ve temizlik işlerinde çalıştığını ve davalıya ait gecekonduda kaldığını beyan etmeleri, davalı vekilinin cevap dilekçesinde, davacının gecekondunun bahçesine ektiği ürünlerden davalıya da ikram ettiğini belirtmesi ve davacının çakışan hizmetlerinin bulunduğu işyerleri ile davalı arasında bağlantı olduğunu iddia etmesi karşısında; öncelikle davacının başka işyerlerinden bildirimlerinin gerçekliği, hizmet döküm cetvelinde talep dönemi içinde farklı sicildeki işyeri bildirimlerinin hangi işverenlerden olduğu araştırılmalı, ilgili ticaret sicil memurluğundan farklı işyerlerinin ortaklarının kim olduğu sorulmalı, bu işyerleri ile davalı arasında organik bir bağın bulunup bulunmadığı saptanmalı; davalıya ait çiftlik, tarla ve bahçenin mevki ve yüzölçümü, içinde bulunan bina ve müştemilatları ile tarla ve bahçede bulunan ve her biri mevsimsel olarak farklı dönemlerde budama, sulama, aşılama, ilaçlama ve meyvelerin toplanması gibi yoğun emek gerektiren ürünlerin bakım ve bekçiliğinin, davalı tarafından bizzat yapılmasının mümkün olup olmadığı araştırılmalı, niteliği gereği dışarıdan bir işçi aracılığıyla yapılması hayatın olağan akışına uygun bulunan bu işlerin davalı tarafından başka kişi veya kişilere yaptırıldığına ilişkin herhangi bir iddianın ileri sürülmemesinin eldeki davaya etkisi üzerinde durulmalı; işyerinin Kurumda tescilinin bulunmaması ve komşu işyeri tanığı tespit edilememesi karşısında, bozma öncesi dinlenen tarafların gösterdiği tanık beyanları arasındaki çalışma iddiasına ilişkin çelişkiler giderilmeli, varsa, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyası celbedilmeli ve işçilik alacakları davasında dinlenen tanık anlatımları ile iş bu davada bilgi ve görgülerine başvurulan tanık beyanları karşılaştırılarak, varsa çelişkiler giderilmeli, böylelikle; davacının fiili çalışmalarının varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, kesintili mi, sürekli mi olduğu hiçbir kuşku ve duraksamaya meydan vermeyecek biçimde belirlenerek, toplanan ve toplanacak delillerin sonucuna göre davaya konu talep hakkında bir karar verilmelidir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucunda, yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davacıya iadesine, 31.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.