Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2013/3491 E. 2013/19475 K. 30.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/3491
KARAR NO : 2013/19475
KARAR TARİHİ : 30.10.2013

Mahkemesi :İş Mahkemesi

Davacı, muris oğlunun davalılardan işverene ait işyerinde 03.04.2006-25.05.2008 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesi uyarınca açılmış hizmet tespit davasıdır. Bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re’sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.
Mahkemece, bordrolu tanık beyanları esas alınarak red kararı verilmiş ise de; davacı vekilince dosyaya ibraz edilen “51 numaralı personel kontrol kartı” ile “2005/5-12 ve 2007/2. aylara ait davacı murisinin adı ile konfeksiyon ve metal bölüm adlarının yer aldığı 51 numaralı personel maaş pusulaları”nın varlığı karşısında, davalı şirket muhasebe kayıtları üzerinde, çalışanların hizmetlerinin kayıtlara geçirilmesi ve ücret ödemeleri hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılarak, uyuşmazlık hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip, deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 30.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.