YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/5191
KARAR NO : 2013/11872
KARAR TARİHİ : 30.05.2013
Mahkemesi : İş Mahkemesi
KARAR
Davacı, borçlanma istemini reddeden Kurum işleminin iptalini; borçlanma talep tarihinde Türk Vatandaşı olma şartı aranmaksızın, yurt dışında Türk Vatandaşı olarak geçirilen süreleri 3201 sayılı Yasa uyarınca borçlanılabileceğinin tespitini; borçlanma bedelinin, borçlanma talep tarihindeki prim tutarları üzerinden belirlenmesini; Avusturya sigorta başlangıç tarihinin, Türkiye’de sigorta başlangıcı olarak kabulünü ve 3201 sayılı Yasa kapsamında yapılacak borçlanmanın 5510 sayılı Yasanın 4/I-a maddesi kapsamında sayılması gerektiğinin tespitini istemiştir.
Mahkeme, borçlanma talep tarihinde Türk Vatandaşı olma şartı aranmaksızın, Avusturya’da geçen süreleri 3201 sayılı Yasa uyarınca borçlanılabileceğinin tespitine, 18 yaşın ikmalinden sonra Avusturya’da gerçekleşen sigorta başlangıcının Türkiye’de sigorta başlangıcı olarak kabulüne; borçlanma bedelinin, hükmün kesinleşmesi sonrası yeniden yapılacak borçlanma başvuru tarihine göre saptanmasına karar verirken; yurt içi sigortalılık kayıt ve tescili bulunmadığı için,yapılacak borçlanmanın 5510 sayılı Yasanın 4/1-b maddesinde öngörülen sigortalılık niteliğinde olacağından, 4/1-a maddesine yönelik davacı isteminin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı ile davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
A-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
B-1-Borçlanma talep tarihinde Türk Vatandaşı olma şartı aranmaksızın, yurt dışında Türk Vatandaşı olarak geçen süreleri 3201 sayılı Yasa uyarınca borçlanılabileceğinin tespiti istemine ilişkin olan davada; davacının 20.02.1968 tarihi itibarıyla 18 yaşını ikmal ettiği ve 05.04.1996 tarihi itibarıyla da izinle çıkarak Türk Vatandaşlığını kaybetmiş olması gözetilerek, borçlanmaya konu yurt dışı süresinin, 18 yaşın ikmal edildiği 20.02.1968 tarihi ile Türk Vatandaşlığının
kaybedildiği 05.04.1996 tarihi arası olarak sınırlandırılması gerekirken, hükmün 1 no’lu bendinde, bu yönde bir sınırlanma yapılmaksızın , Avusturya’da geçen yurt tüm dışı sürelerinin borçlanılabileceğinin tespitine karar verilmesi hatalıdır.
2- 07.04.1969 tarihli resmi gazetede yayımlanarak 01.10.1969 tarihi itibarıyla yürürlüğe giren Türkiye Cumhuriyeti ile Avusturya arasında imzalanan Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin uzun vadeli sigorta kollarından olan “Yaşlılık,Malullük ve Ölüm(aylıklar)” başlıklı üçüncü bölüm ikinci kısım ikinci fasılda düzenlenen konuya ilişkin 21’inci maddesi “..b) Bir kişi Türkiye’de sigortalı olmadan önce Avusturya mevzuatına göre emeklilik sigortasına tabi olmuş ise, Türk mevzuatının uygulanmasında Avusturya’daki sigortalılığın başlangıcı, sigortaya ilk giriş tarihi olarak kabul edilir.” Hükmüne yer vermiştir.
Anılan Uluslararası sözleşme hükmü ile, sözleşme hükmünün düzenlendiği bölüm ve fasıllar birlikte değerlendirildiğinde; bir kimsenin Türk sigortasına girmeden önce, sözleşme hükmü kapsamında,uzun vadeli sigorta kollarından olan malüllük, yaşlılık ve ölüm Sigortalarından olan Avusturya emeklilik sigortasına girmiş bulunması halinde, Avusturya emeklilik sigortasına giriş tarihinin, Türk sigortasına giriş tarihi olarak kabul edilecektir.
Somut olayda; Türkiye’de sigorta başlangıcına esas olacak nitelikte, Avusturya emeklilik sigortasına giriş tarihi usulünce araştırılıp açıkça belirlenmeksizin, genel bir ifadeyle ve yazılı şekilde karar tesisi hatalıdır.
Şu halde yapılması gereken iş; anılan Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin sigorta başlangıcına dair sözleşme hükmünün uygulanmasını gerektirecek nitelikte Avusturya emeklilik sigortasına giriş tarihi belirlendikten sonra; davacı tarafa yöntemine uygun şekilde verilecek mehille, belirlenen emeklilik sigortasına giriş tarihini de içerecek şekilde ve borçlanma talep tarihinde ki şartlar çerçevesinde yurt dışı borçlanması, 5510 sayılı Yasanın 4/1-b madde kapsamında öngörülen sigortalılık niteliğinde olmak üzere, usulünce sağlanmalı ve borçlanmanın varlığı halinde, sigorta başlangıcına hükmedilmesi gerekir.
3) Kabule göre de; 3201 sayılı Yasanın “Döviz ile değerlendirme” başlıklı 4.Maddesi “Sosyal güvenlik kuruluşlarınca döviz ile değerlendirilecek sürelerin her bir günü için tahakkuk ettirilecek prim, kesenek ve karşılık borcu tutarı bir dolardır. Dövizin cinsi ve miktarı Bakanlar Kurulu Kararı ile değiştirilebilir. Değişen miktar, tahakkuk ettirilmiş borçlarının tamamını ödememiş olanların bakiye borç sürelerine de uygulanır….” Hükmünü; aynı yasanın geçici 2.Maddesinin ikinci fıkrası ise “Ancak, 4 üncü madde hükümlerine göre tahakkuk ettirilen borç miktarı, ödeme tarihindeki doların Türk Lirası karşılığı esas alınarak hesap ve tahsil edilir.” Hükmünü içermekte iken; anılan geçici 2.madde, 5510 sayılı Yasanın 106.maddesi ile tamamen yürürlükten kaldırıldığı gibi; aynı yasanın 4.maddesi de, 08.05.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5754 sayılı yasanın 79.maddesiyle değişikliğe uğramıştır.
5754 sayılı Yasanın 79.maddesiyle değişik 3201 sayılı Yasanın “Borçlanma tutarı ve borçlanma tutarının iadesi” başlıklı 4.maddesi ise, “Borçlanılacak her bir gün için tahakkuk ettirilecek borç tutarı, başvuru tarihindeki 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 82 nci maddesinde belirtilen prime esas asgari ve azamî günlük kazanç arasında seçilecek günlük kazancın % 32’sidir. Ancak, prime esas asgari günlük kazancın altında olmamak üzere borçlanma tutarına esas alt sınırı farklı bir miktarda belirlemeye Bakanlar Kurulu yetkilidir…” hükmünü içermekte olup; anılan madde içeriğinden de açıkça anlaşılacağı üzere, 3201 sayılı Yasa kapsamındaki borçlanmalarda, borçlanma tutarının belirlenmesindeki “ödeme tarihi” kıstası, “borçlanma başvuru tarihi” olarak değişikliğe uğramıştır.
Şu halde, 3201 sayılı Yasa kapsamındaki borçlanma nedeniyle belirlenecek borçlanma tutarının, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde, borçlanma başvuru tarihinde(somut olayda 03.08.2012) geçerli asgari prime esas kazanç üzerinden hesaplanarak saptanması gerektiğinin tespitine karar verilmesi gerekirken, hükmün kesinleşmesi sonrası yeniden yapılacak borçlanma başvuru tarihi esas alınarak tespit hükmü kurulması isabetli görülmemiştir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı ile davalı Kurum vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 30.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.