Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2013/5757 E. 2013/14606 K. 28.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/5757
KARAR NO : 2013/14606
KARAR TARİHİ : 28.06.2013

…..

Dava, 1479 sayılı Kanun kapsamında …..sigortalılığının, 6111 sayılı Kanunun kapsamında yapılandırma hükümlerinden yararlandırılması gerektiğinin ve yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemlerine ilişkindir.

Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

1479 sayılı Kanunun 4956 sayılı Kanun’la değişik Ek 19’uncu maddesinde; 1479 sayılı Kanun kapsamında kayıt ve tescili yapıldığı halde, beş yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunanlar ile beş yıl ve daha fazla süre prim ödemeyen sigortalıların; prim ödemesi bulunanların bu ödemelerin tam karşıladığı ayın sonu itibariyle, prim ödemesi bulunmayanların ise tescil tarihi itibariyle, sigortalılıklarının askıya alınacağı düzenlenmiştir. Sigortalı ya da hak sahibinin sigortalılığın yeniden canlandırılmasını talep etmesi halinde primler, ödeme tarihindeki hükümlere göre ve bulunulan basamağın ödeme tarihindeki prim tutarı üzerinden hesaplanmaktadır.

1479 sayılı Kanun’un anılan Ek 19’uncu maddesi 5510 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmış ise de; 5510 sayılı Kanun’un 08.05.2008 tarihinde yürürlüğe giren geçici 17’nci maddesinde de benzer şekilde; 1479 sayılı Kanuna göre tescilleri yapıldığı halde, maddenin yürürlük tarihi itibariyle beş yılı aşan süreye ilişkin prim borcu olanların, Kurumca ilgili genel tebliğin yayımını takip eden aybaşından itibaren altı ay içinde ödenmeleri halinde, ödenen primlerin karşıladığı ayın sonu itibariyle, sigortalılıklarının durdurulacağı, prim borcunun ait olduğu ve durdurulan sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirilmeyeceği ve Kurumun da alacakları takip
./…
-2-

etmeyeceği, ancak müracaat üzerine sigortalılığın canlandırılması için, sigortalılıkları önceki kanunlara göre durdurulan sigortalılar yönünden de geçerli olmak üzere, müracaat tarihindeki 5510 sayılı Kanunun 80/2’nci maddesine göre belirlenecek prime esas kazanç tutarı üzerinden hesaplanacak borç tutarının tamamını, borcun tebliğinden üç ay içinde ödemesi gerekeceği hükmü getirilmiştir.

Anılan hukuki düzenlemelerle; prim borcu beş yılı aşan ve ödeme yapamayacağını düşünen sigortalıların icra tehdidinden kurtarılması, yeniden bu sürelerin değerlendirilmesini istemeleri halinde ise prim borcunun ödeme ya da müracaat tarihindeki hükümlere göre güncellenmesi amaçlanmaktadır. Burada sigortalılığın iptali söz konusu olmamakta ancak sigortalılıktan beklenen yükümlülükler karşılıklı olarak durdurulmaktadır. Bu nedenle; bu statüdeki sigortalılının durdurulan sürenin tümüne ya da bir kısmına ilişkin olarak herhangi bir sigortalılık tespiti davası açmasında hukuki yarar yoktur. Tek yapması gereken Kuruma başvurarak güncellenen primi ödemekten ibarettir.

Somut olayda; davacı, 03.05.1995 – 01.04.2008 tarihleri arasında ve 25.02.2011 tarihinden sonra 1479 sayılı Kanun kapsamında ……sigortalısı olduğunun, 6111 sayılı Kanunun kapsamında yapılandırma hükümlerinden yararlandırılması gerektiğinin ve yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkemenin, sigortalılık şartları bulunmayan 04.10.2000 öncesi ve 25.02.2011 sonrası dönemler yönünden davanın reddine ilişkin kararı yerindedir. Ancak dosya kapsamından; davalı Kurum tarafından davacının 04.10.2000 tarihinden itibaren 1479 sayılı Kanun kapsamında tescil edildiği, beş yılı aşan süreye ilişkin prim borcu bulunduğundan 5510 sayılı Kanunun Geçici 17’nci maddesi uyarınca ödediği primlerin karşıladığı 30.11.2001 tarihine kadar sigortalı kabul edilerek, 30.11.2001 – 01.05.2008 tarihleri arasında sigortalılığının durdurulduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle; davacnın kabule konu süre yönünden eldeki davayı açmasında hukuki yarar bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken; yazılı şekilde eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması; usul ve yasaya aykırıdır.

Kabule göre; 6111 sayılı Kanunun 16’ncı maddesi ile sigortalılıkları durdurulmuş olanların da durdurulan sigortalılık sürelerine ilişkin ihya için ödeyecekleri prim tutarlarının belirlenmesinde getirilen yapılandırma hükümlerden yararlanmak amacıyla davacının 23.03.2011 tarihinde talepte bulunduğu, anılan hüküm uyarınca prim borcu belirlenerek kendisine tebligat yapıldığı ancak davacının süresinde ödeme yapmadığı anlaşıldığından 6111 sayılı Kanun hükümlerinden yeniden yararlandırılmasına ilişkin hüküm isabetsizdir.
../…

-3-

O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 28.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

…..