Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2013/773 E. 2013/5942 K. 26.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/773
KARAR NO : 2013/5942
KARAR TARİHİ : 26.03.2013

……

Dava, hizmet süresinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkeme, bozma ilâmına uyularak yapılan yargıma sonucunda, ilamında belirtildiği şekilde isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Somut olay incelendiğinde; davacı 20.08.1986 -09.04.1988 tarihleri arasında davalıya ait merkezi …… işyerinde çalıştığı bu dönemde bildirilmeyen sürelerin tespitine karar verilmesini ,mahkemece,davanın reddine karar verildiği görülmüştür.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı tarafça daha önce dinletilen tanıkların bordo tanığı olmadığı, ikinci tanık listesi ile bordo tanığı dinletilmek istenildiği, davalı tarafça ikinci tanık listesine muvafakat edilmediği ve HMK 240.maddesi gereğince, ikinci tanık listesi verilemeyeceğinden, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle iş bu davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağı, 506 sayılı Yasanın 79. maddesi olup, bu tür sigortalı hizmetlerin saptanmasına ve aidiyete ilişkin davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan, özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak, kanıt toplanabileceği de, göz önünde bulundurulmalıdır.
….. hizmet tespitine ilişkin davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan re’sen araştırma ilkesi uygulanmaktadır.
./….
-2-

Sayın …… yapıtları da incelendiğinde görüleceği üzere,bu tür davalarda hakim,davanın ispatı için gerekli bütün delillere başvurabilir. Bilindiği üzere, ikinci tanık listesi verilmeyeceğine ilişkin ilke taraflarca hazırlama ilkesinin uygulandığı davalar için geçerlidir. Buna karşılık, kendiliğinden (re’sen) araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda ikinci tanık listesi verilebilir,isticvap hükümleri uygulanmaz, ikrar hakimi bağlamaz ve taraflara yemin teklif edilemez.
Mahkemece yapılması gereken iş, usule uygun olarak tanık beyanları dinlenecek, gerektiği takdirde re’sen bordro tanığı tespit edilecek ve dinlenecek, uyuşmazlık konusu hizmet süresi, hiçbir şüpheye yer verilmeyecek şekilde usulünce araştırılacak ve varılacak sonuca göre karar verilecektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Üye …’in muhalefetine karşı, Başkan …, Üyeler …, … ve …’ın oylarıyla ve oyçokluğuyla, 26.03. 2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
….
-KARŞI OY-

Dava, 506 sayılı Kanun hükümleri kapsamındaki zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, mevcut delil durumuna göre ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, davacı, tanık listesi vermiş, tanıklarını dinletmiş ancak ikinci bir tanık listesi vererek yeni tanık dinletmek istemi, davalı tarafın muvafakat etmemesi nedeniyle mahkemece kabul edilmemiştir.
Daire çoğunluğu ile aramızdaki ihtilaf, resen araştırma ilkesinin uygulandığı sigortalılık sürelerinin tespiti davalarında ikinci tanık listesi verilip verilemeyeceği hususundadır.
6100 sayılı HMK’nun 190. maddesine göre “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” Dairemizin yerleşik uygulamasına göre, sigortalılık sürelerinin tespiti davaları, kamu düzenine ilişkindir ve resen araştırma ilkesi uygulanır. Resen araştırma ilkesi, hâkimin, taraf delilleri ile bağlı olmayıp kendisinin de resen araştırma yapıp delil toplayabilmesidir. Burada, tartışılan husus, taraflar da gösterdikleri deliller/tanık listesi ile bağlı olmayıp yeni deliller/tanık listeleri verip veremeyeceğidir.
6100 sayılı HMK’nun 240/2. fıkrasına göre; “Tanık gösteren taraf, tanık dinletmek istediği vakıayı ve dinlenilmesi istenen tanıkların adı ve soyadı ile tebliğe elverişli adreslerini içeren listeyi mahkemeye sunar. Bu listede gösterilmemiş olan kimseler tanık olarak dinlenemez ve ikinci bir liste verilemez.”
Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliğinin 55. maddesinde, tanıklara gönderilecek davetiyede, tanıklık yapacağı konunun da yazılması gerektiği belirtilmiştir.
İspat yükü kendisinde olan davacı taraf, davasını hangi deliller ile ispat edeceğini bu arada tanık bildirmiş ise, tanıkların hangi vakıanın ispatı için olduğunu mahkemeye bildirmek zorundadır. Yani davacı, hangi vakıaları hangi tanıklar ile ispat edeceğini önceden mahkemeye bildirmek zorundadır.
Hizmet tespiti davalarını, ispat hukuku açısından değerlendirmek gerekir. Öncelikle, ispat yükü kendi lehine hukuki sonuç elde etmek isteyen davacıdadır. Taraflar, delillerini ve tanıklarını bildirecek, mahkeme taraf delillerini toplayacak ve tanıklarını dinleyecektir. Ayrıca, bu tür davalar kamu düzenine ilişkin olup resen araştırma yapabileceğinden taraf delilleri ile yetinmeyip kendisi de resen ihtiyaç duyduğu delilleri toplayabilecektir. Hizmet tespit davalarında, hâkim, bordro tanıklarını, komşu işyeri tanıklarını, resmi belgelerde ismi geçen tanıkları resen tespit ederek dinleme imkânına sahiptir. Taraf delilleri ve resen araştırma sonucu elde edilen deliller birlikte değerlendirilip karar verilecektir. Eğer bu durumda, davanın ispatına yetecek delil elde edilememişse, davacıya davasını ispatlayıncaya kadar yeni delil / tanık sunma imkânı verilemez. HMK 240/2. fıkrası buna engeldir. Resen
…/….
-4-

araştırma ilkesi, hâkimin de taraf delilleri ile yetinmeyip kendisinin de delil toplamasını içerir. Yoksa taraflara da dava sonuna kadar istedikleri kadar delil/tanık sunabilecekleri anlamına gelmez.
“Tarafların tanık listesinde gösterilmemiş olan kimseler tanık olarak dinlenemeyecekleri gibi, ikinci bir tanık listesi de verilemez. İkinci tanık listesi verilemeyeceğine ilişkin bu kesin kural, kamu düzeninden olup davanın hâkimi bunu kendiliğinden dikkate almak zorundadır. İkinci bir tanık listesinin verilemeyeceğine ilişkin kural, aynı zamanda davaların makul süre içinde bitirilmesi açısından usul ekonomisine hizmet eden kuraldır.” …..
Yukarıda açıklanan nedenlerle, bozma ilamının ikinci tanık listesi verilmesi bölümüne katılmıyorum. Aksi takdirde, davlar uzayacak, davacı, davasını ispatlayıncaya kadar yeni tanık listesi vermek isteyecek, gösterdiği tanıklar yeterli beyanda bulunmaması halinde istediği beyanda bulununcaya kadar tanık bildirme gibi suistimallere yol açacaktır. Mahkeme tarafından resen araştırabileceği deliller değerlendirildikten sonra sonuca gidilmesi gerektiğinden sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.

…….