YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7804
KARAR NO : 2013/12123
KARAR TARİHİ : 31.05.2013
…….
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı Kurum, 29.06.2011 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen sigortalı İbrahim Gök’ün hak sahiplerine bağlanan gelirler ile yapılan ödemeden oluşan toplam 172.441,03 TL. sosyal sigorta yardımlarının fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 50.082,00 TL. sinin 5510 sayılı Kanun’un 21/1-4’üncü maddesi uyarınca davalılardan rücuan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Vekaletnamesinde davayı kabul yetkisi bulunan davalılar vekilinin cevap dilekçesi ile; eldeki davaya konu 50.082,00 TL. yi kabul ettiklerini ancak bakiye alacağı kabul etmediklerini beyan etmesi üzerine, Mahkemece, öninceleme duruşmasında davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacının talep sonucunda istediği hakka tamamen veya kısmen davalının muvafakat etmesi olarak tanımlanan davanın kabulü davayı sonuçlandıran bir usul işlemi olup, karşı tarafa ulaşmasına ya da onaylanmasına gerek olmaksızın kesin hüküm gibi sonuç doğurur. (1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanununun 92 ve devamı; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 308 ve devamı maddeleri).
Davalının davacının talep sonucunun bir kısmını kabul etmesi halinde, talep sonucunun kabul edilmeyen kısmı yönünden uyuşmazlık son bulmadığından, anılan kısım yönünden davaya devam edilmelidir. Şüphesiz, davayı kısmen kabul eden davalının davanın diğer kısmından ve hatta başta uyuşmazlık konusu olan alacağın tümünden sorumlu olmadığının anlaşılması halinde dahi alacağın kabul ettiği kısmını ödemeye mahkûm edilecektir.
./..
-2-
Öte yandan; 5510 sayılı Kanunun 21’inci maddesindeki rücu alacağından gerek işverenin gerekse üçüncü kişinin sorumluluğu kusur sorumluluğu ilkesine dayanmaktadır. Bu nedenle davalıların kusur oran ve aidiyetlerini tespit edilmesinde yasal zorunluluk vardır.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular birlikte değerlendirildiğinde; Mahkemece işin esasına girilmeli, maddi olguyu tespit etmek görevinin hâkime ait olduğu nazara alınmalı, öncelikle zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğu dosya içeriğindeki tüm deliller takdir olunarak, varsa çelişki giderilerek belirlenmeli ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda kusur oran ve aidiyeti konusunda bilirkişi incelemesine gidilmeli, bilirkişinin kusur durumunu saptarken iş güvenliği mevzuatına göre hangi önlemlerin alınması gerektiğini, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığını ve alınmış önlemlere sigortalı işçinin uyup uymadığına yönelik değerlendirmeleri de incelenmeli; tüm deliller toplanıp değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme ile yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı biçimde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 31.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
……..