YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/17965
KARAR NO : 2016/857
KARAR TARİHİ : 26.01.2016
Mahkemesi : İş Mahkemesi
Tarihi : 15.05.2014
Dava, meslek hastalığı sonucu sürekli işgöremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelir ve yapılan ödemelerin 506 sayılı Kanunun 26. maddesince meydana gelen Kurum zararının tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraflar avukatlarınca temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi,
Davaya konu somut olayda, sigortalı Mustafa Bektaş’ın %10,10 olarak belirlenen sürekli işgöremezlik oranının, aşamada gerçekleştirilen kontrol muayeneleri ve sonrasında Yüksek Sağlık Kurulu’ndan teyit edilir şekilde, 03.6.2010 tarihli sağlık raporuna göre, anılan tarih itibariyle azalma kaydıyla % 0’a düşmüş olduğu, kontrol gerekmediği, böylece bağlanan gelirin fiili ödemeye dönüştüğü, ilgili yazışmalar kapsamında 2011 yılının 4. ayına dek fiili ödeme yapıldığı, ancak bir miktar borç kaydedildiği anlaşılmaktadır.
Öte yandan, 506 sayılı Yasanın 26. maddesindeki halefiyet ilkesi uyarınca, Kurumun rücu alacağının; hak sahiplerinin tazmin sorumlularından isteyebileceği maddi zarar (Tavan) miktarı ile sınırlı iken, Anayasa Mahkemesi’nin, 21.03.2007 gün ve 26649 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 23.11.2006 gün ve E:2003/.., K:2006/.. sayılı kararı ile 26.maddedeki “…sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere…” bölümünün Anayasaya aykırılık nedeniyle iptaline karar verilmiş olması karşısında, davalının tazmin ile sorumlu olduğu miktarın, ilk peşin değerli gelirlerin davalının kusuruna isabet eden miktarıyla sınırlı şekilde belirlenmesi gerekmektedir.
Fiili ödemenin mevcudiyeti halinde, fiili ödeme ile ilişkin olduğu gelirin ilk peşin sermaye değerinin karşılaştırılması sonucu, şayet ilk peşin sermaye değerli gelirin kusur karşılığı, fiili ödeme miktarının kusur karşılığından düşük ise o taktirde ilk peşin sermaye değerine itibar edilmelidir.
Mahkemenin yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda değerlendirme yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, taraflar avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 26.01.2016 günü oybirliği ile karar verildi.