YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/20135
KARAR NO : 2014/20756
KARAR TARİHİ : 28.10.2014
Mahkemesi :Trabzon 2. İş Mahkemesi
Tarihi :15.07.2014
No :2014/198-2014/364
Dava, aksine Kurum işleminin iptaliyle muristen ölüm aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
Mahkeme, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ..tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dosya içeriğindeki bilgi ve belgelere göre; kendisinden aylık bağlanması talep edilen muris kocanın 14.05.2010 tarihinde vefat ettiği, 2000-2010 arası dönemde muris adına tescilli 441 gün zorunlu SSK çalışmasının bulunduğu ve 450 gün askerlik süresinin borçlanılıp bedelinin Kuruma ödendiği, tahsis talebinin dosyada bulunmadığı ancak davacı tarafından Ocak 2014 tarihinde ölüm aylığı talebinde bulunulduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır.
5510 sayılı Yasanın 32. maddesinin 17.04.2008 tarih 5754 sayılı Yasanın 20. maddesiyle değişik 2. fıkrasının (a) bendi “En az 1800 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş veya 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için, her türlü borçlanma süreleri hariç en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, toplam 900 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş,…” olanlara ölüm aylığı bağlanacağı hükmünü içermektedir. Mahkemece, yasada öngörülen “…her türlü borçlanma süreleri hariç…” ibaresinin sigortalılık süresi ve prim gün sayısını birlikte içerdiği hususu gözetilip, davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece, murisin diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında sigortalılığının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, keza, hizmet tespiti davasının varlığına dair son celsedeki davacı beyanı üzerinde durulup sonuçlanması beklenmeli, ayrıca tahsis talebinin mevcut olup olmadığı yöntemince araştırılıp belirlenmeli ve
yukarıda açıklanan ilke ve esaslar doğrultusunda değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmelidir.
O halde, davacı avukatının bu yöne ilişkin temyiz itirazı kabul edilmeli, hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davacıya iadesine, 28.10.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.