YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/16019
KARAR NO : 2019/1705
KARAR TARİHİ : 27.02.2019
Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Dava, 08.06.2004 tarihli iş kazası nedeniyle vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan peşin değerli gelirler nedeniyle oluşan Kurum zararının davalılardan rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanunun 26.maddesindeki halefiyet ilkesi uyarınca, Kurumun rücu alacağı; hak sahiplerinin tazmin sorumlularından isteyebileceği maddi zarar (Tavan) miktarı ile sınırlı iken, Anayasa Mahkemesi’nin, 21.03.2007 gün ve 26649 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 23.11.2006 gün ve E:2003/10, K:2006/106 sayılı kararı ile 26. maddedeki “…sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere…” bölümünün Anayasaya aykırılık nedeniyle iptali sonrasında, Kurumun rücu hakkının, yasadan doğan kendine özgü ve sigortalı ya da hak sahiplerinin hakkından bağımsız basit rücu hakkına dönüşmüş olması karşısında, ilk peşin değerli gelirlerin; tazmin sorumlularının kusuruna isabet eden miktarıyla sınırlı şekilde hüküm kurulması gerekmektedir.
Mahkemece kabulüne göre sigortalının hak sahiplerine bağlanan ilk peşin değerli gelirlerin %65 davalılar kusuruna tekabül eden 34.918 TL üzerinden kabul kararı verilmesi gerekirken, ilk peşin değerli gelirlerin %60 oranına tekabül eden 32.232 TL üzerinden kabul kararı verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu konuların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Hükmün fıkrasının tamamen silinerek, yerine, “1-Davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, bu kapsamda; cem’an 34.918,75 TL’nin peşin sermaye değerli gelir bakımından onay tarihi itibarıyla, diğer masraflar ve ödemeler bakımından ise ödeme tarihi itibarıyla işlemiş ve işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 2.385,30 TL karar ve ilam harcının davalı taraftan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına,
3-Yargılama sırasında davacı tarafça yapılan açılış gideri, ıslah harcı, tebligat masrafı, bilirkişi ücreti, posta masrafı, havale masrafı olmak üzere toplam 1.274 TL masrafın, davanın kabul ve ret oranına göre 955,50 TL’sinin davalı taraftan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’nin 13/2. maddesine göre hesaplanan;
a) 4.210,41 TL nispi vekalet ücretinin davalı taraftan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine,
b) 1.604,37 TL nispi vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak müştereken ve müteselsilen davalı tarafa verilmesine,
5-Taraflarca yatırılan gider avanslarının bakiye kısımlarının karar kesinleştiğinde 6100 sayılı HMK’nın 333 maddesi uyarınca ödeyen tarafa iadesine, ibaresinin eklenmesine ve hükmün bu şekliyle DÜZELTEREK ONANMASINA 27.02.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.