Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2018/3854 E. 2020/7453 K. 22.12.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/3854
KARAR NO : 2020/7453
KARAR TARİHİ : 22.12.2020

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

Dava, kesinleşen karar nedeniyle oluşan fark sigorta primine esas kazançlarının bağlanan aylığa yansıtılması ile aylık miktarının yeniden tespiti ve aylık farklarının faizi ile birlikte tahsili istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince verilen kararının davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili özetle; müvekkili davacının başlangıçta … Köy Hizmetlerine bağlı olarak mevsimlik işçi statüsünde çalışmalarına başladığını, Yol-İş Sendikası Genel Başkanlığı üyesi olarak çalışmalarını sürdürdüğünü, 2001 yılında … Köy Hizmetleri Müdürlüğü’nde (şimdiki adıyla İl Özel İdaresi) kadrolu işçi durumuna geçerek değinilen biçimde emekli olduğunu, sonrasında intibak alacakları için dava açtıklarını, davanın kabul edildiğini, bunun üzerinde davalıya dilekçe ile başvuru yaparak eski … İl Özel İdaresi yeni … Büyükşehir Belediyesi’nce davacının emekli maaşına dayanak ücret durumu, emeklilik tarihinden geriye doğru 5 yıllık dönemde eksik bildirildiğinden bu yolla davacılar adına eksik prim ödenmiş olduğundan durumun değerlendirilmesiyle prim eksiklerinin işverenlikçe tamamlanmasının sağlanmasıyla emeklilik maaşının 5 yıllık dönemde ücret durumu gözetilerek yeniden uyarlanmasıyla emeklilik tarihinden başvuru tarihine kadar eksik ödenen emekli maaşlarına ilişkin farkın ödenmesini istediğini ve emeklilikten dava tarihine değin eksik ödenen emekli maaşlarının saptanarak alınmasıyla güncel emekli maaşlarının yeni duruma göre uyarlanmasını talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının çalıştığı döneme ilişkin olarak kanunen ödenmesi gereken tüm primlerin kesinti yapılarak ilgili kuruma ödendiğini, davacının daha sonra … 2. İş Mahkemesi’nde 2014/69 Esas sayılı alacak davası açtığını ve fark alacağına ( brüt ücret farkı, brüt yıpranma prim farkı, brüt akdi ilave tediye, brüt yasal ilave tediye) hükmedildiğini, davacı işçiye ilişkin müvekkili idare tarafından herhangi bir ilave prim ödemesi yapılmasının kanunen mümkün olmadığını, bütün ödemelerin çalıştığı dönemde işveren tarafından yapıldığını, beyanla davanın reddini savunmuştur.
Davalı … vekili ise özetle, 5510 sayılı Yasanın 80/b, 80/d maddesi uyarınca anılan mahkeme kararı gösterilerek talep edilen alacakları talep edemeyeceğini ayrıca 506 sayılı Yasanın 99. maddesi ile 5510 sayılı Yasanın 97. Maddesi uyarınca beş yıl içinde istenmeyen gelir ve aylıkların zamanaşımına uğradığının açık olduğunu, davacının emekli olduğu tarihten itibaren fark alacağı talebinin zamanaşımı süresinin de geçtiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; kesinleşen mahkeme kararı sonrasında davacının, prime esas kazancına ek bir miktarın eklenip eklenmeyeceği ve bunun sonucunda aylığının yükselerek fark aylık olup olmayacağı konusundadır.
Kesinleşen alacak davasının konusu ücret ve ikramiye olduğundan ücretin ve ikramiyenin prime esas kazanca dâhil edilmesi gerekir. 506 Sayılı Yasada ve 5510 Sayılı yasada, yargı kararları ile sonradan ödenmesine karar verilen “ücret dışındaki” diğer ödemelerin, prime tabi kazançların, iş akdinin son bulmuş olması halinde son ayın kazancına dâhil edileceği düzenlenmiştir. Ücret dışındaki ödemeler son ayın kazancına dâhil edilirken “ücretler” hak edildiği aya mal edilerek prime tabi tutulur. Buna göre davacının prime esas kazancında, kesinleşen mahkeme kararında geçen alacak miktarının brüt ücrete ilişkin tutarının ilgili aylara mal edilmesi ve kuruma tahsis öncesi bildirilen prime esas kazançlara eklenmesi gerekir.
Her ne kadar … sorumlu olmadığını savunmuş ve husumet itirazında bulunmuş ise de 6360 sayılı Yasanın 3/2 maddesi gereğince İl Özel İdareleri’nin mahkemelerde süren davaları ile İl özel İdaresi olarak faaliyet gösterdikleri dönemde yapılan işlemlere ilişkin olarak açılacak davalarda; muhatap, devir işleminin yapıldığı ilgili kurumdur. Bu yasa gereğince oluşturulan devir tasfiye paylaştırma işlemleri Valilikçe kurulan komisyon tarafından yapılmış ve komisyon kararıyla İl Özel İdareleri’nin mal varlığı, personeli ile birlikte …’na devredilmiştir. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin 16.02.2015 tarihli, 2015/2816 E-2015/4908 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere “devirden önce” doğmuş bulunan alacaklardan devralan sorumludur. Bu nedenle davalı …’nın husumet itirazı yerinde görülmemiştir. Denilerek davanın kabulüne, davacının Ağustos 2015 ödeme dönemi itibariyle aylığının ek ödeme, sosyal güvenlik destek primi gibi unsurlar hariç çıplak 2.094,02 TL olduğunun ve fark ücretlerinin sigorta primi esas kazancın miktarlarına eklenmesi hususunda davalılar SGK ve …’nın birlikte sorumlu olduğunun tespitine, buna göre yaşlılık aylığının uyarlanmasına, dava tarihi itibariyle hesaplanan 787,82 TL yaşlılık aylığı farkının 10 TL’lik kısmının faizsiz olarak 777,82 TL’lik kısmının bedel artırım tarihi olan 12/05/2017 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı …’ dan alınarak davacıya verilmesine dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
İlk derece mahkemesi hükmüne karşı davalılar vekilleri tarafından; kararın usul ve yasaya aykırı olduğu, aslen davacının hakkında yapılan işlemlerin hukuka uygun ve yerinde olması nedeniyle talebinin reddi gerektiğinden bahisle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
… Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince, dava, davacının dava tarihine kadar eksik ödenen yaşlılık aylıklarının belirlenerek tahsili ile güncel yaşlılık aylıklarının yeni duruma uyarlanmasına ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; kesinleşen mahkeme kararı sonrasında davacının, prime esas kazancına ek bir miktarın eklenip eklenmeyeceği ve bunun sonucunda aylığının yükselerek fark aylık olup olmayacağı konusundadır.
Tüm dosya kapsamından anlaşıldığı üzere mahkemece kesinleşen işçilik alacağı dosyasının dosya içerisine konduğu, taraf delillerinin toplandığı ve usulüne uygun olarak prime esas kazancın bilirkişiye hesaplattırıldığı ve bu şekilde son ücret belirlenerek belirlenen kazanca göre yaşlılık aylığı farkının tespit edilerek fark alacağın belirlendiği anlaşılmakla, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere, bu delillerin takdirinde isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan tüm istinaf itirazlarının 6100 sayılı HMK ‘nın 353/1-b-1. Maddesi gereğince esastan reddine dair, karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalılar vekilleri, davacı hakkında yapılan Kurum işlemlerinde herhangi bir hatanın olmadığı, bu nedenle davanın reddi gerekirken, kabule dair karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ve resen belirlenecek diğer nedenlerle, kararın bozulmasını istemiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
1-Dava, geçici işçi statüsünde geçen hizmet sürelerinin, toplu iş sözleşmesi hükümleri uyarınca, daimi işçi kadrosuna geçildiği tarih itibarıyla intibakının yapılması suretiyle oluşan fark ücret alacaklarının ödenmesine dair kesinleşen mahkeme ilamı dikkate alınmak suretiyle, anılan fark ücret alacaklarının sigorta primine esas kazanca dâhil edilmesi ve bu şekilde oluşacak fark yaşlılık aylıklarının yasal faiziyle birlikte tahsili istemlerine ilişkindir.
Davanın yasal dayanağı, sigortalılar ile işverenlerin Sosyal Güvenlik Kurumuna ödeyecekleri primlerin hesabında sigorta primine esas olan sigortalı kazançlarının nelerden ibaret olduğu ve bunun istisnalarını gösteren (mülga) 506 sayılı Kanun’un 77. maddesi ile 5510 sayılı Kanunun 80. maddesidir.
Mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 4958 sayılı Kanun’un 36. maddesi ile değişik 77. maddesi “Sigortalılarla işverenlerin bir ay için ödeyecekleri primlerin hesabında:
a) Sigortalıların o ay için hak ettikleri ücretlerin,
b) Prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaktan sigortalılara o ay içinde ödenenlerin,
c) İdare veya kaza mercilerince verilen karar gereğince (a) ve (b) fıkralarında yazılı kazançlar niteliğinde olmak üzere sigortalılara o ay içinde yapılan ödemelerin, brüt toplamı esas alınır.
Şu kadar ki, ölüm, doğum ve evlenme yardımları, yolluklar, kıdem, ihbar ve kasa tazminatları, aynî yardımlar ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca miktarları yıllar itibariyle belirlenecek yemek, çocuk ve aile zamları, sigorta primlerinin hesabına esas tutulacak kazançların aylık tutarının tespitinde nazara alınmaz. Bunların dışında her ne ad altında ödeme yapılırsa yapılsın tüm ödemeler prime tabi tutulur..” hükmünü içermektedir.
Madde hükmünde belirtilen “ayni yardımlardan” amaç, sosyal veya kişisel bir ihtiyacın karşılanması yolunda yapılan yardım niteliğinde olmasıdır. Yardımın ayni veya parasal olarak yapılmasının bir önemi bulunmamaktadır. Somut biçimde belli edilmiş bir ihtiyaca yönelik yardımlar ayni yardım olarak kabul edilmeli ve prim hesabında dikkate alınmamalıdır. Bu anlamda, sosyal yardım adı altında ödenen “izin harçlığı, bayram harçlığı ve öğrenim yardımı” anılan yasa hükmü kapsamında ayni yardım özelliğinde olması nedeniyle, sigortalının (ücret) gelirine dâhil değildir ve prime esas kazanca dahil edilmez. (10. H.D’sinin 2009/5052 E, 2011/4939 K sayılı kararı)
Görüldüğü üzere, anılan madde hükmünde hangi kazançların prim hesabına esas alınamayacağı sayma yöntemiyle belirlenmiş olup, Türk pozitif hukukunda egemen olan kurala göre, ayrık hükümler genişletici değil, daraltıcı yoruma tabidirler ve anılan kural, 23.05.1960 tarihli 11/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulanmıştır. Bu kararda sigortalılara ödenen yemek paralarının ayni yardım niteliğinde bulunduğu sonucuna varılmış ve prime esas kazancın belirlenmesinde dikkate alınamayacağı görüşü benimsenmiştir. Bunun dışında Yargıtay uygulamasında bazı kararlarda, teknik personele ödenen şantiye ve arazi zammını, hasta sigortalıya ödenen geçici iş göremezlik ödeneği, toplu iş sözleşmesi gereğince sigortalıya ödenen araç ücreti, çiğden verilen erzak, elbise dikiş ücreti, yakacak ve yakıt parası ve toplu iş sözleşmesi gereğince sigortalıya ödenen yemek parası aynî yardım niteliğinde görülmüştür. Yine somut bir biçimde belli bir ihtiyaca yönelik, ayni yardım niteliğinde olan giyim yardımı da sigorta primlerinin hesabına esas tutulacak kazançlardan değildir. (10. H. D.’sinin 2014/1398 E., 2014/6794 K. sayılı kararı)
İkramiye adı atındaki ödemeler ise; 11.07.1956 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6772 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile “… belediyeler ve bunlara bağlı teşekküller, 3460 ve 3659 sayılı kanunların şümulüne giren İktisadi Devlet Teşekkülleri ve diğer bilcümle kurum, banka, ortaklık ve müesseselerinde müstahdem olanlardan İş Kanununun şümulüne giren veya girmeyen yerlerde çalışmakta olan ve İş Kanununun muaddel birinci maddesindeki tarife göre işçi vasfında olan kimselere, ücret sistemleri ne olursa olsun, her yıl için birer aylık istihkakları tutarında ilave tediye yapılır.” hükmü getirilmiş, anılan Kanunun 4. maddesinin 2. fıkrasında ise “… Bu tediyelerden çeşitli işçi sigortalarının icap ettirdiği primler kesilmez ve bu paralar borç için haczedilemez.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Kanun gereğince, maddenin 2. fıkrasındaki istisnalara girmemesi koşuluyla hizmet akdi karşılığı elde edilen her türlü gelirden sigorta primi kesilmesi söz konusu olmaktadır.
506 sayılı Kanun’da ücretin tanımı yapılmamıştır. Fakat 506 sayılı Yasa’nın 77. maddesinin birinci fıkrasının a alt bendinde sözü edilen “ücretler” kavramı içine asıl ücretle birlikte, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri gibi ücretlerinde girdiği kabul olunmaktadır. Bu ücretlerin sigortalıya fiilen ödenmesi şart olmayıp, onun adına o ay için tahakkuk ettirilmiş olması prime esas kazanca dâhil edilmesi için yeterlidir.
Asıl ücretin eki niteliğinde bulunan prim ve ikramiyeler, prime esas kazançlar olarak brüt tutarları üzerinden ödendikleri aylar itibariyle prime esas tutulur. Bunların tahakkuk etmiş olması prime esas tutulmaları için yeterli olmamakta “ödenmiş olması da” aranmaktadır. (m.77/I-b).
İdare veya kaza mercileri tarafından verilen karar uyarınca sigortalılara yapılan ödemeler (a) ve (b) bentlerinde öngörülen ücret türlerinden ayrımsızdır. Fark, bunların yönetim ve yargı mercilerince verilmiş kararlardan kaynaklanmalarıdır.
İşveren ile sigortalı işçi arasında “fazla çalışma ücreti” veya “prim, ikramiye” gibi konularda uyuşmazlık çıkar ve mahkemece, bu işçilik haklarının ödenmesine karar verilir ve sigorta primlerinin ödeneceği ay içinde bu paralar sigortalıya verilirse, bu ödemelerde prim matrahına dâhil edilerek, prim hesabında göz önünde tutulur. Bu tür kazançlara salt hak kazanmak, bu kazançların prime esas alınması için yeterli bulunmamaktadır (Mustafa Çemberci, Sosyal Sigortalar Kanunu Şerhi, Olgaç Matbaası, 1985 Baskı, s.439)
Öte yandan 01.07.2008 tarihi itibarıyla yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’un 80. maddesi “4’üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıların prime esas kazançları aşağıdaki şekilde belirlenir.
a) Prime esas kazançların hesabında;
1) Hak edilen ücretlerin,
2) Prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaktan o ay içinde yapılan ödemelerin ve işverenler tarafından sigortalılar için özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen tutarların,
3) İdare veya yargı mercilerince verilen karar gereğince yukarıdaki (1) ve (2) numaralı alt bentlerde belirtilen kazançlar niteliğinde olmak üzere sigortalılara o ay içinde yapılan ödemelerin, brüt toplamı esas alınır.
b) Ayni yardımlar ve ölüm, doğum ve evlenme yardımları, görev yollukları, seyyar görev tazminatı, kıdem tazminatı, iş sonu tazminatı veya kıdem tazminatı mahiyetindeki toplu ödeme, keşif ücreti, ihbar ve kasa tazminatları ile Kurumca tutarları yıllar itibarıyla belirlenecek yemek, çocuk ve aile zamları, işverenler tarafından sigortalılar için özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen ve aylık toplamı asgari ücretin % 30’unu geçmeyen özel sağlık sigortası primi ve bireysel emeklilik katkı payları tutarları, prime esas kazanca tabi tutulmaz.
c) (b) bendinde belirtilen istisnalar dışında her ne adla yapılırsa yapılsın tüm ödemeler ile ayni yardım yerine geçmek üzere yapılan nakdi ödemeler prime esas kazanca tabi tutulur. Diğer kanunlardaki prime tabi tutulmaması gerektiğine dair muafiyet ve istisnalar bu Kanunun uygulanmasında dikkate alınmaz.
d) Ücretler hak edildikleri aya mal edilmek suretiyle prime tabi tutulur. Diğer ödemeler ise öncelikle ödendiği ayın kazancına dâhil edilir ve ücret dışındaki bu ödemelerin yapıldığı ayda üst sınırın aşılması nedeniyle prime tabi tutulamayan kısmı, ödemenin yapıldığı ayı takip eden aydan başlanarak iki ayı geçmemek üzere üst sınırın altında kalan sonraki ayların prime esas kazançlarına ilâve edilir. Toplu iş sözleşmelerine tabi işyerleri işverenlerince veya kamu idareleri veya yargı mercilerince verilen kararlara istinaden, sonradan ödenen ücret dışındaki ödemelerin hizmet akdinin mevcut olmadığı veya askıda olduğu bir tarihte ödenmesi durumunda, 82’nci madde hükmü de nazara alınmak suretiyle prime esas kazancın tabi olduğu en son ayın kazancına dahil edilir. Bu durumlarda sigorta primlerinin, yukarıda belirtilen mercilerin kararlarının kesinleşme tarihini izleyen ayın sonuna kadar ödenmesi halinde, gecikme cezası ve gecikme zammı alınmaz ve 102’nci madde hükümleri uygulanmaz.” Hükmünü içermektedir.
Yukarıdaki maddi ve hukuki olgular birlikte gözetilerek; yargı kararı ile hak kazanılan ücret niteliğindeki kazançların hak kazanıldığı dönemlerin prime esas kazançlarına dâhil edilmesi isabetsiz olup; ödenmesi koşuluyla, ödemenin yapıldığı ayın prime esas kazanç matrahına dâhil edilmesi, hizmet akdinin daha önceki bir tarihte sona ermiş olması halinde ise, yapılan ödemelerin çalışmanın geçtiği son ayın prime esas kazancında gözetilmesi mümkün olmakla, anılan ilkeler kapsamında yapılacak değerlendirme ve hesaplama sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Taleple bağlılık ilkesi” başlığını taşıyan 26. maddesi; “Hakim, tarafların talep sonuçları ile bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez.” hükmüne amirdir. Bu hüküm ile hukuk yargılamasına “istemle bağlılık” ilkesi egemen kılınmıştır.
Diğer taraftan, bir kişinin belli bir davada gerçekten davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı hususu usul hukuku değil, dava konusu hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk meselesidir. Bir davanın tarafları o davada gerçekten taraf sıfatına sahip değilse, mahkeme dava konusu hakkın esasına girip karar veremez. Davayı sıfat yokluğundan reddetmesi gerekir. Davacı olma sıfatı dava konusu hakkın sahibine, davalı sıfatı ise sübjektif hak kendisinden istenebilecek kişiye aittir. Kuşkusuz bu hak sözleşmeden, haksız fiilden, sebepsiz iktisaptan veya kanundan doğabilir.
Bir alacak davasında davalı olma sıfatı o alacağın gerçek borçlusuna aittir. Alacak davası, o alacağın gerçek borçlusundan başka bir kişiye karşı açılırsa, dava konusu alacağın mevcut olmadığından dolayı değil, davalının davalı sıfatına sahip olmamasından dolayı reddedilir. (Hukuk Muhakemeleri Usulü, Prof. Dr. Baki Kuru, I. Cilt, s. 1159)Taraf sıfatı dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (Baki Kuru-… Arslan-Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, … 1995, s. 231).
Eldeki davada ise, davacı, daha önceden kesinleşmiş mahkeme kararına dayalı olarak belirlenen ücret alacağı nedeniyle oluşan fark prime esas kazançlarının kurumca bağlanan aylıkta esas alınması ve aylığında oluşabilecek farklarının faizi ile birlikte tahsili talebinde bulunmuş olup, bu istem gözetildiğinde, kuruma husumet yöneltilmesi isabetli ve yerinde ise de, aslen daha önceden kesinleşen davada davalı olarak yer almış ve davacıya sigorta primine esas kazançlarını borçlu olduğu kesinleşmiş olan davalı işverenin, bu davada husumetinin bulunmadığının gözetilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar tesisi de usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli … Bölge Adliye Mahkemesi 7 Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi’nce verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen İlk Derece Mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk derece Mahkemesine gönderilmesi ile kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde davalılardan …’na iadesine, 22/12/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.