Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2019/3569 E. 2021/10891 K. 23.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3569
KARAR NO : 2021/10891
KARAR TARİHİ : 23.09.2021

Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi

Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince davacı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı işverenin istinaf başvurusunun kabulüne kararın kaldırılmasına davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi…. Hukuk Dairesince verilen kararın, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili tarafından Mahkememize sunulan 12/02/2014 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili olduğu kurumun 6701017636701 sigorta sicil numaralı …’nın davalı kuruma bağlı … TTK işletmesinde çalışmakta olduğu sırada geçirdiği iş kazası nedeniyle vefat ettiğini, …’nın hak sahiplerine bağlanan ölüm aylıklarının toplam peşin sermaye değerinin 266.387,56TL olduğunu, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydı ile şimdilik 1000,00TL ödenmeyen kurum zararının tahsilini talep ve dava etmiş, 04/10/2016 tarihli dilekçesi ile 53.277,51 TL alacağın ödeme ve onay tarihinden itibaren davalıdan tahsilini istemiştir.
II-CEVAP
Davalı vekilinin Mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; olayın iş kazası olmadığını, maluliyetin iş kazası nedeniyle değil işyeri dışında oluşan bir durumdan ibaret olduğunu, olayın nedeninin araştırılması gerektiğini, 5510 sayılı Yasanın 21. maddesi gereğince kasıt bulunması halinde rücu davası açılabileceğini, … soruşturma raporunda müvekili kurumun kusurlu bulunmadığını, hak sahibi dosyasındaki kusur raporunun bu davada hükme esas alınamayacağını, davacı kurumca tek taraflı olarak düzenlenen gelir bağlama belgelerinin kabulünün mümkün olmadığını, bu durumun araştırılması gerektiğini, davacı kurumun sigortalı işçinin halefi olduğunu, halef olmadan doğan haklar dışında ve üstünde bir hakkının bulunmadığını, davacı kurumca hak sahiplerine henüz ödenmeyen meblağlar için faiz talep edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, sigortalının zarar miktarının tespitinde PMF cetvelinin esas alınamayacağını ve iskonto emsalleri zararın başladığı tarihten itaberen tatbik edilmesinin gerektiğini, haksız açılan davanın reddini, yargılama giderleri ve avukatlık ücretini karşı tarafa yükletilmesini talep ve beyan etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Davanın kabulü ile, 53.277,51TL peşin sermaye değerinin onay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı kurumdan tahsili ile davacı Kuruma ödenmesine karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle; taraf vekillerinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine” karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ
Davacı Kurum vekili, kusurun tamamının davalı işverenliğe ait olduğunu, kazanın oluşmasına işverenliğin sebebiyet verdiğini, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı … vekili; dava konusu olayda işverene kusur atfedilmesinin yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, faizin olay tarihinden başlatılması nedeni ile zararın da olay tarihi itibariyle iskonto edilmesi gerektiğini, davacının 50-60 yaşında sürekli çalışacağı varsayımının ülke gerçeklerine uygun olmadığını, bilirkişini destekten yoksun kalma tazminatı hesabının yanlış olduğunu,eşin evlenme ihtimalinin doğru tespit edilmesi gerektiğini, hesap raporunun da hatalı olduğunu, davanın reddi gerektiğini, kararın usul ve yasa hükümlerine aykırı olduğunu belirterek karar bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME
Dava; 26.10.2010 tarihinde davalı işyerinde çalışmakta iken intihar etmek suretiyle vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan ilk peşin sermaye değerli gelir ödemesinden oluşan kurum zararının tahsili istemine ilişkin olup, davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 21 . maddesidir.
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının sigortalı veya onun hak sahiplerine yaptığı ödemeler nedeniyle işverene başvurabilmesi ve iş kazası ve meslek hastalığı ile hastalık bakımından işverenin sorumluluğu,5510 sayılı Kanunun 21/1. maddesinde düzenlenmiştir. Maddeye göre, “İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. İşverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır.”
21. maddede düzenlenen Kurum alacağının hukuki niteliği, kanundan doğan basit rücu alacağıdır. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı, Anayasa ve yasalarla kendisine verilen görev kapsamında sosyal risklere maruz kalanlara yardımları yapacak ancak kusurlu davranışı ile sebep olanlardan 21. madde kapsamında rücu edebilecektir.
5510 sayılı Kanunun 12/1. maddesine göre işveren, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentlerine göre sigortalı sayılan kişileri çalıştıran gerçek veya tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlardır. 21. maddede düzenlenen işverenin sorumluluğu kusur sorumluluğudur. Borçlar Kanununda düzenlenen kusursuz sorumluluk hallerinin Kurumun rücu alacağında uygulama alanı yoktur. Kurumun işverene rücu hakkının doğması için iş kazası veya meslek hastalığının işverenin kastı veya iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmiş olması gerekir. Kasıt; iş kazası veya meslek hastalığına, işverenin bilerek ve isteyerek, hukuka aykırı eylemiyle neden olması hâlidir (SSİY m. 45). İş kazası veya meslek hastalığı işverenin, sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketi sonucunda oluşmuşsa yine işvereni Kuruma karşı sorumlu hâle getirir. Mevzuat; yasal olarak yürürlüğe konulmuş ve yürürlüğünü muhafaza eden, sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği alanında, yasa koyucu ile yasa koyucunun yürütme veya idareye verdiği yetki sonucu, bu organlarca kabul edilen genel, objektif kural veya hükümlerin tümüdür (SSİY m. 45).
Temel hak ve özgürlükler kapsamında güvence altına alınan kişilik değerlerinin başında bireyin vücut bütünlüğünün dokunulmazlığı gelmektedir. İşverenin temel insan haklarından olan işçinin vücut bütünlüğünü korumak üzere teknolojik gelişmelerin sağladığı imkân oranında gerekli tedbirleri almalıdır. Bu düzenleme ile işverenin, işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliğine ilişkin mevzuatın kendisine yüklediği, objektif olarak mümkün olan tüm tedbirleri alma yükümlülüğünü yerine getirmemesi ve bu nedenle iş kazası veya meslek hastalığı şeklinde sosyal sigorta riskinin gerçekleşmesi halinde, kusur esasına göre meydana gelen zararlardan Sosyal Güvenlik Kurumuna karşı rücuan sorumlu olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Dolayısıyla, işverenin ve üçüncü kişilerin iş kazasındaki kasıt veya kusurunun tespiti amacıyla; iş kazasının oluşumuna ilişkin maddi olguların eksiksiz biçimde saptanması, sorumluluğu gerektiren her koşulun, kendi özelliği çerçevesinde araştırılıp irdelenmesi, işveren ve diğer ilgililerin kusur oran ve aidiyetlerinin belirlenmesi gerekir.
Eldeki davada, verilen hüküm ve hükme esas bilirkişi raporu eksik inceleme ve araştırmaya dayanmaktadır. 5510 sayılı Yasanın 21. maddesi kusur sorumluluğunu öngördüğü dikkate alınarak işverenin kusurunun belirlenmesi açısından, davalı işyerinde komproser kısmında tek başına çalışan sigortalı işyerinde bulunan tüfekle kendini vurarak vefat ettiği, sigortalının psikolojik tedavi gördüğü ve buna dayalı olarak işverence 3 kez yer değişikliği yapıldığı anlaşılmakta olup rahatsızlığının göz önüne alınarak, Mahkemece öncelikle, sigortalının geçmiş tıbbi kayıtlarının tümünü de içerecek şekilde kayıtların celbedilerek, periyodik sağlık muayenelerinin yaptırılıp yaptırılmadığı, bu muayenelerde rahatsızlığı ile ilgili bir bulguya rastlanıp rastlanmadığı, sigortalının sağlık problemleri nedeniyle bu bölümde tek başına çalışıp çalışamayacağı, bu hususta işverene herhangi bir başvurusunun olup olmadığı, işverenin tüfekten haberdar olup olmadığı hususları da irdelenmek suretiyle, çalışma koşullarının ölüm olayına etkisi, iş kazasının engellenmesinde, iş güvenliği mevzuatına göre işverence hangi önlemlerin alınması gerekeceği, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığı ve alınmış önlemlere sigortalının uyup uymadığı hususlarının değerlendirilmesi için alanında aralarında uzman hekimin de bulunduğu bilirkişi heyetinden kusur oran ve aidiyeti konusunda rapor alınmalıdır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2 maddesi gereği açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, dosyanın kararı veren … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi’ne gönderilmesine, 23.09.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.