Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2019/4901 E. 2021/5731 K. 21.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4901
KARAR NO : 2021/5731
KARAR TARİHİ : 21.04.2021

Mahkemesi :İş Mahkemesi

Davacı, ek prim tahakkuku ve gecikme zammı nedeniyle Kuruma borçlu olmadıklarının tespiti ile aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı sonrası davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
İncelemeye konu dosya kapsamından; …isimli sigortalının, 08.07.2000-15.01.2002, 24.10.2002-30.07.2004, 06.12.2005-06.04.2007 tarihleri arasında raporlu olduğu, aynı zamanda davalı şirkete ait …’de bulunan “Cami İnşaatı” isimli işyerinden 24.06.2005-30.12.2005 tarihleri arasında 187 gün hizmet bildirildiği, Sigortalı …’ın ikamet etmekte olduğu …’den Kuruma verdiği 24.05.2006 tarih ve 18955 nolu dilekçesinde, 8 yıldır böbrek hastası olup, diyaliz makinesine girdiğini, bu nedenle yolculuk yapamadığını belirterek, Kırşehir’e gidemeyeceği için ödeneğinin …’de bulunan adresine posta yolu ile gönderilmesini talep ettiği, 21.05.2009 tarih ve 93205/İNC/07 nolu müfettiş raporunda, sigortalının ikametgahının bulunduğu ve diyaliz makinesine girdiği … ilinden çok uzakta bulunan davalı şirkete ait inşaat işyerlerinden Kuruma hizmetlerinin bildirilmesinin inandırıcı olmadığı gerekçesiyle bildirilen süreler iptal edildiği anlaşılmıştır.
Sahte sigortalılığa dayanan davalar hizmet tespiti içerikli olmakla, davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesi ile 5510 sayılı Yasa’nın 86. maddesinde bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen komşu işyeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunlu olup mahkemece, tarafların sunduğu deliller ile yetinilmemeli, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri esas alınarak kendiliğinden araştırma ilkesi benimsenmeli, sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalı, çalışmanın geçtiği iddia edilen iş yerine dair düzenlenmiş Kurum müfettiş raporu ve dayanak belgeler varsa dosya içerisine getirtilmeli, yine çalışmanın geçtiği iddia edilen işyerinden bildirimi bulunup iptal edilmeyen bordrolu tanıkların yeteri kadarının beyanlarına başvurulmalı, ilgili işyerinin hangi tarihten itibaren faal olduğu ile çalışma ruhsatı alıp almadığı araştırılmalı, işyeri işvereninin vergi kayıtları irdelenerek çalışan sayısı tespit edilmeye çalışılmalı, komşu işyeri bodro tanıkları ve işverenleri tespit edilerek beyanlarına başvurulmak suretiyle uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Mahkemece uyulan bozma ilamımızda “…mahkemece bir kısım tanık beyanı ve sonrasında alınan bilirkişi raporu doğrultusunda yazılı şekilde karar verilmiş ise de, söz konusu hüküm eksik araştırmaya dayalıdır. Zira, beyanlarına başvurulan tanıklar, ihtilaflı dönemde tam olarak çalışan bordrolu tanık olmadıkları gibi Kırşehir 1. Asliye (İş) Hukuk Mahkemesi’nin 2013/38 (Eski Esas No:2010/82) Esas nolu dosyasında dinlenen bordrolu tanıkların, sigortalıyı tanımadıklarını belirttikleri, komşu işyeri tanığı olarak dinlenen Tuncay Eraslan’ın sigortalının çalıştığını belirttiği ancak dönemlere yönelik bir beyanın bulunmadığı, buna göre ilgili sigortalının ihtilaflı dönemde tam olarak çalışıp çalışmadığının aydınlatılamadığı belirgindir.
Mahkemece, bir önceki bozma ilamında da belirtildiği üzere, işveren vekili … ile proje koordinatörü …’un müfettiş ifadeleri ile mahkemece alınan beyanları arasındaki çelişki giderilmeli, dava konusu işyerinden ihtilaflı dönemde bildirimi yapılan ve beyanına başvurulmayan diğer bordrolu tanıklar dinlenilmeli, sigortalının söz konusu ihtilaflı dönemde diyalize girip girmediği, girmiş ise nerede girdiği ve söz konusu çalışmanın geçtiği yerden sevk yazısı alıp almadığı araştırılmalı, bu konuda yakınlarının beyanlarına başvurulmak suretiyle uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.” Hususları belirtilmiştir.
Mahkemece, bozma gereği yerine getirilmeksizin ve mevcut çelişkiler giderilmeksizin, anılan tanık beyanlarında Kırşehir’de bulunan cami inşaatı işyerinde ihtiyacı olduğunda diyalize gidip geldiğinin belirtilmesi karşısında mahkemece, dava dışı sigortalı …’ın diyalize girdiği sağlık merkezlerinin tespit edilerek ilgili kayıtların celbedilmeksizin, beyanlarının doğruluğunun araştırılmaksızın eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiştir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 21.04.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.