Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2019/585 E. 2021/16384 K. 21.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/585
KARAR NO : 2021/16384
KARAR TARİHİ : 21.12.2021

Mahkemesi :İş Mahkemesi

Dava, Kurumca tahakkuk ettirilen fark işçilik ve prim borcunun ihtirazı kayıtla ödenmesinden sonra 506 sayılı Yasanın 84. maddesi gereğince iadesi ve Kuruma karşı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozmaya uyularak, ilâmında belirtildiği şekilde, davanın reddine dair karar verilmiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Eldeki davada, mahkemece verilen 26.09.2012 tarihli karar, Dairemizin bozma ilamı ile “..…mahkemece, öncelikle ihaleli işlerde kimlerin çalıştığına dair tüm belgelerin ihale makamı Kurumdan getirtilmesi ve otoyollarda çalışma yapılmasının belirli güvenlik kriterlerine tabi olduğu dikkate alınarak, otoyol güvenlik ve trafik amirliklerinde ve bakım şefliğinde bu çalışan kişilerin isimlerinin veya puantaj kayıtlarının araç giriş çıkış kayıtlarının ve ekip listelerinin olup olmadığı araştırılmalı, bu kişilerin ihale sözleşmesindeki vasıfları taşıyıp taşımadıkları ve davacı şirketçe bu çalışanlara fazla mesai yaptırılıp yaptırılmadığı belirlenmeli, davacı şirketin ortağı ve aynı zamanda Elektrik Mühendisi olan… ve kalfa …’ın gelen belgelerde ve puantaj kayıtlarında adlarının geçip geçmediği ve fiilen ihaleli bu işlerde çalışıp çalışmadıkları belirlenmeli, aynı dönem içerisinde ihaleli işler dışında yapılan 11 adet faturalı işlerin geçici ve kısa süreli işler niteliğinde olmadığının dikkate alınması ile aynı zamanda birden fazla işte çalışılabileceği iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olacağı, bu nedenle mümkün olmayacağı gözetilerek, hesap yapabilecek nitelikte yeminli mali müşavir, sosyal güvenlik uzmanı ve hukukçudan oluşturulacak bilirkişi heyetinden denetime elverişli bir rapor aldırılmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi…”gereğine işaret edilerek araştırma ve inceleme yapılmak üzere bozulmuştur.
Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı)
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK)
Eldeki davada ise, uyulan bozma ilamı ve oluşan usuli kazanılmış hakkın gereği gibi yerine getirilmediği anlaşılmakta olup, mahkemece bozma sonrasında davanın reddine dair yazılı şekilde karar verilmiş ise de; bozma sonrasında aldırılan … tarihli, … tarihli ve … tarihli raporlardan hangisinin hangi somut gerekçelerle diğerlerinden üstün tutulduğu hususunun net olarak açıklanmadığı, bu durumun karar gerekçesinde belirtilmediği anlaşılmakta olup, alınan bu raporlar arasındaki mevcut çelişkileri usulünce gidermek için, hesap yapabilecek nitelikte yeminli mali müşavir, sosyal güvenlik uzmanı ve hukukçudan oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetinden tarafların tüm iddialarını ve aldırılan tüm raporları ve bu raporlardan ayrılma veya raporlara katılma yönlerini bildirir,denetime elverişli bir rapor aldırılmak suretiyle ve bozma kararına uyulması ile oluşan usuli kazanılmış hak dikkate alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik araştırma ve hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine. … gününde oybirliğiyle karar verildi.