Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2020/10241 E. 2022/15859 K. 13.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/10241
KARAR NO : 2022/15859
KARAR TARİHİ : 13.12.2022

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
No :

Dava, davacılar murislerine bağlanan yaşlılık aylıkları ile kendilerine bağlanan ölüm aylıkları miktarının yeniden tespiti ve farklarının davalı Kurumdan tahsili istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen karara karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince davalıların istinaf isteminin esastan reddine dair karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili, davacılar murisi … …’ün 15/01/2000-20/12/2008 dönemi 8024 prim günü üzerinden emekli olduğunu, gerçekten … … merkezinde 02/01/1976 dan emekli olduğu 14/01/2000 tarihine kadar aralıksız çalıştığını, bu durum sivil işçi künye defterinden açıkça belli olduğunu, toplam hizmet süresinin 8640 gün olması gerektiğini, 03/11/1973 -03/07/1975 döneminde 600 gün … borçlanması dahil edildiğinde 9240 gün üzerinden aylık hesabına esas hizmeti bulunduğunu, emekli olurken … borçlanması ile birlikte 8024 gün bildirim olduğunun anlaşıldığını, bu sebeple aylık bağlama oranının düşük bulunduğunu , davacılar murisinin 1976 dan 270 gün, 1979 dan 180 gün, 1981 de 270 gün, 1982 de 238 gün, 1983 de 120 gün, 1984 de 336 gün, 1985 de 1120 gün, 1989 da 140 gün, 1992 de 240 gün, 1997 de 356 gün çalıştığının kurumca bildirildiğini, murisin ölmeden önce eksik günlerin düzeltilmesi için talepte bulunduğu, (11/04/2000) ancak cevap verilmediğini, 26/11/2008 de öldüğünü, 20/12/2008 den itibaren davacılara dul ve yetim aylığının da aynı hatalı eksik hizmet sürelerine göre bağlandığını, davacılardan Saliha nın eksik hizmet süresi ile ilgili kuruma yaptığı başvurunun kurum tarafından 02/01/1976-14/01/2000 döneminde aralıksız çalışmanın saptandığı, ancak aylığa yansıtılması için dönem bordrolarının kuruma verilmesi gerektiğinin bildirildiğini, davacının işverene başvurduğunu ancak sonuç alamadığını belirterek davacılar murisinin 15/01/2000-20/12/2008 dönemi 8024 gün üzerinden murise bağlanan aylığın 9240 gün üzerinden hesaplanarak ( 8640 gün hizmet ve 600 gün … borçlanması olmak üzere ) eksik ödenen kısmın mirasçı davacılara faiz ile beraber ödenmesi ve 20/12/2008 den itibaren eksik prim üzerinden bağlanan dul ve yetim aylıklarının da aynı hesaplama ile arttırılması ve eksik ödemelerin hesaplanarak faizi ile birlikte ödenmesini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı kurum vekili, yetki süre husumet itirazında bulunmuş davanın reddini istemiş, … vekili ise, zaman aşımı hak düşürücü süre itirazı ile birlikte davanın reddini istemiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesince; 02.01.1976 da davacılar murisi için bildirge verildiği, 14.01.2000 tarihine kadar bildirim bulunduğu, ancak bu dönemde 1976 ya 2. 1977 ye 3. 1979 a 2 ve 3. 1981 e 3 1982 ye 3, 1983 e 2 ve3, 1985 e2 ve 3, 1989 a 1 ve3, 1992 ye 1. Dönem hizmetlerinin aylık hesabına katılmadığı, 1989 a 3 dönem 105 günün davadan sonra kurumca eklendiğini, 1977 ye 1. döneminde aynı hizmetin 2 farklı kazan tutarı ile 1984 e 1. dönem hizmetinin anı süreler için 2 kez 1987 ye 3. dönem 134 gün olarak bildirildiği, murisin 600 gün … borçlanması yaptığı; 11.04.2000 de prim gün sayısının 9200 gün olması gerektiği belirtilerek kuruma itirazda bulunduğu dilekçe verdiği, kurumun ilgili dönemlerde dönem bordrosunda adı bulunmadığından eksik olduğunu bildirdiği, 05.05.2000 tarihinde ise temin ettiği bordrolar ile başvurarak talepte bulunduğu, iç yazışmalar sırasında bordroların müdürlük kayıtlarına intikal etmediğinin belirtildiği, murisin 26.11.2008 de öldüğü, davacı … nın yaptığı başvuruda da bordroların arşivde olmadığının belirtildiği, kurumun iş verenden eksik dönem bordrolarını istediği, iş veren cevabında ise iş yerinin bağlı olduğu komutanlığın değiştirildiğini, künye defteri dışında ellerinde defter olmadığının belirtildiği, iş yerinde diğer işçi …’ün hizmet cetveli incelendiğinde tıpkı davacılar murisinde olduğu gibi 1976 ya 2, 1977 ye 3, 1979 a 2 ve 3, 1981 e 3, 1982 ye 3, 1985 e 2 ve 3, 1992 ye 1. dönem bordrolarının bu işçi içinde verilmediği, davacılar murisinden farklı olarak 1989 a 1 dönem bordrosunun olduğu, bu bordroda davacılar murisi için de 120 günlük bildirim olmasına rağmen murisin hizmet cetvelinde 120 günlük hizmet cetvelinin işlenmemiş olduğu, iş yerinin resmi kurum olduğu, 1 kez işe giriş bildirgesi verildiği, daha sonra emekli olarak işten ayrılmasının bulunduğu, başka bir giriş çıkışına rastlanmadığı, ancak yukarıda belirtilen dönemler hizmetlerinin kuruma bildirilmediği, aylığa esas alınan hizmet cetvelinde ise mükerrer hizmetlerinin olup bunların hesaba katıldığı, 1977 de 1 dönemde 2 ayrı 90 ar gün bildirim yapıldığı, 1977 ye 3. dönem için cetvelde hizmet yokken aylık hesabında 360 gün olarak eklendiği, 1977 1. dönem için … içinde aynı işlemin yapıldığı, 1977 1 dönemi için yapılan bildirimin maddi hatadan kaynaklandığı, bu dönemde eksik gözüken 1977 3. döneme ait bildirim olduğunun kabulü gerektiği, davadan sonra kayıt altına alınan 1989a 3 dönem için davanın konusuz kaldığı, bunun dışında davacılar murisinin 14.01.2000 e kadar aralıksız çalıştığının sabit olduğu, buna göre eksik günlerin tespitinin gerektiği, aylığa esas alınacak gün sayısının hesaplandığı, yine murise bağlanan aylığın tutarı ile farklarının davacılara aylık bağlandığı murisin öldüğü tarihe kadar hesaplandığı ve farkın 2853.22 TL olduğunun belirtildiği, kurumun daha önce yaptığı bildirimin hatalı olduğunu, ölümden önceki aylık üzerinden davacılara da bağlanan aylığın düzeltilmesi gerektiği saptanmıştır.
Davacı taraf 09.01.2017 tarihli dilekçesinde davacılar için ödenmesi gereken aylıkların hesaplanmasını istediklerini beyan etmiş, bu konuda bilirkişi ara kararı kurulmuş ise de, 29.01.2020 tarihli dilekçede bu kez hesap talebinden vazgeçtiklerini, mevcut duruma göre karar verilmesini istediklerini belirtmiştir.
… kararı gereği bordrolar getirtilmiş, tanıklar dinlenmiş, davacılar murisi ile birlikte çalışan diğer işçi … ölü olduğundan dinlenememiş, diğer eksiklikler tamamlanmak suretiyle rapordaki bilgiler doğrultusunda aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacının davasının kısmen kabulü ile,
Davacılar murisi … TC kimlik numaralı … … ‘ün davalı … ye ait … sicilli iş yerinde 02/01/1976-14/01/2000 döneminde aralıksız çalıştığı kabul edilmekle birlikte 1989 yılı 3. Dönem için dava sırasında hizmetler dosyaya işlendiğinden bu dönem için dava konusuz kaldığından bu dönemle ilgili karar verilmesine yer olmadığına
1977/3. dönem isteği bakımından 1977 yılı 1. dönem için yapılan ikinci bildirimin eksik olan 3. Dönem hizmet bildirimi olduğu kabul edilerek (1977 yılı 3. dönem 90 gün, 20.772,00 TL (eski para ile) … kazançlı hizmetin aynı gün ve … ile 1977/3. döneme ait olduğu kabul edilerek ) ve 1976 /2. dönem için 90 gün, 1979/2. dönem için 90 gün, 1979 yılı 3. dönem için 90 gün, 1981/3. dönem için 90 gün, 1982/3. dönem için 90 gün, 1983/2. dönem için 120 gün, 1983/3. dönem için 120 gün, 1985/2. dönem için 120 gün , 1985/3. dönem için 120 gün, 1989/1. dönem için 120 gün, 1992/1. dönem için 120 gün olmak üzere 1170 gün eksik bildirim yapıldığının ve bu dönemlerde davalı iş yerinde çalıştığının tespitine,
Muris … …’e bağlanan 15/01/2000-21/12/2008 dönemi için bağlanan aylığın toplam 8579 gün prim gün sayısı 600 gün … borçlanması olmak üzere toplam 9179 gün üzerinden g hesaplanması gerektiğinin tespitine, buna göre hesaplanan karara ekli 04/01/2020 tarihli raporda ayrıntısı gösterilen fark aylıkları toplamı 2.853,22 TL nin her ay için oluşan farklar bakımından tahakkuk tarihlerinden itibaren yasal faiz ile birlikte davalı SGK dan alınarak davacı mirasçılara ödenmesi gerektiğinin tespitine ,
Davacı mirasçılara kurum tarafından sigortalının ölümü sonucu 20.12.2008 den itibaren bağlanan ölüm aylıklarının da yapılan tespite göre 9179 günlük prim süresi üzerinden hesaplanması ve her ay için oluşacak farkların yasal faiz ile birlikte davalı kurumdan alınarak davacılara ödenmesi gerektiğinin tespitine,
Artan kısma ilişkin isteklerin reddine, dair karar verilmiştir.

B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI:
Dosya kapsamı incelendiğinde; davacıların murisi … …’e 14/01/2000 tarihli tahsis talep dilekçesi ile 7424 gün prim ve 600 gün … borçlanması olmak üzere toplam 8024 gün üzerinden 506 sayılı yasa kapsamında aylık bağlandığı, … …’ün 11/04/2000 tarihinde kuruma müracaat ederek aylık hesaplamasında prim gün sayısının eksik hesaplandığı belirterek aylık miktarına itiraz ettiği, davalı kurumun dönem bordrolarının bir kısmının eksik olduğunu bu bordroların iş yerinden temin edilmesi halinde işlem gereğinin yapılacağının bildirildiği, muris …’in 26/11/2008 tarihinde vefat etmesi üzerine eşi ve kızı …’ya ölüm aylığı bağlandığı, davacı …’nın 14/10/2014 tarihinde …’e müracaat ederek eşinin sigorta primlerinin eksik göründüğünü bu durumun incelenerek bilgi verilmesini talep ettiği, davalı SGK’nın 13/06/2016 tarihli yazısı ile … Komutanlığı’ndan bordroların istendiği ancak cevap alınamadığından düzeltme işleminin yapılamadığı ancak ilk aylık bağlanma kararında dikkate alınmayan 1989/3 döneme ait 105 günün hesaba katılarak 8129 gün olarak aylıkların yeniden hesaplandığı ve fark aylıkların ödenmesi için mirasçılardan belge talep edildiği ancak varislerin müracaat etmemesi nedeni ile ödemenin yapılamadığı bildirilmiştir.
Dosya kapsamında davacının hizmet cetvelinde 1976 yılı 2. dönem, 1977 yılı 3. dönem, 1979 yılı 2 ve 3. dönemler, 1982 yılı 3. Dönem, 1983 yılı 2 ve 3 dönemler ve 1985 yılı 2 ve 3. dönem, 1989 yılı 1 ve 3. dönem , 1992 ye 1. dönem hizmetlerinin aylık hesabına katılmadığı, 1989 yılı 3 dönem 105 günün davadan sonra kurumca eklendiğini, 1977 ye 1. döneminde aynı hizmetin 2 farklı kazan tutarı ile 1984 yılı 1. dönem hizmetinin anı süreler için 2 kez, 1987 ye 3. dönem 134 gün olarak bildirildiği, … Bakanlığına yazılan yazı cevabında muris … …’ün 01/01/1976-14/01/2000 tarihleri arasında çalıştığının bildirildiği, 1 kez işe giriş bildirgesi verildiği, daha sonra emekli olarak işten ayrılmasının bulunduğu, başka bir giriş çıkışına rastlanmadığı, gelen belgelirden ve dinlenen tanık beyanlarından murisin çalışmasının kesintisiz olduğunun sabit olduğu, buna göre eksik günlerin tespiti ve tespit edilen hizmet süresi üzerinden aylık bağlanmasına karar verilmesinin yerinde olduğu, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf başvurularının esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Dava, yurtdışı borçlanmasının 01.01.1993 – 31.12.1999 tarihleri arasında geçen çalışmalara mal edilmesi ve eksik ödenen yaşlılık aylılık aylıklarının yasal faizi ile birlikte tahsili davasıdır.
İlk derece mahkemesince talebin birinci bölümü bakımından davanın reddine, ikinci bölümü bakımından kabulüne karar verilmiş, karar her iki taraf vekilince istinaf edilmiştir.
Davacı borçlanma talebinde bulunurken açıkça dönem belirtmiş, kurumda bu çerçevede işlem tesis etmiştir. Bu itibarla davacı tarafın istinaf talebi yerinde değildir.
Alınan ve Yargıtay 10. H.D’nin ilkelerine uygun hesap içeren raporla davacının fark aylıklarının tespitinde de usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Bu itibarla sonuç olarak; ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacının ve davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı Kurum vekili, kararın bozulmasını istemiştir.
Diğer davalı vekili de, kararın eksik araştırmaya dayalı olarak verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Dava, davacılar murislerine bağlanan yaşlılık aylıkları ile kendilerine bağlanan ölüm aylıkları miktarının yeniden tespiti ve farklarının davalı Kurumdan tahsili istemine ilişkindir.
506 sayılı Yasa’nın 61. maddesine göre, yaşlılık aylıklarının hesabında 31.12.1999 tarihine kadar katsayı esasına dayalı gösterge sistemi uygulanmakta iken, 4447 sayılı Yasa ile anılan maddede değişiklik yapılması sonucu, 01.01.2000 tarihinden itibaren katsayı esasına dayalı gösterge sistemi yürürlükten kaldırılmış, sigortalının her takvim yılına ait prime esas kazancı, kazancın ait olduğu takvim yılından itibaren aylık talep tarihine kadar geçen takvim yılları için, her yılın Aralık ayına göre Devlet … tarafından açıklanan kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki artış oranı ve gayrisafi yurt içi hâsıla sabit fiyatlarla gelişme hızı kadar ayrı ayrı artırılarak bulunan yıllık kazançlar toplamının, toplam prim ödeme gün sayısına bölünmesi suretiyle bulunacak ortalama günlük kazancın 360 katı, aylığın hesaplanmasına esas ortalama yıllık kazancı oluşturması esası getirilmiştir. Ancak bu sistem, 01.01.2000 tarihinden sonra sigortalı olarak çalışmaya başlayıp, emekli olanlara uygulanacağından, 506 sayılı Yasa’ya 4447 sayılı Yasa’nın 17. maddesi ile eklenen geçici 82. maddesi ile, 01.01.2000 tarihinden önce çalışmaya başlayıp, bu tarih sonrası da çalışmaya devam edenler için, eski ve yeni sistemin birleşiminden oluşan karma sisteme göre aylık bağlanacağı hükme bağlanmıştır.
506 sayılı Yasa’nın Geçici 82/a bendi, “ a) Sigortalının bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar prim ödeme sürelerine ait aylığı aşağıdaki şekilde belirlenir.
Sigortalının aylık talep tarihine kadarki toplam prim ödeme gün sayısı üzerinden, bu Kanunun yürürlük tarihi itibariyle ve bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki hükümlere göre hesaplanacak aylığının sigortalının bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadarki prim ödeme gün sayısı ile orantılı bölümü, bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren aylık başlangıç tarihine kadar geçen takvim yılları için, her yılın Aralık ayına göre Devlet … tarafından açıklanan en son temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki artış oranı ve gayrisafi yurt içi hasıla sabit fiyatlarla gelişme hızı kadar ayrı ayrı artırılarak hesaplanır.
Hesaplanan yaşlılık aylığı, aylık bağlanması için yazılı başvurunun yapıldığı yılın Ocak ayı ile aylığın başladığı takvim yılının başlangıç tarihi arasında geçen her ay için Devlet … tarafından açıklanan en son temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki artış oranları kadar artırılır.” hükmünü getirmiş, 4447 sayılı Yasa ile mülga 506 sayılı Yasa’nın 2422 sayılı Yasa’nın 7. maddesi ile değişik 61. maddesinin birinci fıkrasının A bendinin a alt bendinde 5000 günden fazla primi ödenen her 240 gün için %60 oranına ilave olarak 1’er puan arttırılarak yaşlılık, malûllük ve ölüm aylığı oranının tespit edileceği hüküm altına alınmış, ek 20. maddede de “Bu Kanuna göre gelir ve aylıkların hesaplanmasında katsayı esasına dayalı gösterge sistemi uygulanır.
Göstergeler, derece ve kademeler halinde, gösterge ve üst gösterge tablolarında belirtilir.
  506 sayılı Kanuna göre bağlanan gelir ve aylıkların hesaplanmasında 657 sayılı Kanuna tabi Devlet memurlarının aylıklarına uygulanan katsayı uygulanır.
Bu Kanun gereğince alınacak prim ve verilecek ödenekler ile bağlanacak gelir ve aylıkların hesaplanmasına esas gösterge ve üst gösterge tabloları Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca tesbit edilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Bu çerçevede, 01.01.2000 öncesi ve sonrasında fiili çalışmaları bulunan sigortalı yönünden aylık hesabı yapılırken öncelikle, yurtdışı hizmet borçlanması yapmak suretiyle kazanılan hizmetlerde prime esas kazançların belirlenmesi için, “borçlanılan döviz kuru x günlük borçlanılan döviz miktarı x 100:20 x 30” formülü ile borçlanma karşılığı elde edilen prime esas kazanç belirlenerek, en son borçlanma tutarının ödendiği tarihteki prime esas asgari kazanca oranlanarak, söz konusu oran borçlanma tahakkukuna göre belirlenen dönemin asgari prime esas kazancı ile çarpılarak bulunan tutar, ilgili ayın prime esas kazancı kabul edilecektir. Ancak hesaplanan prime esas kazanç hiçbir suretle o ayın prime esas asgari kazancının altına inmeyeceği gibi azami kazancını da geçemeyecektir.
Bu çerçevede prime esas kazançlar belirlendikten sonra 2000 yılı öncesi aylığı için, 2000 yılından önceki primi ödenmiş son 10 yıllık kazancı alınarak bu yılların ortalama kazancının karşılığının üst gösterge tablosunda 2000 ve daha sonraki yıllarda tahsis talebinde bulunan sigortalılar ve özel sektör için hazırlanan üst gösterge tespit tablosunda ortalama yıllık kazanca eşit ya da en yakın sayının karşılığı belirlenecek, 10 yıla bölünerek bulunan ortalama kazancın karşılığının üst gösterge tablosunda bulunmaması halinde bu defa sigortalının 2000 yılından önceki 5 yıllık kazancı alınarak özel sektör için hazırlanan 2000 yılı gösterge tespit tablosundan gösterge tespiti yapılacaktır. Sonrasında bulunan gösterge x katsayı x aylık bağlama oranı formülü ile 2000 yılı öncesi aylığı belirlenerek, 506 sayılı Yasa’nın 4447 sayılı Yasa ile değiştirilmeden önceki 96. maddesinin, “Bu Kanuna göre Malüllük ve Yaşlılık sigortalarından bağlanacak aylıklar ile ölüm sigortasından hak sahibi kimselere bağlanacak aylıkların hesabına esas tutulan aylığın alt sınırı, gösterge tablosundaki en düşük göstergenin katsayı ile çarpımının %70’den az olamaz” hükmü gereği, alt sınır aylığının: 9475 x 12000 x %70 = 79.590.000 TL (yeni 79,59 TL) olduğu gözetilerek, bulunan aylık miktarı 79,59 TL’den az ise öncelikle bu miktara yükseltilecek ve 2000 öncesi hizmetine oranlanarak kısmi yaşlılık aylığı belirlenerek, Türkiye İstatistik Kurumundan, celp edilecek tüketici fiyat endeksi artış oranı ile gelişme hızı oranları (ait oldukları yıllarda geçerli olan yönteme göre hesaplanan ve ait oldukları yılların akabinde yayınlanan) nazara alınarak, bulunan aylık 1999/Aralık ayı … ve Gelişme Hızı ile 2000 yılına taşınacak ve tahsis talep tarihinin Ocak ayına kadar her yıl … ve Gelişme Hızı ile çarpılmak suretiyle güncellenecektir. Yine 1999 Aralık ayında hesaplanan tam aylığı da Ocak ayına kadar … ile güncellenecektir.
Davacının 01.01.2000 sonrası hizmeti ise 506 sayılı Yasa’nın Geçici 82. maddesinin (b) bendine göre hesap edilir. Anılan bentte, “b) Sigortalının bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonraki prim ödeme sürelerine ait aylığı ise, sigortalının aylık talep tarihine kadar toplam prim ödeme gün sayısı üzerinden bu Kanunun 61’inci maddesi hükümlerine göre hesaplanacak aylığının, bu Kanunun yürürlük tarihinden sonraki prim ödeme gün sayısına orantılı bölümü kadardır.”hükmü getirilmiştir.
4447 sayılı Yasa ile değişik 506 sayılı Yasa’nın 61. maddesi hükmüne göre, yukarıda açıklanan esaslar çerçevesinde 2000 ve sonrası her takvim yılına ait prime esas kazancı, tahsis talep tarihine kadar … ve Gelişme Hızı ile güncellenecektir. Ayrı ayrı güncellenen toplam miktarın ortalaması (OYK=Ortalama Yıllık Kazanç) toplam gün sayısı üzerinden tespit edilen aylık bağlama oranı çarpımının 12’de biri üzerinden (…) üzerinden bulunan tutar, 2000 sonrası gün sayısına orantılı bölümü alınarak yeni kısmi aylık hesap edilecektir.
Güncellenen kazançlar toplamı 2000 sonrası gün sayısına bölünerek günlük ve daha sonra yıllık kazanç bulunur. Aylık bağlama oranı, 4447 sayılı Kanunla getirilen düzenlemeye göre, sigortalının tahsis talep tarihi itibariyle tespit edilen toplam prim ödeme gün sayısının ilk 3600 gününün her 360 günü için %3.5, sonraki 5400 günün her 360 günü için %2 ve daha sonraki her 360 gün için %1.5 oranlarının toplamı alınarak bulunmaktadır. Buna göre tahsis talep tarihi itibarıyla tam aylığı belirlendikten sonra 4447 sayılı Yasa ile değiştirilen 96. maddede belirtilen alt sınır kontrolü yapılacak, her iki aylık mukayese edilerek yüksek olan aylık belirlenerek hesaplamaya devam edilecektir. 4447 sayılı Yasa ile değişik 96. maddeye göre alt sınır ise, tahsis talep tarihi Ocak ayında geçerli günlük asgari kazancın 30 katının %35’inden az olamaz. Alt sınır kontrolü yapıldıktan sonra, kısmi aylık miktarı hesap edilerek her iki kısmi aylık toplanacak ve bulunan bu aylık iki miktar ile mukayese edilecektir.
1-İki kısmi aylığın toplamı, öncelikle sigortalının 1999 yılı tam aylığının tahsis talep yılı Ocak ayına kadar … rakamı ile güncellenerek bulunan aylığından daha az olamayacaktır.
2-Diğer bir mukayese ise, bulunan aylık, 506 sayılı Yasa’nın geçici 89. maddesine göre 4447 sayılı Yasa ile değiştirilmeden önceki 96. maddeye göre hesaplanıp, bu tarihten sonra gelir ve aylıklarda yapılan artışların eklenmesi sonucunda tahsis talep tarihine kadar getirilen miktarın altında olamaz.
Bu açıklamalar ışığında tahsis talebinde bulunulan yılın ocak ayı itibariyle bulunacak yaşlılık aylığı miktarı, ilgili artış yasalarıyla (5073, 5282, 5454, 5565 sayılı Yasalar gibi) gösterilen artış oranları uygulanarak, yaşlılık aylığı talep tarihi itibarıyla, sigortalıya bağlanacak yaşlılık aylığı belirlenmelidir.
Eldeki davada, davacılar murisi hakkında hizmet tespiti ve davalı Kurumca 1989 yılı 3 döneme ilişkin tespit edilen bordrolar nedeniyle bu dönem bakımından davanın konusuz kaldığına ilişkin yaklaşım yerinde ise de, davacılar murisine bağlanması ve vefatına kadar ödenmesi gereken yaşlılık aylıkları ile davacılara ödenmesi gereken ölüm aylıkları miktarlarının, öncelikle davalı kurumdan sorulması ile itiraz olması halinde aylık hesabına ilişkin rapor aldırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu yönde herhangi bir araştırma yapılmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Öte yandan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun istikrar kazanmış görüşüne göre maddi hata kazanılmış hak oluşturmaz. (Yargıtay HGK 17.012007 gün 2007/9-13 E.,2007/17 K. ve Yargıtay HGK 25.06.2008 gün 2008/11-448 E., 2008/454 K.). Ayrıca belirtmek gerekir ki, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 04.02.1959 gün ve 1957/13 esas, 1959 karar ve 09.05.1960 gün 1960/21 esas, 1960/9 karar sayılı kararlarında açıklandığı üzere Yargıtay’ca maddi hata sonucunda verilen bir karara mahkemece uyulsa dahi usuli kazanılmış hak oluşmaz.
O hâlde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, kararın bir örneğinin … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi’ ne, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 13.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.