YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/10415
KARAR NO : 2021/12507
KARAR TARİHİ : 19.10.2021
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi
Dava, Alman Rant sigortasına giriş tarihi olan … tarihinin Türkiye’de sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabul edilmesi ve … tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazanıldığının tespiti ile yasal faizi ile birlikte davalı kurumdan tahsili istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi …Hukuk Dairesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesince verilen kararının davalı kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının sigorta başlangıç tarihinin Alman sigortasına giriş tarihi olan …. tarihi olduğunu, … tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğini beyanla, davacının sigorta başlangıç tarihinin Alman sigortasına giriş tarihi olan … tarihi olduğunun tahsis talep tarihinde aylığa hak kazandığının tespitine ve … tarihi ile … tarihi arasında hak edilen maaş farklarının müvekkile faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde, davacının ilk işe giriş tarihi 11/04/1998 olup, toplam 5600 prim ödeme gün sayısı mevcut olduğundan 506 sayılı yasanın 60.maddesinin 4759 sayılı yasayla değişik hükümlerine uygun olmadığından emekliliği hak etmediğinden talebinin reddedildiğini, … tarih ve 819 sayılı 3201 sayılı Kanunda yapılan değişiklikleri bildiren, 2014/27 sayılı genelgenin yürürlük tarihinden önce borçlanma talepleri reddedilenlerin, bu genelgenin yayımı tarihinden itibaren 3 ay içerisinde yeniden müracaat etmeleri halinde borçlanma işlemlerinin 6552 sayılı Kanunun yürürlük tarihi olan … tarihine göre sonuçlandırılacağını, söz konusu 3 aylık süreden sonra müracaat edenlerin taleplerinde ise talep tarihinin esas alınacağını, davacı vekilinin tekrar … tarihindeki tahsis talebine istinaden dosyası yeniden işleme konularak tahsis talebini takip eden 01/01/2015 tarihinden itibaren … tahsis numarası ile yaşlılık aylığı bağlandığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
A-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesince;
“1-Davacının Almanya sigortasına giriş yaptığı … tarihinin Türkiye’de sigortalılık başlangıç tarihi olarak tespitine,
2-Davacının yaşlılık aylığı bağlanması talebinde bulunduğu … tarihini izleyen aybaşı olan … tarihinden başlamak üzere 506 sayılı yasanın geçici 81. maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazandığının ve davacıya ödenmeyen aylıklarının yasal faizi ile ödenmesi gerektiğinin tespitine,” karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde, davacı hakkında yasaya uygun şekilde işlem yapıldığını davacının talep edilen tarihte tahsis şartlarını yerine getirmemesi nedeniyle davalı Kurum işleminde herhangi bir hatanın mevcut olmadığını beyan ile kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun, …. sayılı anılan kararında belirtildiği üzere; Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin 29’uncu maddesinin 4’üncü bendinde, “Bir kimsenin Türk sigortasına girişinden önce bir Alman Rant Sigortasına girmiş bulunması halinde, Alman Rant Sigortasına girişi, Türk sigortasına giriş olarak kabul edilir.” hükmüne yer verilmiş ise de bu hüküm, sözleşmenin 27’inci ve 29’uncu maddeyle bir bütün olarak yorumlanmadıkça tek başına uygulanamaz. Nitekim 29’uncu maddenin 3’üncü bendinde, 27’inci maddeye yollamada bulunularak, “…ancak, sözleşmenin 27’inci maddesine göre bir aylık veya gelir talep etme hakkının mevcut olması halinde, aşağıdaki hükümler uygulanır.” denmektedir. Kaldı ki, sözleşme hukukunda, sözleşme bir bütün olarak yorumlanıp aleyhe ve lehe olan hükümler birlikte uygulanır. Bu ilke, özel hukuk sözleşmelerinde olduğu gibi sosyal güvenlik sözleşmeleri bakımından da geçerlidir.(Yargıtay Kararları Dergisi, Cilt 28, Sayı 5, Mayıs 2002, s. 685-686.)
Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde, anılan sözleşme hükmünün uygulanabilmesi, Türkiye Cumhuriyeti ile Federal Almanya Cumhuriyeti arasında imzalanan sosyal güvenlik sözleşmesi kapsamında, Türkiye’de sigorta başlangıcına esas olan Alman Rant Sigortasına giriş tarihinin, 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanılması ile mümkündür.
Öte yandan; 11/09/2014 tarihli Mükerrer Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6552 sayılı Kanunun 29’uncu maddesi ile 3201 sayılı Kanunun 5’inci maddesinin beşinci fıkrasına “Ancak uluslararası sosyal güvenlik sözleşmelerinde Türk sigortasına girişinden önce âkit ülke sigortasına girdiği tarihin Türk sigortasına girdiği tarih olarak kabul edileceğine ilişkin özel hüküm bulunan ülkelerdeki sigortalılık sürelerini borçlananların âkit ülkede ilk defa çalışmaya başladıkları tarih, ilk işe giriş tarihi olarak kabul edilir.” cümlesi eklenerek; yurtdışında ilk defa çalışmaya başlayanların bu çalışmalarının ilgili sözleşme kapsamında Türkiye’de sigorta başlangıç tarihi olarak kabul edilebilmesi 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanma yapma şartına bağlanmıştır.
Eldeki davada, davacının … tarihinden itibaren gebelik/analık koruması başlangıcı ile yurtdışı sigortalılığı bulunduğu, gelir bağlama kararına göre sigortalılık başlangıcının gelir düzeltme kararı ile … alındığı, davacının … tarihleri arası 5570 gün karşılığı süreyi borçlanarak prim miktarın… tarihinde ödediği, davacının vekilinin belirttiği tarih ya da kurumun kabul ettiği tarih olsun aylık bağlama koşulları bakımından 506 sayılı yasanın 60 a ve b ile geçici 81 A maddesi şartlarını taşıdığı yani 20 yıldan fazla sigortalılığı, 5000 günden fazla primi ödenmiş süresi olduğu, tahsis talep tarihi … e göre 20 yılı aşkın sigortalılık süresi olduğu, Kurumunda muarazayı kesin dönüş yönünden çıkartmadığı, kanun değişikliğinden önceki tahsis istemini reddettiği için kabul etmediği ancak davacı tarafın tahsis talebinden kısa süre sonra kanun değişikliği yapıldığı gibi davacı vekilinin makul sürelerde … tahsis talep tarihine göre aylık bağlanmasını istediği, diğer koşulların tamam olduğu anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık, tahsis talep tarihiyle ilgili olup davacı … tarihinde borçlanma bedelini ödediğine göre, içtihat haline gelmiş Yargıtay uygulaması da dikkate alındığında Türk-Alman Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin uygulaması gereğince yurtdışı rant sigortası başlangıcı sigortalılık başlangıcı kabul edildiğine göre kanunda yapılan değişiklikle bu konuya açıklık getirilmesi karşısında kurumun daha önce yapmadığı işlemleri bu kez kanun hükmüyle açıkça amir hüküm olarak belirtildiği için muaraza çıkarmadan yaptığı, kanun değişikliği olmasaydı da sosyal güvenlik sözleşmesi gereğince işlemin yapılması gerektiği, hukuki değerlendirmenin hakim tarafından yapılacağı da gözetildiğinde dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
SGK vekili, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabule hükmedilmesinin hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını istemiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Yurtdışında çalışan Türk vatandaşlarının yurtdışında geçen hizmetlerinin borçlandırılarak, ülkemiz sosyal güvenlik mevzuatında malullük, yaşlılık ve ölüm hallerinde Türkiye’de geçmiş hizmet gibi değerlendirilmesini sağlamak amacıyla kabul edilen 3201 sayılı Yasa hükümleri uyarınca borçlandırılan sürelere dayalı olarak hangi şartlarda aylık bağlanacağı anılan Kanunun 6. maddesinde belirlenmiştir. Tahsis yapılabilmesi için aranan koşullardan birisi, yurda kesin dönülmüş olmasıdır.
Kesin dönüşün, aylık tahsis talebinde bulunanların yurtdışındaki çalışmalarının sona ermesini, ikamete dayalı bir sosyal sigorta ya da sosyal yardım ödeneği almamaları durumunu ifade ettiği; “sosyal sigorta ödeneği” deyiminden, çalışma yaşamı süresince karşılaşılan hastalık, iş kazası, meslek hastalığı veya işsizlik gibi riskler nedeniyle iş göremezlik veya işsizlik gibi adlar altında yapılan ödeneklerin amaçlandığı; “sosyal yardım ödeneği” ibaresinin ise bulunulan ülke mevzuatı kapsamında, geçimlerini sağlayacak hiçbir gelirleri olmayan veya mevcut gelirleriyle geçimlerini sağlamakta güçlük çeken kişilerin asgari geçim düzeyi ile sınırlı olmak üzere geçimlerinin sağlanması amacıyla kamu kurum ve kuruluşları tarafından muhtaçlık durumuna ve süresine göre ödenen, ikamet şartına bağlı nakdi yardımlar anlamını taşıdığı kabul olunmaktadır. Ne var ki, “kesin dönüş” ifadesi, mutlak anlamda, yurtdışında bulunduğu ülkeden Türkiye’ye döndükten sonra tekrar yurt dışına çıkış yapmama şeklinde değerlendirilemez. İkamet şartına bağlı olmayan nitelikte sosyal sigorta veya sosyal yardım ödeneği alanlara, anılan koşulun gerçekleştiğinin kabulü ile aylık bağlanabilecektir. Aksi yöndeki düşünce, Anayasamızın 23. maddesi ile güvence altına alınmış olan “Yerleşme ve seyahat hürriyeti”nin; İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmeye (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine) ek 4 nolu Protokolün 2. maddesi ile tanınmış “Serbest dolaşım özgürlüğü”nün ihlali sonucunu doğuracaktır. 3201 sayılı Kanunun 6. maddesinin B bendi ile tekrar yurtdışına gitmek değil, yabancı ülke mevzuatına tabi olarak çalışmak ve ikamete dayalı sosyal sigorta veya sosyal yardım ödeneği almak, aylığın kesme nedeni olduğu belirtilmiş; 3201 sayılı Kanuna göre yaşlılık aylığı bağlanıp altı aydan daha uzun süre yurtdışında bulunmuş olanların, yurtdışında çalışıp çalışmadıklarını ve ikamete dayalı bir sosyal sigorta veya sosyal yardım ödeneği alıp almadıklarını “3201 sayılı Kanuna göre aylık alanlara mahsus yoklama belgesi” vererek, aylıklarını almaya devam edebilecekleri, Yurtdışında Geçen Sürelerin Borçlandırılması ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin 14. maddesi ile hüküm altına alınmış olup, yurtdışında uzun süre kalmak, tek başına bir aylık kesme nedeni teşkil etmemektedir.
Ayrıca, yurtdışında geçen çalışmalar sonucu o ülkenin sosyal güvenlik sisteminden hak kazanılan yaşlılık ya da malullük aylığının bir sonucu olan ve ikamete dayalı bulunmayan sosyal sigorta veya sosyal yardım niteliğindeki edimlerden yararlanmak, yurtdışından kazanılmış olan sosyal güvenlik hakkının en doğal sonucu olup, bu haktan feragat anlamı çıkacak şekilde bir “kesin dönüş” tanımı yapılması, sosyal güvenlik hakkından feragat edilemeyeceği olgusunun göz ardı edilmesi sonucunu da doğuracaktır.
Eldeki davada, dairemizin geri çevirme kararı sonrasında gönderilen belgelere göre, … tarihinden sonra …tarihine kadar “…” olarak kayıtlı bulunan sürelerin var olduğu, fakat davacının 10.07.2014 tarihi itibari ile kesin dönüş yapıp yapmadığı hususunun dosya arasındaki belgelerden tam olarak araştırılmadığı anlaşılmakta olup, 3201 sayılı Kanunun 6. maddesi gereğince, borçlanılan süreler gözetilerek yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için, davacının yurtdışındaki çalışma veya ikamete dayalı yardım ilişkisinin sona erip ermediğinin araştırılması ile, belirtilen bu sürelerin, ikili Uluslararası Ek Sözleşme hükmü kapsamında,, uzun vadeli sigorta kollarından olan malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından Alman rant sigortasına giriş niteliğinde bir sigortalılık süresi olup olmadığının usulünce yapılacak araştırma (gerekirse davalı Kurumun Yurtdışı Tahsisler Daire Başkanlığından sorulup, dayanak Alman sigorta merci kayıtları ve görüş yazılanda celbedilerek) sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak, ilk derece mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk derece Mahkemesine gönderilmesi ile kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.10.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.