YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1480
KARAR NO : 2020/4970
KARAR TARİHİ : 28.09.2020
Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma ilamından sonra asıl dava yönünden kabulüne, birleşen dava yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum ve davalılardan … San. Sit. Koop. Başkanlığı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Kusur raporlarının, 506 sayılı Yasa, 4857 sayılı Yasanın 77. ve İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğünün 2. maddelerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. 4857 sayılı Yasanın 77. maddesi; “İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler, işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, Yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar…” düzenlemesini içermektedir. Anılan düzenleme, işçiyi gözetim ödevi ve insan yaşamının üstün değer olarak korunması gereğinden hareketle; salt mevzuatta öngörülen önlemlerle yetinilmeyip, bilimsel ve teknolojik gelişimin ulaştığı aşama uyarınca alınması gereken önlemlerin de işveren tarafından alınmasını zorunlu kılmaktadır. İş kazasının oluşumuna etken kusur oranlarının saptanmasına yönelik incelemede; ihlal edilen mevzuat hükümleri, zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkat yükümüne aykırı davranışın doğurduğu sonuçlar irdelenip, kusur aidiyet ve oranları gerekçeleriyle ortaya konulmalıdır.
Eldeki dava dosyası incelendiğinde 13.02.2017 tarihli bozma ilamından sonra alınan kusur raporuna göre işveren … San. Sit. Koop. Başkanlığı % 90 oranında, kazalının ise % 10 oranında kusurlu oldukları, davalılardan …’in işveren adına ve hesabına işin veya görülen hizmetin bütününün yönetim görevini üstlenme durumu olmadığı bundan dolayı da işveren vekilliği sıfatının bulunmadığı, diğer davalı … yönünden ise Koop. başkanlığı sıfatı ile tüzel kişilik adına iş yaptığı ve dolayısıyla yönetimde görev alması nedeniyle işveren vekillliği sıfatının olduğu ancak her iki davalı yönünden ceza davasında kesinleşmiş mahkumiyetlerinin olmadığı bu nedenle hukuk davasında sorumluluğun tüzel kişilikte (koop’te ) olduğu değerlendirilmiş ise de alınan raporun tazminat dosyasında hükme esas alınan kusur raporu (… San.Sit Koop Başkanlığı % 40, davalı … % 40 ve kazalı % 20 oranlarında kusurlu oldukları ) ile arasındaki çelişkinin giderilmemiş olması nedeniyle bozma gereğinin yerine getirilmediği anlaşılmıştır.
Birleşen dosya yönünden davalılar … ve … yönelik davada % 90 talep üzerinden dava açılıp bozma öncesi 30.10.2014 tarihli ilamla davanın kabulüne karar verilmesi ve hükmün davalılardan … tarafından temyiz edilmemesi karşısında miktar itibariyle … yönünden Kurum lehine oluşan usulü kazanılmış hakkın gözetilmemesi, diğer yandan … üçüncü kişi olması yönündeki yaklaşım yerinde ise de ve bozma sonrası hükme dayanak kılınan raporda davalı …’e kusur izafe edilmemiş olmakla birlikte şantiye şefi olduğu ve kaza günü Konya’ya gittiği yönündeki dosya içeriğindeki olgularda irdelenerek bu kapsamda kusurlu bulunup bulunmadığı hususu incelenmeden ve gerekçelendirilmeden hakkındaki davanın reddine karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur.
Ayrıca bozmadan sonra alınan 11.03.2019 tarihli kusur raporunda davalılardan …’in işveren vekili olarak kabul edilmesine rağmen bu husus mahkemece araştırılıp belirlenmeksizin ne varki dayanak kılındığı raporun aksine olarak birleşen davanın onun yönünden de reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
Mahkemece, davalılardan … şantiye şefi olarak ve kaza günü …’ya gittiği yönündeki dosya içeriğindeki beyanlarda dikkate alınarak, …’in üçüncü kişi olarak davaya konu olayda kusurunun bulunup bulunmadığı ve …’in işveren vekili olup olmadığı araştırılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Açıklanan sebeplerle davacı kurum ve davalı … San. Sit. Koop. Başkanlığı vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan … San. Sit. Koop. Başkanlığı’na iadesine, 30/12/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.