YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2014
KARAR NO : 2020/5420
KARAR TARİHİ : 05.10.2020
Bölge Adliye
Mahkemesi : …Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
Dava, davacının Bağ-Kur sigortalığının iptali tespiti ve Sigortalı olarak hizmetinin tespiti ve emeklilik aylığının yeniden hesaplanarak bağlanmasını istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince davalı Kurum vekinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine; hükmün Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın, taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Bağ-Kur sigortalılığı ile çakışan dönemdeki SSK sigortalılığının iptal edilmesi nedeniyle mağdur olduğunu ve hak kaybına uğradığını, iptal edilen SSK’na tabi sürelerin emekliliğine sayılmasına, bu dönemdeki Bağ-Kur sigortalılığının iptali ile yatırmış olduğu primlerin yasal faiziyle birlikte iadesine, fark aylıkların emekli olduğu tarihten itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
II-CEVAP
Davalı Kurum vekili; davacının 01.09.1981 – 31.03.1991 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalısı olduğunu, sosyal güvenlik sisteminde çifte sigortalılığa yer verilmesidiğinden, Bağ-Kur sigortalılığı ile çakışan SSK’na tabi hizmetlerinin iptal edildiğini, 31.10.2005 tarihli tahsis talebine istinaden, 2829 sayılı Yasa gereği 04.07.1972 – 04.03.1974 tarihleri arasındaki kısmi askerlik borçlanması, 01.09.1981 – 31.03.1991 süresi Bağ-Kur ve 01.04.1991 – 10.01.2005 tarihleri arasındaki SSK’na tabi hizmetleri olmak üzere, toplam 6453 prim ödeme gün sayısı üzerinden davacıya yaşlılık aylığı bağlandığını, davacının çakışan hizmetlerinin bulunması halinde önceden başlayan sigortalılığına değer verilmesi gerektiğini, Kurumca yapılan işlemlerde hukuka aykırı bir yön bulunmadığını ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
…14. İş Mahkemesi, “…Mahkemece yapılan yargılama sonucu, “Davanın kısmen kabulüne,
Davacının 01/09/1981-31/03/1991 tarihleri arasındaki zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı nedeniyle bu döneme ilişkin olarak iptal edilen 506 Sayılı Kanuna tabi sigortalı çalışmalarının yaşlılık aylığında esas alınmasına mahal bulunmadığından SGK nın işleminin bu yönden iptalinin gerekmediğine, bu nedenle Bağ-kur’a tabi hizmetlerinin iptal edilip bu süreler için yatırılan primlerin yasal faizi ile iadesine mahal bulunmadığına,
31/10/2005 tarihli tahsis başvurusunda dikkate alınmayan ve Bağ-kur hizmeti dışında kalan toplam 478 günlük 506 sayılı Kanun’a tabi hizmetlerin de dikkate alınarak yaşlılık aylığının buna göre hesaplanması ve tahakkuk edecek fark aylıklarının yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine,
” karar verilmiştir.
B-BAM KARARI
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi, “… davacının 01.09.1981 – 31.03.1991 tarihleri arasında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayıldığı süreler içinde kalan ve çakışan 506 sayılı Kanuna tabi çalışmalarına değer verilemeyeceği, ancak Kurumca 01.11.2005 tarihinden itibaren bağlanan yaşlılık aylıklarının hesabında zorunlu Bağ-Kur hizmetleri dışında kalan 248596.06 sicil sayılı işyerinde 09.07.1996 – 06.10.1997 tarihleri arasında geçen toplam 448 günlük çalışmaları ile 1208180.35 sicil sayılı işyerinde 03.03.2004 – 10.01.2005 tarihleri arasında geçen çalışmalarından 30 günlük çalışmalarının dikkate alınmadığı anlaşılmakla, davacıya 31.10.2005 tarihli tahsis başvurusunda nazara alınmayan toplam 478 günlük SSK’na tabi çalışmalarının da dikkate alınarak, yaşlılık aylığının buna göre hesaplanması ve bu hesaplamaya göre çıkacak fark aylıklarının 01.11.2005 tarihinden itibaren davacıya faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğine ilişkin ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, ancak davanın ağırlıklı olarak reddine karar verilmiş olmasına karşın, yargılama giderlerinin takdirinde isabetsizlik ve çelişki bulunduğu anlaşılmakla, davacı vekilince sunulan süre tutum dilekçesinde istinaf sebep ve gerekçesine yer verilmemesi ve sonrasında gerekçeli istinaf dilekçesinin düzenlenmemiş olması karşısında, HMK’nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca başvurunun esastan reddine, davalı SGK Başkanlığı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile yargılama giderlerinin dağılımında belirlenen aykırılığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HMK 353/1-b.2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
HÜKÜM: 1- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b.3 maddesi uyarınca esastan reddine,
2- …14. İş Mahkemesi’nden verilen 13.06.2017 tarih, 2015/6 Esas ve 2017/212 Karar sayılı kararına yönelik davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile; hükmün Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına;
2-)Davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine,
Davacının yaşlılık aylığında nazara alınan 01.09.1981 – 31.03.1991 tarihleri arasındaki 1479 sayılı Yasa kapsamındaki hizmetlerinin iptali ile, çakışan dönemdeki 506 sayılı Yasa kapsamındaki SSK sigortalılığının tahsiste dikkate alınmasına ilişkin talebin reddine,
Ancak davacının 31.10.2005 tarihli tahsis başvurusunda, Bağ-Kur hizmeti ile çakışmamasına karşın, tahsiste nazara alınmayan 248596.06 sicil sayılı işyerinde 09.07.1996 – 06.10.1997 tarihleri arasında geçen toplam 448 günlük çalışmaları ile 1208180.35 sicil sayılı işyerinde 03.03.2004 – 10.01.2005 tarihleri arasında geçen çalışmalarından 30 günlük çalışmalarının (toplam 478 günlük SSK sigortalılığının) dikkate alınarak yaşlılık aylığının buna göre hesap edilmesi ve tahakkuk edecek fark aylıklarının yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine, ..” karar vermiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Taraf vekillerince, …10. Bölge Adliye mahkeme kararının usul ve kanuna aykırı olması nedeni ile kararın bozulmasını istemiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin tüm, davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dosya kapsamı incelendiğinde, Davacının değirmencilik faaliyeti nedeniyle vergi kaydına dayalı olarak 1479 sayılı Yasa kapsamında Esnaf Bağ-Kur sigortalısı olduğu, 31.10.2005 tarihinde tahsis talebinde bulunması üzerine 2829 sayılı Yasaya göre vergi kaydı olan ve SSK sigortalılığı ile çakışan dönemdeki Bağ-Kur sigortalılığına geçerlik tanıyan Kurum işlemine itiraz etmeksizin, çıkarılan prim borcunu ödedidiği, son 7 yılda fazla olan hizmetinin 506 sayılı Yasa kapsamındaki hizmeti olması nedeniyle, 330 gün askerlik borçlanması, 3450 gün Bağ-Kur Hizmeti, 2673 gün SSK hizmeti olmak üzere toplam 6453 gün üzerinden 01.11.2005 tarihinden itibaren 506 sayılı Yasa’ya göre yaşlılık aylığı bağlandığı, sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılığa yer verilmemesi nedeniyle, Kurum işleminin mevzuata uygun olduğu, davacının 01.09.1981 – 31.03.1991 tarihleri arasında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayıldığı süreler içinde kalan ve çakışan 506 sayılı Kanun’a tabi çalışmalarına değer verilemeyeceği, ancak Kurumca 01.11.2005 tarihinden itibaren bağlanan yaşlılık aylığının bağlandığı,
24.02.2020 tarihli Geri Cevrilme kararı ile davacıya ait 248596.06 sicil sayılı işyerinde 09.07.1996–06.10.1997 tarihleri arasında geçen toplam 448 günlük çalışmaları ile 1208180.35 sicil sayılı işyerinde 03.03.2004–10.01.2005 tarihleri arasında geçen çalışmalarından 309 günlük çalışmalarının tahsis talebi ile birlikte yaşlılık hesaplanmasında dikkate alınıp alınmadığı hususunda ilgili Sigorta İl Müdürlüğünden sorulduğu, gelen cevabi yazıta belirtilen sürelerin Mükteza tablosuna işlenerek sigorta gün hesabına dahil edildiği belirğin olduğu anlaşıldığından, bu yöndeki istemin reddi gerekir.
Bölge Adliye Mahkemesince, açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve …Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddine hükmü bozulmalıdır.
SONUÇ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının, HMK’nın 373/2 maddesi gereğince BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.10.2020 gününde karar verildi.